mutlaka ile cümle
mutlaka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Allah’a yemin olsun Resulullah’ın yaptığını gördüğüm bir işi terk etmem, mutlaka onu yaparım.Halte den Boten, den ich dir gesandt habe, um (dich und dein Land) zu sehen, nicht auf.
Düzgün sonlandırma yapılmalı (ağ mutlaka kapalı bir yol izlemelidir).Vielmehr solle er sich glücklich schätzen, wenn er über Besonnenheit verfüge.
Ancak mutlaka özel bir eğitimden geçilerek yapılmalıdır.Der Anflug darf nur mit einer besonderen Ausbildung durchgeführt werden.
Siz, Cehennemde mutlaka zakkum ağacından yiyeceksiniz.So ließ ich mitten in dir ein Feuer ausbrechen, das dich verzehrt hat.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Wenn sie nicht fressen, verstecken sie sich unter Steinen.
Bir mekânı oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanmış olması gerekmez.Wie bei den Städten traf dabei nicht jedes Kennzeichen auf jede Ortschaft zu.
Parçalar mutlaka birbiriyle uyumludur.Die Teile sind kongruent zueinander.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Er muss etwas tun.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Einige Medikamente sind verschreibungspflichtig.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.Manchmal wird auch ein Plektrum genutzt.
Resmi dini olan bir devlet, seküler olmamasına karşın mutlaka teokratik olmak zorunda da değildir.Ein kirchliches Amt hat er, obwohl er Theologe war, anscheinend nicht bekleidet.
Tatlıses söylerken ben de bayan yorumcu olarak bunları mutlaka söylemek istiyorum derdim.Wäre ich homosexuell, hoffe ich, dass ich den Mut hätte, dies auch zu sagen.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Jedes Teilstück muss einen Spross mit Wurzeln besitzen.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Bei einem Unentschieden bekommt jede Mannschaft einen Gewinnpunkt.
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.Und so sie bereuen und sich bessern, so lasset ab von ihnen.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.In diesem Film sei dies besonders deutlich zu beobachten.
Mutlaka güncellenmeleri gerekir.Die Tage sind also nachzugewähren.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir."Zur Umsetzung der EU-Verpflichtungen sind nationale Luftreinhalteprogramme zu erarbeiten".
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Bischofsbad, ung.
Mutlaka ona da bahşiş verilir.Dazu gibt er ihr einen Freibrief.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Solch eine Gruppe besteht in der Regel aus nicht mehr als vier Individuen.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.Eine Rücksprache mit dem Arzt wird jedoch unbedingt empfohlen.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.Ein DPSI kann nicht UNIQUE definiert werden.
Tüm temsiller mutlaka gece yarısından önce biter.Alle Athleten müssen bis spätestens Mitternacht den Marathon beendet haben.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.In allen Kleidern haben sie einen deutlichen Überaugenstreif.
Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.Vom Täter wird eine Therapie verlangt.
Benden gerçeği aramamı talep edebilirler ama onu mutlaka bulmamı isteyemezler.On doit exiger de moi que je cherche la vérité, mais non que je la trouve.
Çamaşırlar bugün mutlaka tamamen kuruyacaktır zira havalar yeniden çok güzel.La lessive va certainement bien sécher aujourd'hui car il y a de nouveau vraiment du beau temps.
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.Chaque année, elle passe deux mois avec son père, soit en Russie, soit en Suisse.
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.Ne vous penchez pas tout à fait vers l'une d'elles, au point de laisser l'autre comme en suspens.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Et bien, ils seront emmenées (au Châtiment).
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Certains médicaments sont à éviter.
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.Mais ils pouvaient acquérir un pouvoir spirituel.
Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka bir şeyler bekliyorlar.Depuis l'arrivée, j'ai reçu de nombreux messages de gens qui ne m'en envoient jamais habituellement.
Zemin rengi mutlaka yeşil olmalıdır.Les terrains artificiels doivent être de couleur verte.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Chaque famille a son rouet.
Evet, mutlaka bir tane yapacağım.J’en voudrais avoir un.
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.S'ils picorent à tort, la récompense leur est interdite.
Zorda kalmadikca savasmaz savasirsa da mutlaka kazanir.La guerre étant inévitable, il convient de la gagner.
Bu cümle her Yıldız Savaşları filminde mutlaka en az on kere söylenmiştir.Cette phrase a été dite par au moins un personnage dans chacun des films des deux premières trilogies.
Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.Il faudra alors le soigner.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.Consulter son médecin est bien évidemment conseillé.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Quelque chose doit être fait.
Ama bütün toplumların yapılarında, kendi aralarında çatışan çelişkiler mutlaka vardır.Les fuyards peuvent, alors, se disputer, entre eux, la victoire d'étape.
Juliet, kız kardeşiyle vedalaşır ve doğumdan önce mutlaka geri dönüp yanında olacağını söyler.Elle lui dit au revoir en promettant de revenir avant de s'enfuir.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.La solution n'est pas nécessairement unique.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Les portées sont généralement de quatre petits.
Fakat sen mutlaka nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin herhangi bir engeli bana bildireceksin.Vous me direz tout le mal que vous voyez en moi et tout le bien que vous pourriez me dissimuler en vous.
Bir ağın mantıksal topolojisi, mutlaka fiziksel topolojisi ile aynı değildir.La topologie d'un réseau correspond à son architecture physique.
Her bölümde mutlaka konuşur.Il peut intervenir dans tous les départements.
Audioslave, mutlaka dinlenmesi gereken bir albüm.Je sais exactement quel genre d'album disque je veux créer.
Napar eder, mutlaka, her şeyi göze alıp elindeki malları birilerine satar.Qui que ce soit fera (ou peut faire) l'affaire. et de N'importe qui fait (ou faisait) l'affaire. ?
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Et si tu veux pas l'avaler, tu la recraches sur le chemin.
Fakat, geliştirim esnasında mutlaka bir metodoloji veya framework kullanmalısınız.Un référentiel méthodologique peut servir de cadre méthodologique ou de corpus.
Çok akıcı bir dille yazılan bu roman mutlaka okunmalıdır.La Grotte éclatée est un roman difficile à lire.
Kadılar Yokuşu ilçede mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisidir.Certains ne voient en Persépolis qu’un lieu réservé à des initiés.
“Amacımıza ulaşmak için, politik özgürlüklerin mutlaka diğer alanlardaki gelişmeye eşlik etmesi gerekir.«Para lograr este objetivo la libertad política debe acompañar al progreso material.
Oyunda bir komutan mutlaka ölür.Un guardia muere durante el juego.
Mutlaka sinirlenip gitmiştir" dedi.Él se ha convertido en el Intercesor».
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.«Prob. económicos obligan a retirar avión».