Aynı zamanda tek güzelliktir (Hüsn-i Mutlak).한편 문양(文樣)도 아름답다.
Evet, mutlaka bir tane yapacağım.한 명하고 할 것이냐?
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.무언가 해야 했다.
Temelde mutlaklık değil, izafilik (görecelik) söz konusudur.무상(無相)은 불교 용어로, 무상삼매(無相三昧)를 말한다.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...김정순 박희순 ...
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.단사 분해는 유일하지 않을 수 있다.
Mutlaka ona da bahşiş verilir.7:27, 28; 8:1 등) 그는 또한 역대기도 썼으리라 여겨진다.
Mutlak çoğunluğu almak çok zordur.미량으로 순수하게 얻기 어렵다.
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.만약 그들이 성공을 누리게 되더라도 곧장 그들 밑으로 부와 권력이 넘어가게 되는 거지."
Fakat, geliştirim esnasında mutlaka bir metodoloji veya framework kullanmalısınız.다만 나고야 행은 시간대에 따라 야마토야기 또는 쓰에 정차하는 경우가 있다.
Mutlak varlık anlamına gelir.기본적으로 본질을 의미한다.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.비행기를 타는 일도 힘들었다."고 밝혔다.
USB-C'yi uygulayan bir aygıt, mutlaka USB 3.1 veya USB Güç Dağıtımını desteklemez.USB-C를 구현하는 장치는 반드시 USB 3.1, USB 전력 전송, 얼터네이트 모드(Alternate Mode)를 구현할 필요는 없다.
Verdiği sözleri mutlaka tutar.오빠가 하는 말을 곧잘 따라한다.
Yine alüminyumun da elde edilebilmesi için cevherin mutlaka boksit formunda olması gerekir.또한 상황에 따라 배트맨을 런아웃 시키기 위해 수비수는 위켓을 다시 원상태로 복구할 수도 있다.
Bütün yollar denenecek ve Sivasspor mutlaka ikinci ligde oynayacaktır.각 조별 라운드로빈 방식으로 경기가 진행되었고, 각 조 상위 2명의 선수가 결선에 진출한다.
Demokrat Parti ilk defa halkın mutlak çoğunluğundan az oyla iktidardaydı.그리고 조선민주주의인민공화국이 처음으로 대한민국에서 개최된 대회에 참가했다.
Mutlak bir sayı değildir.하지만 WAR은 완벽한 수치가 아니다.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.그는 양쪽이 결투로 결판을 짓자고 제안했다.
Eğer mutlaka bir şey denecekse bir yönelimdir.하지만 뭔가에 있어 한번 결심을 내리면 그야말로 일직선.
Bundan kazanç sağlamanın mutlaka bir yolu olmalı!' düşüncesiyle hareket ediyorlar'" demiştir.만약 그렇다면 이 대상을 어째서 관찰되는 것이라고 이름하는가라고 물으므로 그것에 대하여 회통하여 답변한다."
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.쌀은 크게 4개의 품종으로 분류된다.
Hem görünür hem de mutlak kadir sınıfı ölçeğinde kadir sınıfı sayıs küçüldükçe yıldızlar daha parlak olur.절대 등급과 겉보기 등급 모두 수치가 작아질수록 밝은 별이며 수치가 클수록 어두운 별이다.
Düzgün sonlandırma yapılmalı (ağ mutlaka kapalı bir yol izlemelidir).정정(正定)은 올바른 선정(禪定)을 가리킨다.
Bizans devletinde imparator tek ve mutlak yöneticiydi ve gücünü ilahi kaynaklardan aldığı kabul ediliyordu.로마 제국 행정부에서 황제는 유일한 절대 군주였고 그 권력은 신에게서 비롯되었다고 간주됐다.
Devlet benim (l'État c'est moi) sözlerinden de anlaşılacağı gibi Fransa'yı mutlak monarşiyle yönetmiştir.프랑스에서는 타국의 사형제도를 야유하는 표현으로써 「무슈 드(해당 국가의 수도명)」이라는 말을 쓰기도 했다.
Çerimoya saklanırken bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.재처리를 한 후 보관을 할 시에도 이러한 점을 염두에 두어야 한다.
Geçerken bizim eve mutlaka uğra.너는 집에서 나의 전화를 기다려라.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.또한 EGLM은 총에 장착할 수도 있으며 원할경우 특별제작된 독립형 개머리판에 장착하여 사용할 수 있다.
Evet, mutlaka bir tane yapacağım." dedi.한 번 더 할 것이다.”라고 공언했다.
Bu sistemlerde mutlaka bir katılım ücreti bulunmaktadır.따라서 이 조직에서는 내재적 보상이 충분히 제공되어야만 한다.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.אנחנו חייבים לעשות משהו.
Önceleri çeyizlerde mutlaka bir sini olması gerekirdi.יש להניח כי קודם היה במקום אחר.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.חלק מהתרופות הפומיות אסורות לשימוש בהריון.
Av yapılırken mutlaka gizlenmek gerekir.לכן לאחר שנוצרו שלפוחיות, יש לחטא אותן.
Eğer mutlaka bir şey denecekse bir yönelimdir.הייתי בטוחה שאם תהיה לו אפשרות, הוא יעשה משהו.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.חשוב כי לכל חבר צוות תהיה הזדמנות להביע את דעתו.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.ייווצר מצב שהפיקוח המלא על הטיסות יוצא מידינו..."
Diktatörlük: Ülke üzerinde mutlak güce sahip tek bir kişi tarafından yönetimdir.דיקטטורה מתארת כאמור מדינה הנשלטת על ידי אדם יחיד באופן מוחלט.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.הוא הודה כמעט מיד באשמתו.
Bu döngülerde mutlak adalet hakimdir: İnsan her kötülüğü bir sonraki hayatta çekerek öder.דבר זה יתוקן בעולם הבא, ששם יקבל כל אדם גמול מושלם על מעשיו.
Her öğrencinin mutlaka bir rehber ve eş güdüm halinde çalışan bir danışman öğretmeni vardır.כל תלמיד עובד בהנחיית איש אקדמיה או מורה מסגל בית הספר.
Elektrik ve manyetizma (ışık) mutlaka James Clerk Maxwell ile de ilişkilidir.התורה המאוחדת של החשמל והמגנטיות תוארה באופן מלא על ידי ג'יימס קלרק מקסוול במשוואות מקסוול.
Değerler mutlak mı, izafi midir?האם ישנם ערכים מוחלטים או אובייקטיביים?
İstediği şeyi mutlaka gerçekleştirir.שמיד יבצע את מה שאמר.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.בכל מקרה יש להיוועץ ברופא.
Babylon 5 dizisinin her bölümü mutlaka birbiriyle ilişkilidir.חמש העונות של סדרת הטלוויזיה בבילון 5 מתייחסות כל אחת ישירות לשנה בה מתרחשים האירועים.
'ALLAH Sonsuz ve Mutlaktır.'אלוהים קבל אותם אל חיקו לנצח".
Mutlak çoğunluk sistemi adı da verilir.למונח הוצע גם השם העברי מספר נעלה.
İlk seçimde mutlak çoğunluğa ulaşılamayan her bölge için ikinci tur seçimleri yapılır.בכמה מדינות נערכים שני סיבובי בחירות, במקרה שלא היה מועמד שזכה ברוב מוחלט בסיבוב הראשון.
Kongrenin üçüncü ve dördüncü oturumları Bolşeviklerin mutlak tahakkümüyle gerçekleşti.החדרים השלישי והרביעי מחוברים ביניהם על ידי Aquaductus cerebri Silvii.
Manavgat ve Akseki'den kalkan kervan mutlaka haftanın Salı akşamını Süleymaniye'de geçirirdi.מריה ולואי, שהתאהבו אחד בשני במהרה, בילו את ירח הדבש שלהם בארמון פונטנבלו עד דצמבר.
Rusya bu toprağın mutlak kontrolünü iki yıl sonra kazandı.כשנתיים לאחר מכן התחזק כוחה של המדינה הפדרלית.
Bu bölüm mutlaka bir beklenti içerir.פרק זה דורש עריכה.
Geçerken bizim eve mutlaka uğra.לאחר הפעולה שב לביתו.
Aynı zamanda tek güzelliktir (Hüsn-i Mutlak).הרי גם הן נכונות (לאותה עת)!
Parçalar mutlaka birbiriyle uyumludur.שלושת החלקים התאימו אחד לשני.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.חלק מהפליביליסטים טוענים כי וודאות מוחלטת על כל סוג של ידע היא בלתי אפשרית.
Mutlak değildir.לא מוחלט.
Mutlak monarşiyi meşruti monarşi ile karıştırmamak gerekir.Не трябва да се бърка с абсолютна монархия.