mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir."LEDer flyene ned".
Evet, mutlaka bir tane yapacağım.I'll do one.
Düzenli olarak oynayabilmesi için o gücü mutlaka kazanması gerek.It is necessary that he gains strength to be able to play on a regular basis.
Teolojisinde, Tanrı’nın yaratma eylemindeki mutlak özgürlüğü üzerinde durur.In his theology, he insists on the absolute freedom of God's act of creation.
Tarquinius ve Latin ordusu meydanı terk etmiştir ve Roma mutlak bir zafer kazanmıştır.Tarquin and the Latin army abandoned the field, resulting in a decisive Roman victory.
Mutlak sıfır fikri 1848’de Lord Kelvin tarafından genelleştirildi.The idea of absolute zero was generalised in 1848 by Lord Kelvin.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'The Sthanakwasi do not believe in idol-worship at all.
(Sahibimiz Mutlak-Üstün 'dür dediler.)Geire Kami (pronounced /ˈɡɛərə ˈkæmi/ GAIR-ə KAM-ee; b.
İnterstadiyal iklim nispeten sıcak olabilir, ancak bu mutlaka öyle değildir.Interstadial climate may have been relatively warm but this is not necessarily so.
Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti.He replied: "I cannot consent to this; I prefer to die."
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”And they will shudder."
Tanrı mutlak iyidir.God is perfect.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.You should see this movie.
En azından askerî konularda kralın otoritesinin mutlak olduğu muhtemeldir.At least in military matters, the king's authority (Imperium) was likely absolute.
Bir mekânı oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanmış olması gerekmez.Not being fearful, to giving his all on every play."
Panendeizme göre tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişendir (göreli).God does not change His mind; He shows pity.
Kayıtların gönderildiği zamana göre TTL değerlerinden farklı olarak, zaman damgaları mutlaktır.Unlike TTL values which are relative to when the records were sent, the timestamps are absolute.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.The solution may not be unique.
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.The drinker may then stir it before drinking.
İki taraf da işçi sınıfının mutlaka bu devrimsel süreçte rol oynaması gerektiğini düşünüyordu.Both believed that the working class had to contribute to this revolution.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.I have to do something.
Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım.If you don't stop I will stone you to death!
Yasal olarak, mutlak çoğunluk için -boş koltuklar olsa bile- 133 sandalye gerekmektedir.Legally, 133 seats are required for an absolute majority, vacant seats notwithstanding.
Değişken isminin ilk karakteri mutlaka harf olmalıdır.The first character of the variable name must be a letter.
1702 - Guillaume Amontons gazların gözlemlerine dayanarak, mutlak sıfır kavramını tanıttı.In 1702 Guillaume Amontons introduced the concept of absolute zero based on observations of gases.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.In OT, each team had opportunities to win the game.
Bu kuramdaki mutlak uzayın yokluğuyla ilgili.It is related to non-existence of an absolute space.
Evrensel ya da mutlak zaman vardır.There is a universal, or absolute, notion of time.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Certain medications are prone to causing water retention.
Bu âdeti fazlaca genel yapar ve âdetin mutlaka iyi veya güzel olması gerekmez.They can also be capable of great magic, both good or evil.
Buna karşılık Sıksaray Barı (doğru adı Sığsara'dır) mutlak surette Trabzon üzerinden gelmedir.Tat then crosses the plasma membrane to reach the extracellular space.
Allah, Halık-ı Mutlaktır.The god was equated with Horagalles.
İnsanin yaratılış amacına yani özüne (Mutlak Bilinç) dönme çabasına din denir.And so in revelation man goes out of himself, in order, by a circuitous path, to return to himself!
1814 yılında mutlakiyetin geri gelmesiyle meydanın ismi "Plaza Real" olarak adlandırıldı.When the Borbón king was restored in 1814, it became known as the "Plaza Real".
Kendisine kötülük yapanları mutlaka cezalandırır.However, those who do ill shall render themselves liable to severe account hereafter.
1966 Millî Meclis Seçiminde, ÖVP mutlak çoğunluk ulaştı.In the 1966 legislative election, the ÖVP under Klaus won an absolute majority.
Ayrıca "Mutlaka vahşeti gösteriyoruz.He further stated "We absolutely show atrocities.
Buna göre çalışılan işi mutlaka eğlenceli bir hale getirmek gerekmektedir.And in this case, what they do is provide great entertainment.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.No spirit is totally good or totally evil.
Kalite mutlak anlamda en iyi, en sağlam, en dayanıklı, en güzel değildir.The animal, a female, is in excellent condition and fairly quiet.
Şedim takıntı de sebep olabilir, ancak mutlaka kötülük değildir.The spine may cause a painful wound, but is not venomous.
Örneğin hem -3 hem de 3 sayılarının mutlak değeri 3'dür.For example, the absolute value of −3 and the absolute value of 3 are both equal to 3.
Bu ikili birbirlerinin filmlerinde mutlaka görünmektedirler.Both songs appear in their respective movie soundtracks.
Tüm Fogg’lar gibi onun hayatında da mutlak bir gayesizlik hakimdir.Like all Foggs, he is characterized by a certain aimlessness in life.
Kuran’ın oluştuğu devirde Tevrat tahrif edilmiş olsaydı, bu Kuran’da mutlaka belirtilmiş olurdu.If the first word ends in a long vowel then baṛī ye (ے) with hamzā on top (ئے) is written.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.The Girl Guide should be useful to herself and to others.
Oyunda bir komutan mutlaka ölür.In this game the player is expected to die.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.They should wear a high-protection sunscreen and protective clothing.
Mutlak çoğunluk sistemi adı da verilir.It is also the name of the whole massif.
Bu yüzden mutlaka UPS(kesintisiz güç kaynağı) kullanılması gerekir.Power-ups are also used.
(MMA) ağır siklet klasmanında berkut'ta mutlak şampiyonluk için yarışmıştır.He is currently fights in the lightweight division of the Absolute Championship Berkut.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.Both sides carefully prepared for a decisive end of the conflict.
Tüm temsiller mutlaka gece yarısından önce biter.The show ends shortly before midnight.
Buna göre, mutlak, her şeyi kuşatan, en temel gerçeklik anlamındaki felsefi ilkedir.Finally, it may mean the absolute, fundamental nature of all things.
Pek çok olayda bu durum kısa ömürlüdür: mesela mutlak sıfıra kadar soğutursanız.In many cases the state is short-lived, even when cooled to near absolute zero.
Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır.Emirate under an absolute monarchy.
Hegel'e göre bütün, Mutlak olarak adlandırılmakta ve ruhsal bir anlam verilmektedir.The whole is called by Hegel the "Absolute" and is to be viewed as something spiritual.
Onun gözünde en iyi yönetim biçimi 'aydın' bir monarşi veya 'aydın mutlakiyet'ti.He added, "In its best moments, it vaguely reminded one of Sibelius or Barber.
Kök elemanı mutlaka tanımlandığı aduzay referansını içermelidir.Note that the noun must have the definite article appended.
Demokrat Parti ilk defa halkın mutlak çoğunluğundan az oyla iktidardaydı.The National Democratic Party won an absolute majority for the first time.

İlgili Sayfalar