Ana içeriğe geç
Sözlük

mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İlacın kullanılması ve doz ayarlanması mutlaka uzman doktor kontrolünde yapılmalıdır.Alle kuler og hevelser bør undersøkes av lege.
Kuran’ın oluştuğu devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kuran’da mutlaka belirtilmiş olurdu.Når noen har fattet en bestemmelse (har bestemt noe) har de fattet et vedtak.
Renkli olsa bile taban mutlaka siyah yapılır.I tillegg aksepteres altså fargen sort.
Eğer mutlak sıfırda bir entropi değişikliği olsaydı, T=0 sınırlı sayıda adımlar ile ulaşılabilirdi.Jika ada perbedaan entropi pada nol mutlak, T = 0 dapat dicapai dalam jumlah langkah yang terbatas.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Film ini jelas layak untuk ditonton.
Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti.Lalu, Khubaib berkata, "Seandainya bukan, karena dikira takut mati, maka Aku akan menambah jumlah rakaat."
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."Sesungguhnya Engkaulah Yang Maha Perkasa lagi Maha Bijaksana.”
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.Ia dipercaya memiliki kekuatan spiritual.
Sosyolog Martin Shaw ise Kamboçya soykırımını "Soğuk Savaş döneminin en mutlak soykırımı" olarak tanımlar.Sosiolog Martin Shaw menggambarkan kekejaman ini sebagai "genosida paling murni dari era Perang Dingin".
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Sekecil apa pun saya harus melakukan sesuatu.
Mutlak (absolute), göreceli (relative) ve sabitlenmiş (fixed) yerleştirme özelliği.Pembinaan dapat berupa teguran, peringatan, dan tindakan tegas yakni pembubaran.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Kalau kamu tidak menentangnya, kamu akan habis ditindasnya.
Mutlak üstünlüğü vardır.Dia memiliki kekuasaan mutlak.
Mutlak kudret sahibi bir Allah vardır.2) Allah yang Perkasa (el-gibor).
Allah’a yemin olsun Resulullah’ın yaptığını gördüğüm bir işi terk etmem, mutlaka onu yaparım.Aku bersaksi bahwa tiada tuhan selain Allah; Dia tidak berpasangan; dan aku adalah utusan-Nya.
Quantum hapishanesi olarak da adlandırılır) büyüktür bu durum mutlak sıfır noktasında bile geçerlidir.Ukuran mereka benar-benar besar—bahkan untuk jenisnya.
Gaz moleküllerinin hızları mutlak sıcaklıkla doğru orantılıdır.Laju partikel gas berbanding lurus dengan suhu absolutnya.
1966 Millî Meclis Seçiminde, ÖVP mutlak çoğunluk ulaştı.Dalam pemilu tahun 2000, PP memperoleh suara mayoritas mutlak.
Buhar Basıncı Mutlak sıfıra yakın tek sıvılar 3He ve 4He’dir.Satu-satunya cairan mendekati nol mutlak adalah ³He dan ⁴He.
1932 yılında kansız bir devrim sonucunda mutlak monarşiden parlamenter monarşiye geçilmiştir.Sebuah revolusi tak berdarah pada tahun 1932 menyebabkan dimulainya monarki konstitusional.
Ey benim her taşı bir ma'bed-i iman yurdum, Seni er-geç bana mutlak verecek ma'budûm!.(Ayat:53-55) :"Wahai hamba-hambaKu yang beriman, sungguh bumiKu terhampar luas, maka sembahlah Aku saja."
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Tiap-tiap rumah juga memasang bendera merah putih di halamannya.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."Rasakanlah, sesungguhnya kamu orang yang perkasa lagi mulia."
Ama dışarıda bulunan her köylümüzün köye ait özlemi mutlaka vardır.Sarana Ibadah tiap-tiap Masjid di wilayah Desa juga tak ketinggalan mendapatkan bagian.
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.Yang Maha Perkasa, Maha Penyayang.
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.Namun, setelah meminumnya mereka menjadi mabuk.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.Tidak ada pekerja yang diperintahkan untuk mengenakan masker pelindung.
Bu ikili birbirlerinin filmlerinde mutlaka görünmektedirler.Keduanya bergantian antara satu sama lain selama video.
