mutlaka ile cümle
mutlaka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Anne ve/veya babası kısa olanlarda mutlaka düşünmek gerekir.Det er Mor og Far, der ikke kan blive enige om de mindste ting.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Bananen inddeles i fire forskellige sorter.
İnterstadiyal iklim nispeten sıcak olabilir, ancak bu mutlaka öyle değildir.Nu skulle man tro af varmen let ledes nedad, men det er ikke tilfældet!
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Der skal ske noget.
Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır.Staten må heller skabe enighed med de undertrykke.
Aziz Stephen Katedrali: Şehrin mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerinden biri.I hjertet af byen står Skt. Magnus Katedral, som man kan se langt fra.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.«Disse flyrutene blir borte».
Mutlaka ona da bahşiş verilir.Den er også utgitt som tegneserie.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Arten har blitt plassert i minst fire ulike slekter.
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.Etter hvert dro han til Europa, der han hadde opphold i Sveits og Portugal.
Aslında bobin adı verilen elemanın mutlaka klasik sargı olması da gerekmez.Navn i parentes er ikke nødvendigvis offisielle norske gruppenavn.
Önemli nokta, her denklemin 5 değişkenden 4' ünü mutlaka içeriyor olmasıdır.Merk at hver av ligningene inneholder fire av de fem variablene.
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.Forget vil få Forth til å glemme det ordet du ber den om i tillegg til alle ord som er definert etter dette.
Hayvan mutlaka Tanrı'nın adı anılarak kesilmelidir.Gud lar mennesket navngi alle dyr.
Kullanmakta olduğunuz bir ilaç varsa mutlaka doktorunuza danışılmalıdır.Det er viktig å påpeke at slike medikamenter kun må brukes etter samråd med din lege.
Bir de; olumsuz eleştiri mutlaka olacaktır, olmalıdır.I stedet er det en aversjon (sterk misliking).
Bir virüs yayılıma devam edebilmek için mutlaka bir konağa tutunmalıdır.De holder et løfte om å stoppe Umbrella en gang for alle.
Bunun Yanı sıra Yörede yapılan Tandır Ekmeğide mutlaka tadılması gereken lezzetlerdendir.Ved å spise honning får vi dessuten i oss sporstoffer som kroppen trenger.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Innad i hver region er det rom som blir separert av dører.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Mange medikamenter blir også brukt i behandling av angst.
Yumurtlama işlemi bittikten sonra yumurtalar mutlaka ayrı akvaryuma alınmalıdır.Etter at risen er høstet, må agnene skilles fra kornet.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.Rådfør deg med legen om dette.
"Dünyaya baktığında iyi işler yapanlarda mutlaka dört-beş sene ara var.Når det brukes riktig, kan ett mensbeger holde i 5-10 år.
Özellikle büyük, yaşlı ve kutlu sayılan ağaçların mutlaka bir İyesi vardır.Spesielt store, fargerike eller sjeldne arter er særlig ettertraktet.
İlacın kullanılması ve doz ayarlanması mutlaka uzman doktor kontrolünde yapılmalıdır.Alle kuler og hevelser bør undersøkes av lege.
Kuran’ın oluştuğu devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kuran’da mutlaka belirtilmiş olurdu.Når noen har fattet en bestemmelse (har bestemt noe) har de fattet et vedtak.
Renkli olsa bile taban mutlaka siyah yapılır.I tillegg aksepteres altså fargen sort.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Film ini jelas layak untuk ditonton.
Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti.Lalu, Khubaib berkata, "Seandainya bukan, karena dikira takut mati, maka Aku akan menambah jumlah rakaat."
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.Ia dipercaya memiliki kekuatan spiritual.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Sekecil apa pun saya harus melakukan sesuatu.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Kalau kamu tidak menentangnya, kamu akan habis ditindasnya.
Allah’a yemin olsun Resulullah’ın yaptığını gördüğüm bir işi terk etmem, mutlaka onu yaparım.Aku bersaksi bahwa tiada tuhan selain Allah; Dia tidak berpasangan; dan aku adalah utusan-Nya.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Tiap-tiap rumah juga memasang bendera merah putih di halamannya.
Ama dışarıda bulunan her köylümüzün köye ait özlemi mutlaka vardır.Sarana Ibadah tiap-tiap Masjid di wilayah Desa juga tak ketinggalan mendapatkan bagian.
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.Namun, setelah meminumnya mereka menjadi mabuk.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.Tidak ada pekerja yang diperintahkan untuk mengenakan masker pelindung.
Bu ikili birbirlerinin filmlerinde mutlaka görünmektedirler.Keduanya bergantian antara satu sama lain selama video.
Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka bir şeyler bekliyorlar.Di sepanjang jalan banyak dipasang poster yang menganjurkan warga untuk memilih.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.Chúng tôi sợ những chiếc trực thăng của họ."
Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti.Có lúc cô ta không có đủ thời giờ để nghỉ trưa.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Một số axit được sử dụng làm thuốc.
Yemekten önce hafif aparatif bir alkollü içecek, yemekten sonrasında ise mutlaka bir kahve söylenir.Tốt nhất là hãy ăn nhẹ một chút gì đó trước khi uống sữa.
İyi oynadığında mutlaka kaptanlığı alacaktır.Khi đánh bại tướng, người chơi sẽ nhận được vàng.
Çünkü Yahudi geleneklerine göre sekiz günlükken sünnet olan bir çocuğa mutlaka bir isim takılır.Bởi vì người Do Thái không ăn ẩm thức có men trong vòng tám ngày.
Bu konuda da mutlaka başarılı olacağız.Vì thế, chúng tôi tin chắc rằng chúng tôi sẽ thành công.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Cần có tài khoản để xem phim.
Zorda kalmadikca savasmaz savasirsa da mutlaka kazanir.Nếu không có ông, trận ấy Cao Hoan phải chịu thất bại là chắc chắn.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Nguyễn Hoàng, ...
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Dù có hơi miễn cưỡng nhưng cô vẫn đồng ý ăn tối với anh.
Bütün yollar denenecek ve Sivasspor mutlaka ikinci ligde oynayacaktır.Vòng 2 Tất cả các đội bóng thi đấu một trận sân nhà và sân khách, có thể có trận thứ ba trong trường hợp hòa.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'信仰することによる向上は存在しないということである。
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.機体を降下させなきゃいけない」などと叫んだ。
Mutlaka sinirlenip gitmiştir" dedi.だから差し込まれてしまう」と語っている。
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.もしそれをやめないなら、必ずあなたを石打ちにするであろう。
(Hac : 1,7, 55) ...O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir.行政対応のタイミングの逸失(この時点で すべきであったのに しなかった)。
Şedim takıntı de sebep olabilir, ancak mutlaka kötülük değildir.また神事ではない祝辞の場合にはいやさかでも間違いではない。
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.各階の各部屋にも置かれている。
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.やらなければならないことがある。
Evet, mutlaka bir tane yapacağım.〜してまう1 〜してもらう。