Ana içeriğe geç
Sözlük

mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Τιμήστε την ταινία.
İkinci turda mutlak çoğunluk aranmaz.Κανένα κόμμα δε συγκέντρωσε απόλυτη πλειοψηφία.
Parazitler (amip ve kurtlar) mutlaka tedavi edilmelidir.Οι φάγοι, ή πρωτεΐνες αυτών (λυσίνες) χρησιμοποιούνται σήμερα για τη θεραπεία ασθενειών.
1932 yılında kansız bir devrim sonucunda mutlak monarşiden parlamenter monarşiye geçilmiştir.Μια σχετικώς αναίμακτη επανάσταση το 1932 οδήγησε σε Συνταγματική Μοναρχία.
Bu bölüm mutlaka bir beklenti içerir.Αυτό ακουμπάει σε μια περικεφαλαία.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.Κάθε άνθρωπος μπορεί να εργάζεται είτε για τον εαυτό του είτε για κάποιον άλλο.
1660 yılında itibaren Danimarka ve Norveç'te mutlak monarşi sistemini uygulamaya başladı.Μέχρι το 1661, η Κοπεγχάγη είχε εδραιώσει της θέση της ως πρωτεύουσα της Δανίας και της Νορβηγίας.
Mutlak kadirleri -5 ile -12 arasındadır.Έχουν χαρακτηριστικά τα βολομετρικά απόλυτα μεγέθη μεταξύ -5 και -12.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Υπάρχουν πολλά ερωτήματα για κάθε ομάδα έτσι ώστε οι παίκτες να έχουν περισσότερες ευκαιρίες για να κερδίσουν.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."Han er sandelig den Angremodtagende, den Barmhjertige”.
Verdiği sözleri mutlaka tutar.Et løfte som de åbenbart holdt.
II. Joseph aydınlanmış mutlakiyet çerçevesinde birçok reform yaptı.Josef 2. gennemførte flere reformer indenfor rammerne af det oplyste enevælde.
Hem görünür hem de mutlak kadir sınıfı ölçeği Logaritma sayılarından oluşur.Både den tilsyneladende og den abolutte størrelsesskala har logaritmiske enheder.
(MMA) ağır siklet klasmanında berkut'ta mutlak şampiyonluk için yarışmıştır.Han kæmper på nuværende tidspunkt i fjervægts-klassen i Absolute Championship Berkut.
1966 Millî Meclis Seçiminde, ÖVP mutlak çoğunluk ulaştı.Ved valget 1916 havde de opnået absolut majoritet.
Anne ve/veya babası kısa olanlarda mutlaka düşünmek gerekir.Det er Mor og Far, der ikke kan blive enige om de mindste ting.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Bananen inddeles i fire forskellige sorter.
Tanrı saf ve nihai iyiliktir, mutlak ve değişmezdir.Alt var perfekt, uforanderligt og guddommeligt.
Başlangıç noktasına eşit uzaklıktaki sayılar mutlak değere eşittir.Ud fra et efficienssynspunkt er den initiale fordeling af kvoterne også ligegyldig.
İnterstadiyal iklim nispeten sıcak olabilir, ancak bu mutlaka öyle değildir.Nu skulle man tro af varmen let ledes nedad, men det er ikke tilfældet!
İslamda insan mutlak anlamda hür değildir.Mennesket er ikke fuldt rationelt.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Der skal ske noget.
Tanrı ve Tanrıça Tanrılar gerçektir, insanlar gibi değillerdir, onlar mutlak gücün birer aracılarıdır.O I Profetens hustruer, I er ikke som andre kvinder, hvis I er retfærdige.
Büyük Ustât: Birliğin mutlak hâkimidir.Arrangør er Foreningen Fantastik.
Sultan II. Abdülhamid, savaştan sonra meclisi süresiz olarak datil etti ve mutlakiyet yönetimine geri dönüldü.Men sultan Abd-ul-Hamid 2. suspenderede grundloven tidligt i sin regeringstid og styrede nærmest enevældigt.
Allah'nın varlığı her zaman mutlak özü ile birlikte düşünülmelidir, ancak insan bunu gerçekleştiremez.For Luther er Gud en deus absconditus (en gud i det skjulte) som det ikke gives os mennesker at fatte.
Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır.Staten må heller skabe enighed med de undertrykke.
