mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.Emellett hatalmas fizikai erővel is rendelkezett.
"Cemiyete mutlak güven" taşıması nedeniyle, insanlarının katledildiğini iddia etmiştir.Kijelentette, hogy "a Népszövwetségbe vetett abszolút bizalma miatt" népét most lemészárolják.
Film mutlak bir başarı kazanmış ve devrinin en etkili filmlerinden biri olmuştu.Tehát messze meghozta az árát, s az utóbbi idők egyik legsikeresebb európai filmje lett.
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.Ezt a merész cselekedetét a király is megelégedéssel nyugtázta.
Eksi bir sayı mutlak değerinin tümleyeni alınarak da ifade edilebilir.Felfogható a minimális nyereség maximalizálásaként is.
Newton'a göre, mutlak zaman ve mekan sırasıyla nesnel gerçekliğin bağımsız yönleridir.Szerinte a tér és idő valóságként kezelt ideális viszonyok.
Mutlak sıfır fikri 1848’de Lord Kelvin tarafından genelleştirildi.Az abszolút hőmérsékleti skálát Lord Kelvin csak 1852-ben vezette be.
Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır.Mindezt pedig azzal éri el, hogy a hatóságok kezére adja őt.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.Olyat cselekedj, ami dicséretre méltó, és amivel jót teszel magadnak és másoknak is!
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.A levesek négy alapvető típusra oszthatóak.
Nüfuz derinliği hal değişiminde mutlak hale gelir.A különbség a fejkendő változatosságában merült ki.
Derin ve sert kenarlı dil yaralarında, mutlaka doktora başvurmak gerekir.Nagyon heves vagy hosszan tartó fájdalmak esetén okvetlenül forduljunk orvoshoz.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.Az agnosztikusok állíthatják, hogy nem lehetséges abszolút vagy biztos tudásunk.
Ve böyle durumlarda mutlaka duyuru yapılmaktadır.Ezekben az esetekben ez megjegyzés formában megtalálható.
Böylelikle, Mutlak Tin haline gelir.Ekkor válik teljes jogú taggá.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Lääke voidaan ottaa tyhjään mahaan.
Avrupa'daki son mutlak monarşilerden biridir.Nykyään hän on Afrikan viimeinen absoluuttinen monarkki.
Zaten Ned'in ortağı, bir şey kendisine ters geldi mi mutlaka belirten türde bir karakterdir.Nestori Kaasalaisen veli oli Väinö Kaasalainen.
Tedavi için mutlaka doktora başvurmak gerekir.Terapiaan pääsyyn tarvitaan lääkärin lähete.
İkinci turda mutlak çoğunluk aranmaz.Näin toisella kierroksella ei tarvita ehdotonta enemmistöä annetuista äänistä.
Ama Almanya’nın savaşı kazanacağına mutlak gözü ile bakılmaktadır.Urheasta puolustautumisesta huolimatta Saksa voitti sodan.
Mutlak savaş kavramı General Carl von Clausewitz tarfından oluşturulmuştur.Absoluuttinen sodankäynti on sotateoreetikko Carl von Clausewitzin luoma käsite.
Aynı zamanda tek güzelliktir (Hüsn-i Mutlak).Voitto jäi myös Beltoisen ainoaksi.
Mutlak sıcaklık birimi olan kelvin cinsinden ifade edilmektedir.Hänen mukaansa on nimetty SI-järjestelmän mukainen lämpötilan absoluuttinen yksikkö Kelvin.
Tüm temsiller mutlaka gece yarısından önce biter.Suurin osa kokouksista päättyi kuitenkin oletettavasti puoleen päivään mennessä.
Buna göre, mutlak, her şeyi kuşatan, en temel gerçeklik anlamındaki felsefi ilkedir.Näin todellisuus, oleva, kokonaisuudessaan muodostaa maksimaalisen totuudentekijän kaikelle totuudelle.
Bir ağın mantıksal topolojisi, mutlaka fiziksel topolojisi ile aynı değildir.Verkon fyysinen rakenne voi olla erilainen kuin sen looginen rakenne.
Muhafazakarlar 2010 seçimlerinde en çok sandalye kazanan parti olmuş ancak mutlak çoğunluğu sağlayamamıştır.Vuoden 2010 parlamenttivaaleissa konservatiivit saivat eniten paikkoja mutta eivät määräenemmistöä.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.Ei ole täysin hyviä eikä täysin huonoja ihmisiä.
