mutlaka ile cümle
mutlaka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.Ze verbleef met haar familie zelfs een tijdje in Zwitserland en Iran.
Ve böyle durumlarda mutlaka duyuru yapılmaktadır.Die informatie moet dus op de een of andere manier doorgegeven worden.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Deze soort bestaat uit vier ondersoorten.
Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.A oddawszy im pokłon do ziemi, rzekł: "O Panie, jeśli darzysz mnie życzliwością, racz nie omijać Twego sługi!
Verdiği sözleri mutlaka tutar.Czynią więc to, co on im każe.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Niestety, jestem zbyt zajęty, aby być na tym spotkaniu.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Służyły one do rzucania (miotania).
Tonio, Canio'ya temsil sırasında Nedda'nin sevgilisini mutlaka kendini ele vereceğini söyler.Tonio zapewnia Cania, że w czasie przedstawienia kochanek Neddy na pewno się w jakiś sposób zdradzi.
Kuran’ın oluştuğu devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kuran’da mutlaka belirtilmiş olurdu.Jeśli znak he (へ) występuje w funkcji partykuły, zapisywany jest jako e, a nie he (jak w nihon-shiki).
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Niektóre gorące źródła wykorzystywane są w lecznictwie.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.W każdym wypadku należy skonsultować się z lekarzem.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Każde wykonane zadanie będzie wpływało na zysk drużyny.
Uygulamada eğim mutlaka %5'in üzerinde olmalıdır.Częstość powikłań w momencie założenia nie powinna wynosić więcej niż 5%.
Aynı erkek de mutlaka genç, güçlü ve cezbedici olmak isteyecektir.Będzie musiał też stoczyć walkę z samym sobą – młodszym i bardziej bezwzględnym.
Bu nedenlerle epilepsiye mutlaka müdahale edilmelidir.Z tego powodu Epiroci postanowili coś z tym zrobić.
Cumhurbaşkanının mutlaka Kıbrıs kökenli olması gereklidir.Niewątpliwie przywódcą trzeba się urodzić.
Öyleyse, elde edilmiş olan sonuç, yaşam ağacının mutlaka varacağı son nokta değildir.Muszę ostatecznie dojść do wniosku, że nie będę w stanie aż do następnego życia!
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Mikołaj Beljung, właśc.
Her bölümde mutlaka konuşur.Występuje w każdym odcinku.
Ancak bu hastalığa yakalananlar mutlaka psikoloğa gitmelidirler.Osoby chore na tę chorobę powinny być pod kontrolą okulisty.
Bu eklentiyi kullanabilmek için mutlaka Gmail elektronik posta hesabı olması gerekir.Aby móc skorzystać z usługi musimy być posiadaczami konta Gmail.
Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.Ponadto należy skontaktować się z lekarzem.
Çerimoya saklanırken bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.Poprzez ukrycie krypt zapomniano o nich.
Parçalar mutlaka birbiriyle uyumludur.Elementy te układają się równolegle do siebie.
Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır.Mogą również współpracować w pewnym zakresie z jednostkami rządowymi.
Korunmasız bir kadın için böylesi dehşetli bir dünyada yaşamanın zorluğunu bilen vardır mutlaka.Szybko zdaje sobie sprawę, że w tym piekle ma nikłe szanse na przeżycie.
Siz, Cehennemde mutlaka zakkum ağacından yiyeceksiniz.Ja, ni skall få skåda helvetets eld!
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Jag måste göra något!
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.Väl där dricker de sig så småningom berusade.
Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.Hon ska då ha blivit botad.
Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti.Ett försök gjordes på förmiddagen men fick avbrytas och paus togs för lunch.
Hastalanan kişinin tanısı konulduktan sonra mutlaka en az 6 ay süreyle ilaç tedavisi görmesi gerekmektedir.Läkemedlens effekt syns knappast förrän efter minst 6 månaders behandling.
Hayvan mutlaka Tanrı'nın adı anılarak kesilmelidir.Vi människor har, på grund av synden, ett behov av att bli försonade med Gud.
Bayram namazlarından sonra mutlaka mezarlık ziyareti yapılır.En annan del av högtiden är bön på begravningsplatsen.
Eşcinsel evliliğin mutlaka yasal hale gelmesini savunan az sayıda sağcı isimlerdendir.Det är viktigt för bedrägerioffer, även barn, att bestrida på ett juridiskt riktigt sätt.
Tüm temsiller mutlaka gece yarısından önce biter.Striderna avslutades inte förrän vid midnatt.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.För andra betydelser, se Córrego do Encontro.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.De måste ha trampats ner av hästarna."
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Dessa personer får man sedan följa i filmen.
Çerimoya saklanırken bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.Vid läsningen av dessa kväden måste man ta hänsyn till detta.
(Hac : 1,7, 55) ...O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir.A Day Before Tomorrow (рос.)
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.«Необхідно щось робити!
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.Мав визначну фізучну силу.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Певні сподівання покладають на препарати іпідакрину.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.Однак іноді використовується один рядок.
Juliet, kız kardeşiyle vedalaşır ve doğumdan önce mutlaka geri dönüp yanında olacağını söyler.У прощанні брата з сестрою відчувається, що він ніколи не повернеться додому.
Keşkek her bayramda mutlaka her sofrada olan vazgeçilmez yemektir.Спільним є те, що при випічці в кожен пиріг обов'язково ховається монетка.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Ареал складається з чотирьох дрібних популяцій.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Кожен гравець має рівні шанси на перемогу.
İyi oynadığında mutlaka kaptanlığı alacaktır.За успішні дії отримує звання капітана.
Oyunda bir komutan mutlaka ölür.Персонаж не може померти під час гри.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.Тобто терористам повідомили, що летить літак».
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.Відповівши, ні — визнала б свою провину.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Lubinia Mała, нім.
Yarın mutlaka geleceğim.Завтра я прийду обов’язково.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'Věřící pak nejsou povinni jej uznávat.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.V každém případě konzultujte s lékařem.
Adettendir, mutlaka yüklü bir bahşiş verilerek kapı açtırılır.Na zárubni je pomocí závěsů (pantů) zavěšeno křídlo dveří.
Böylece anlarız ki her fi ifadesinde en az bir değişkenin değeri mutlaka 1'e eşit olur.Pak tedy v každém protipříkladu musí být alespoň jedna proměnná větší než tisíc.
Ancak bu klipsler mutlaka inox malzemeden olmalıdır.Nové jádro nemusí nutně být Linuxové.