Mesela bak, "Burnum böyle olsaydı, mösyö, mutlak dibinden kestirirdim!Pada adegan tersebut Gepeng berucap "Untung, ada saya!", sambil membusungkan dada.
Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka bir şeyler bekliyorlar.Di sepanjang jalan banyak dipasang poster yang menganjurkan warga untuk memilih.
Bu nedenle siyasal iktidar mutlak değildir, sınırlıdır.Dengan itu, kekuasaannya mutlak dan tak terbatas.
İlk turda geçerli oyların mutlak çoğunluğu sağlanamamışsa ikinci tur oylama yapılır.Jika tidak berhasil memperoleh suara minimal pada putaran pertama, maka akan diadakan pemilihan ulang.
Burada efektif talebi mutlak talebten ayırmak gerekmektedir.Agama menuntut penyerahan total dari pemeluknya.
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.Maka Raja Mataram yang malang itu merasa lega.
En azından askerî konularda kralın otoritesinin mutlak olduğu muhtemeldir.Ít nhất trong lực lượng quân đội, quyền uy của nhà vua là tuyệt đối.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.Không có cái thiện hoàn toàn và cũng không có cái ác hoàn toàn.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.Chúng tôi sợ những chiếc trực thăng của họ."
Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti.Có lúc cô ta không có đủ thời giờ để nghỉ trưa.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Một số axit được sử dụng làm thuốc.
Bu yıldızın mutlak görsel kadri veya 10 parsek uzaklıktan görülen görsel şiddeti 15,5'tir.Cấp sao biểu kiến của nó, hay độ lớn hình ảnh của ngôi sao khi nhìn nó từ khoảng cách 10 pasec là 15,5.
Mutlak varlık ve gerçeklik yoktur.Tâm thức hay vật chất đều không hiện hữu thật sự.
Funes 2009 başkanlık seçimini kazandı ve halkoyunun yüzde 51.23'üyle mutlak çoğunluk sağladı.Funes thắng cuộc bầu cử với 51,3% số phiếu.
Mutlak çoğunluk sistemi adı da verilir.Số mạnh còn được gọi là số vuông đầy đủ.
Devlet benim (l'État c'est moi) sözlerinden de anlaşılacağı gibi Fransa'yı mutlak monarşiyle yönetmiştir.Allen còn được miêu tả là một hình mẫu anh hùng "có kết cấu chặt chẽ" theo như lời A.E. Sparrow của IGN.
Yemekten önce hafif aparatif bir alkollü içecek, yemekten sonrasında ise mutlaka bir kahve söylenir.Tốt nhất là hãy ăn nhẹ một chút gì đó trước khi uống sữa.
İyi oynadığında mutlaka kaptanlığı alacaktır.Khi đánh bại tướng, người chơi sẽ nhận được vàng.
Çünkü Yahudi geleneklerine göre sekiz günlükken sünnet olan bir çocuğa mutlaka bir isim takılır.Bởi vì người Do Thái không ăn ẩm thức có men trong vòng tám ngày.
Bu konuda da mutlaka başarılı olacağız.Vì thế, chúng tôi tin chắc rằng chúng tôi sẽ thành công.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Cần có tài khoản để xem phim.
Zorda kalmadikca savasmaz savasirsa da mutlaka kazanir.Nếu không có ông, trận ấy Cao Hoan phải chịu thất bại là chắc chắn.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Nguyễn Hoàng, ...
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Dù có hơi miễn cưỡng nhưng cô vẫn đồng ý ăn tối với anh.
Bütün yollar denenecek ve Sivasspor mutlaka ikinci ligde oynayacaktır.Vòng 2 Tất cả các đội bóng thi đấu một trận sân nhà và sân khách, có thể có trận thứ ba trong trường hợp hòa.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."偉大で慈悲深い人物。
Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.アッラーは偉力ならびなく英明であられる。
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'信仰することによる向上は存在しないということである。
Allah, Halık-ı Mutlaktır.戌神将ヴァジュラの繰者。
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.機体を降下させなきゃいけない」などと叫んだ。
Mutlaka sinirlenip gitmiştir" dedi.だから差し込まれてしまう」と語っている。
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.もしそれをやめないなら、必ずあなたを石打ちにするであろう。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
mutlak ile cümle - Sayfa 30 - mutlak kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App