Her mevlid kandilinde ve cemiyetlerde mutlaka pilav mevlidi yapılır.Kaikissa lajeissa tarvitaan tietenkin vetovene ja köysi.
1761 yılında burada Marathalara karşı mutlak bir zafer kazandı.Afgaanien voittoisa sotaretki vuonna 1761 joudutti Maratha-valtion hajoamista.
Mutlak sıfır, 0 Kelvin ya da -273,15 °C'dir.Se on 0 kelviniä eli −273,15 celsiusastetta.
Söyledikleri ifade olarak kalmaz, mutlaka yaşama geçer.Pysykää vain hiljaa, niin pysytte hengissä.
Buna karşılık borçlu devlet de mutlaka borcunu tanımak ve ödeme yollarını aramak zorundadır.Velkaan liittyy yleensä takaisinmaksuvelvollisuus ja velvollisuus maksaa korkoa.
Sadrazam Belgrad'ın mutlaka geri alınmasını istemekteydi.Todistaakseen uskollisuutensa Belisarius päätti palata.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Eliitti jakautui ainakin neljään eri ryhmään.
'ALLAH Sonsuz ve Mutlaktır.'Jumalan on ikuinen ja kaikkivaltias.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Elokuvasta katso Kertokaa se hänelle....
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.Jos et usko, vedän sinua turpaan.
İyi oynadığında mutlaka kaptanlığı alacaktır.Silloin hän on kyllä vakavasti otettava Kapteeni.
Mutlak monarşi ile yönetilen Suudi Arabistan Suud Hanedanı tarafından yönetilmektedir.Saudi-Arabia on absoluuttinen monarkia, jota hallitsee Saudien hallitsijasuku.
Av yapılırken mutlaka gizlenmek gerekir.Kankaan tulee olla tarpeeksi peittävä.
Değerler mutlak mı, izafi midir?Onko moraali ehdotonta vai suhteellista?
İşçi Partisi konseyde en büyük parti olmakla beraber bir mutlak çoğunluğu bulunmamaktadır.Käytännössä järjestäytymättömät osakaskunnat ovat kuitenkin edelleen enemmistönä.
Zemin rengi mutlaka yeşil olmalıdır.Paidan väri ei saa olla harmaa.
Mutlak savaş ve topyekûn savaş kavramları genelde karıştırılırlar.Epäsuoran taloudellisen sodankäynnin keinot ja tarkoitusperät ovat usein talouteen sidonnaisempia.
Bu nedenle sadece mutlak değerlerde verimli olmaktadır.Tämän vuoksi se on tehokas vain suhteellisen suurilla annostuksilla.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.Piste u ei ole välttämättä yksikäsitteinen.
Bu unsur, tabii hâkim ilkesinde bulunması gereken mutlak zorunluluktur.Erityisesti on otettava huomioon, onko salaisuus ehdoton.
Hükümdar tarafından atanan başbakan, Avam Kamarası'ndan mutlaka güvenoyu almak zorundadır.Pääministerin tulee nauttia alahuoneen luottamusta.
Mutlak aydınlatma gücü 3.7×1010 L☉.H απόλυτη φωτεινότητα του είναι 3,7×1010 L☉.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.Η λύση μπορεί να μην είναι μοναδική.
Mutlak çoğunluğu almak çok zordur.Έτσι, κατάφερε να έχει την απόλυτη πλειοψηφία.
Mutlak sıcaklık birimi olan kelvin cinsinden ifade edilmektedir.Η κλίμακα Κέλβιν μετράει την λεγόμενη απόλυτη θερμοκρασία.
Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır.Επέβαλε μία μορφή απόλυτης μοναρχίας.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Κάτι πρέπει να γίνει".
Manzum Çevirisi: Mutlak üstünsün Allah'ım, Övülen'sin.Οι Σταυροφόροι υμνούν τον Θεό (Te lodiamo, gran Dio di vittoria / «Σε υμνούμε, ω μέγα Θεέ της νίκης»).
Örneğin; bir reel sayının mutlak değeri, hiçbir zaman negatif değildir.Το τετράγωνο κάθε πραγματικού αριθμού, είναι πάντα ένας μη αρνητικός αριθμός.
Tanrı mutlak iyidir.(Τέλειος Θεός, τέλειος άνθρωπος.
Kentte mutlak nem oranı yüksektir.Η υψομετρική ανύψωση της πόλης είναι μηδενική.

İlgili Sayfalar