Aziz Stephen Katedrali: Şehrin mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerinden biri.I hjertet af byen står Skt. Magnus Katedral, som man kan se langt fra.
Mutlak sıcaklık birimi olan kelvin cinsinden ifade edilmektedir.En temperatur udtrykt i kelvin omtales også som absolut temperatur.
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."Gud er mektig, – vis.»
Zira ezeli ve ebedi vacibü'l vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez.Som gud kan og skal han ikke lede, for det frie menneske skal styre seg selv.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.«Disse flyrutene blir borte».
Mutlaka ona da bahşiş verilir.Den er også utgitt som tegneserie.
Amerikan NBC televizyonunun yayınladığı kayıtlarda, şunları söylüyordu: "Bu mutlak bir ihtiyaçtı.Det amerikanske TV-nettverket NBC hadde en ukerevy, «That Was The Week That Was».
Örneğin hem -3 hem de 3 sayılarının mutlak değeri 3'dür.For eksempel vil absoluttverdien til både 3 og −3 være lik 3.
Quantum hapishanesi olarak da adlandırılır) büyüktür bu durum mutlak sıfır noktasında bile geçerlidir.Høyde uten tilløp (også kalt stille høyde) er en hoppøvelse i friidrett.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Arten har blitt plassert i minst fire ulike slekter.
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.Etter hvert dro han til Europa, der han hadde opphold i Sveits og Portugal.
Imperium yetkisine sahip bir prokonsül olarak artık bu eyaletlerde mutlak bir otoriteye sahipti.Med et prokonsulært imperium, var han enehersker i disse regionene.
Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır.Dette medfører til syvende og sist et regime med absolutt monarki.
Başkentte oturan sultan, devletin mutlak egemeniydi.Sultanen var den offisielle enehersker i riket.
Aslında bobin adı verilen elemanın mutlaka klasik sargı olması da gerekmez.Navn i parentes er ikke nødvendigvis offisielle norske gruppenavn.
Büyük Ustât: Birliğin mutlak hâkimidir.Men viktigst: Den er fordømt godt laget!
Önemli nokta, her denklemin 5 değişkenden 4' ünü mutlaka içeriyor olmasıdır.Merk at hver av ligningene inneholder fire av de fem variablene.
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.Forget vil få Forth til å glemme det ordet du ber den om i tillegg til alle ord som er definert etter dette.
Mutlak kulaklı kişilerHøyt ansatte ører.
Hayvan mutlaka Tanrı'nın adı anılarak kesilmelidir.Gud lar mennesket navngi alle dyr.
Kullanmakta olduğunuz bir ilaç varsa mutlaka doktorunuza danışılmalıdır.Det er viktig å påpeke at slike medikamenter kun må brukes etter samråd med din lege.
Bir de; olumsuz eleştiri mutlaka olacaktır, olmalıdır.I stedet er det en aversjon (sterk misliking).
Bir virüs yayılıma devam edebilmek için mutlaka bir konağa tutunmalıdır.De holder et løfte om å stoppe Umbrella en gang for alle.
Bunun Yanı sıra Yörede yapılan Tandır Ekmeğide mutlaka tadılması gereken lezzetlerdendir.Ved å spise honning får vi dessuten i oss sporstoffer som kroppen trenger.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Innad i hver region er det rom som blir separert av dører.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Mange medikamenter blir også brukt i behandling av angst.
Mutlak değil, sınırları çizilmiş bir özgürlüktür.Det har ikke klart definerte grenser, men defineres løselig ut fra tradisjoner.
Yumurtlama işlemi bittikten sonra yumurtalar mutlaka ayrı akvaryuma alınmalıdır.Etter at risen er høstet, må agnene skilles fra kornet.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.Rådfør deg med legen om dette.
"Dünyaya baktığında iyi işler yapanlarda mutlaka dört-beş sene ara var.Når det brukes riktig, kan ett mensbeger holde i 5-10 år.
Abhazya mutlak suretle Bağımsızlığını ilan etti.Böhmen mistet da sin faktiske uavhengighet.
İkinci turda mutlak çoğunluk aranmaz.Simpelt flertall forstås her i motsetning til absolutt flertall.
Özellikle büyük, yaşlı ve kutlu sayılan ağaçların mutlaka bir İyesi vardır.Spesielt store, fargerike eller sjeldne arter er særlig ettertraktet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
mutlak ile cümle - Sayfa 29 - mutlak kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App