Ana içeriğe geç
Sözlük

mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu görüşün mutlak olarak işlemeyeceği daha sonraları anlaşılmıştır.年表が全く取り上げない事実を補足しておく。
Çatı mutlaka tamir edilmeli.屋根をぜひ修理する必要がある。
Allah, Halık-ı Mutlaktır.昆(كن) 真主對世界的掌控力。
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.每年,她都会和她的父亲在俄罗斯或瑞士一起待一个月。
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."惟贞协在中之美,而慈推成物之仁。
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.帝大憂之,萬方禱祈,大赦天下。
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.讓我們爲以色列復國這個偉大的事業而奮鬥吧!」。
USB-C'yi uygulayan bir aygıt, mutlaka USB 3.1 veya USB Güç Dağıtımını desteklemez.但現實USB-C的設備不一定支援USB 3.1或Power Delivery。
Sosyolog Martin Shaw ise Kamboçya soykırımını "Soğuk Savaş döneminin en mutlak soykırımı" olarak tanımlar.社会学家Martin Shaw(英语:Martin Shaw (sociologist))描述柬埔寨的种族灭绝是“冷战时期最純粹的种族灭绝”。
Örneğin, 3; hem 3'ün hem de -3'ün mutlak değeridir.例如 3 同時是 3 和 -3 的絕對值。
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.反独裁主义者通常相信法律下全面的人人平等的和强大的公民自由。
Bir de; olumsuz eleştiri mutlaka olacaktır, olmalıdır.此事如果屬實,曹操就太不厚道了。
1814 yılında mutlakiyetin geri gelmesiyle meydanın ismi "Plaza Real" olarak adlandırıldı.1814年,波旁王朝恢复后,国王将其改名为“皇家广场”(Plaza Real)。
Temelde mutlaklık değil, izafilik (görecelik) söz konusudur.此為真實存在的武功,但口訣已不詳。
1911 yılında kabul edilen yeni anayasaya kadar Monako Prensi Monako'nun mutlaki hükümdarı sayılıyordu.在1911年第一部宪法頒佈前,摩纳哥亲王曾经是至高无上的统治者。
Mutlaka ona da bahşiş verilir.明初內附,授宣慰使。
Ancak mutlaklık o inanç sistemine inananlar arasındadır.這樣的信仰系統存在於信徒間的視野。
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”牠們估計已經滅絕。
Mutlaki ve meşruti bir hükumet de değildir.造無間罪及諸惡行。
(Hac, 55) ...O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir.經過了漫長的歲月,那個時候終於來到。
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.此外,Yama也可以被引申為成對的繩束,有捆绑的意思。
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.有的時候如果沒有妥善處理,反而會讓自己疲於奔命。
Olağan Pazar günleri mutlaka iki kiliseden birinde kantat seslendirilirdi.普通的星期日,頌讚曲在兩個教堂交替演出。
Hem görünür hem de mutlak kadir sınıfı ölçeğinde kadir sınıfı sayıs küçüldükçe yıldızlar daha parlak olur.在視星等和絕對星等的亮度標尺上,都是數值越小的恆星越亮,數值越大的亮度越暗。
Mutlak varlık ve gerçeklik yoktur.他们都不相信有真正的存在和真理。
Birincisi, Leyla Mutlaktır, diğeri ise Yektir.前一位是丁亥,后一位是己丑。
Şedim takıntı de sebep olabilir, ancak mutlaka kötülük değildir.惟一欲令定國上疏認罪,不果。
Yani olmayanı ama mutlak anlamda olmayanı işaret eder.是故但說無明緣行。
Hazansız bir zemîn isterse, şâyet rûh-ı serbâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-ı pervâzın.如果他意欲,他就使你們消逝,而以他所意欲的人繼承你們,猶如從別的民族的後裔中使你們興起一樣。
Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.並立即請醫生治療。
Pek çok olayda bu durum kısa ömürlüdür: mesela mutlak sıfıra kadar soğutursanız.在很多實驗案例裏,所製成的疊加態只能短暫存在,儘管冷卻至接近絕對零度。
Mutlaka uygun tornavida ve anahtarlar bulundurulmalı.屢奏邊備事宜,輒中機要。
Burada X mutlaka hiç olasılıksız x0 değeri alır.B根本無法存取X。
Bu kuramdaki mutlak uzayın yokluğuyla ilgili.這個結果是空宇宙的大幅擴張。
Mutlak çoğunluğu almak çok zordur.但一般患者很难接受。
Kendisine kötülük yapanları mutlaka cezalandırır.謂有害者逼惱他故。
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.你们每逢喝的时候,要如此行,为的是记念我。
Allah'nın varlığı her zaman mutlak özü ile birlikte düşünülmelidir, ancak insan bunu gerçekleştiremez.该就是肯定真主为自己所肯定的一切尊名和属性,否定真主从自身中所否定的一切,不能废除,也不能比拟。
Devlet benim (l'État c'est moi) sözlerinden de anlaşılacağı gibi Fransa'yı mutlak monarşiyle yönetmiştir.君主以绝对权威统治社会,法国路易十四更称“朕即国家”。
Lord Kelvin ile mutlak sıcaklık skalasını geliştirmiştir.他和开尔文合作发展了温度的绝对尺度。
Fıkıhta önceleri Şafiî mezhebine mensup iken, sonradan mutlak müctehidlik mertebesine ulaşmıştır.起初昴等人到硯谷學園時,由她接待,但對昴等人非常冷漠。
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.非聯招主要分為四大類。
Mutlak talepten ayrılır;mutlak talep,mala veya hizmete sahip olma arzusudur.復次、欲,謂欲愛;惡不善法,謂即欲愛,即說離種種欲愛。
Mutlak değerli voltajın bir anlamı yoktur çünkü tanım integral içerir.我們宏偉的大門完全沒有作用,因為襲擊是從內部發生。
Ayrıca sulama mutlaka drenajla birlikte düşünülmelidir.此外風機也需留意沙害。
Mutlak üstünlüğü vardır.擁有強大的超能力。
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.卒贈通議大夫。
Kuran’ın oluştuğu devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kuran’da mutlaka belirtilmiş olurdu.如果對於AΣ可定義其上的那些序列,AΣ是個線性泛函的話,則簡單地稱AΣ是線性的。
Askere gidecek gençlere mutlaka cağ kebap (AHBAP KEBABı) için uygun ortam hazırlanılır.张季鹰纵任不拘,时人好为江东步兵。
İki türlü kadir vardır: Yıldızın yeryüzünden görünen kadri ve mutlak kadri.精確量測天球上兩顆相鄰恆星分離的距離時也是用類似的方式。
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.我要做些什么。
Dinî olarak en derin sorunlara basit ve mutlak çözümler sunar.没有人就这些紧迫问题给出一个全面的综合性解决方案。
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.激素药物最好不要使用。
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.예를 들어, 신은 전지하며(omniscient), 전능하며(omnipotent) 그리고 참으로 사랑으로 가득 차 있다(benevolent).
Bu sebeple Gaybu’l-Guyûb (bilinmezlerin en bilinmezi), Gayb-ı Mutlak (mutlak bilinmez) isimleriyle de bilinir.그러나 하느님께서는 주님께서 청하시는 것은 무엇이나 들어주신다는 것을 저는 지금도 알고 있습니다.”
Allah, Halık-ı Mutlaktır.그것을 틸리히는 하나님(신적 존재)과 동일시한다.
Kendisine kötülük yapanları mutlaka cezalandırır.절도죄(竊盜罪)는 타인의 재물을 절취하는 죄이다.
Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti.백광언이 분하여 말하기를, “차라리 적에게 죽겠다.”
Zorda kalmadikca savasmaz savasirsa da mutlaka kazanir.무서운 전쟁 또는 안내가 쉽게 이긴다네.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.모든 온에 있는 ‘욕탐(欲貪)’을 가리킨다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod