mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu mutlaka yapacağım.I'll do that without fail.
Tom Mary'ye mutlak gerçeği söyledi.Tom told Mary the absolute truth.
Sadece Allah, kesinlikle mutlak kudret sahibi olabilir.Only God can safely be omnipotent.
Sizinle mutlaka temasa geçeceğiz arkadaşlar.We will definitely touch base with you guys.
Çıkmadan mutlaka karnını doyurmalısın.You really should eat before you leave.
Bu, mutlaka görülmesi gereken bir şey.It's a must-see.
Bir saat içinde mutlaka geri dönmüş olacağım.I'll be back in one hour without fail.
Ona mutlak hakikat dışında hiçbir şey söyleme.Don't tell her anything except the absolute truth.
Bu mutlak saçmalık.That's utter nonsense.
Allah mutlak güce sahiptir.God is all-powerful.
Bir düşmanın bir düşmanı mutlaka bir müttefik değildir.An enemy of an enemy is not necessarily an ally.
Tom mutlaka size yardım edecek.Tom is sure to help you.
O mutlak bir zaman kaybı.That's an utter waste of time.
O tam ve mutlak bir zaman kaybıydı.It was a complete and utter waste of time.
Mutlak gerçek yoktur.Absolute truth does not exist.
Beni tekrar ara mutlaka.Be sure to call me back.
Para mutlaka sizi mutlu etmez.Money doesn't necessarily make you happier.
İyi bir cümle mutlaka iyi bir örnek cümle değildir.A good sentence is not necessarily a good example sentence.
Tom mutlaka bizi görmeye gelecek.Tom is sure to come to see us.
Bu mutlak bir yalandır.This is an absolute lie.
Bu mekanın kutsallığı mutlaktır.The sanctity of this space is absolute.
Tüm polis soruşturmaları mutlaka bir suçlu tutuklanmasına yol açmaz.Not all police investigations necessarily lead to the arrest of a culprit.
Mutlak bir sessizlik vardı.There was absolute silence.
Senin kararına mutlak güvenim var.I have absolute confidence in your judgement.
Diktatör yardımcılarının hepsinin mutlak sadakatine sahipti.The dictator had the absolute loyalty of all his assistants.
Her yıl mutlaka Japonya'ya bir sürü yabancı gelir.Every year without fail, lots of foreigners come to Japan.
O mutlak bir felaketti.It was an utter disaster.
O iş için mutlak sonuçtur.He's a dead cert for the job.
Mutlaka bir yanlışlık vardı.Surely there was some mistake.
Şiddet mutlaka en iyi şey değildir ama bazen bir çözümdür.Violence isn't necessarily the best thing, but sometimes it's a solution.
Mutlak sıfır, mümkün olan en düşük sıcaklıktır.Absolute zero is the lowest possible temperature.
Vatikan seçilmiş bir kral ile mutlak bir monarşidir.The Vatican is an absolute monarchy with an elected king.
Siz gençsiniz ve sağlıklısınız ve mutlaka uzun bir hayat yaşayacaksınız.You are young and healthy and you will surely live a long life.
O olsaydı mutlaka heyecanlanırdık.We'd be absolutely thrilled if that happened.
Bu mutlak gerçektir.This is the absolute truth.
Çevrede mutlak sessizlik egemendi.In the surroundings reigned absolute silence.
Başarı ölçüsü mutlaka para değildir.The measure of success is not necessarily money.
Seni anlamayan biri mutlaka aptal değildir.Someone who doesn't understand you is not necessarily an idiot.
Mutlak kulağım var.I have perfect pitch.
Tom şimdiye mutlaka emekli olmuştur.Tom must be retired by now.
Mutlaka gitmek zorunda değilim.I don't necessarily have to go.
Bu adam mutlak bir dahi.This guy is an absolute genius.
Sami evden çıkmadan mutlaka Ayetelkürsi okur.Sami always recites Ayat Al-Kursi before leaving the house.
Zaman mutlak değildir.Time is not absolute.
Bunu yapmayı mutlaka denemek istiyorum.I definitely want to try to do that.
İş bitene kadar mutlaka burada olmasını nasıl sağlayabiliriz, fikrin var mı?Do you have any ideas on how we can make sure he sticks around until the job is finished?
Bu yaz orayı mutlaka ziyaret edecek.He will visit there this summer for sure.
Güvenlik kameralarına mutlaka bir şeyler takılmıştır.Surely, the security cameras must've picked something up.
Mutlaka geleceğiz.We'll definitely come.
Krizlerden mutlaka nemalanmaya bak.Never let a crisis go to waste.
Mutlak galip gelmemiz gereken bir maçtı.This was a game we had to win.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Rather, because of their transgression, salvation has come to the Gentiles to make Israel envious.
Manzum Çevirisi: Mutlak üstünsün Allah'ım, Övülen'sin.Choir: We lift them up unto Thee, O Lord Almighty.
Bir ağın mantıksal topolojisi, mutlaka fiziksel topolojisi ile aynı değildir.A network's logical topology is not necessarily the same as its physical topology.
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.Anti-authoritarians usually believe in full equality before the law and strong civil liberties.
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.When they are righteous, it will lead them through fertile land.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."And He is The Almighty, The Compassionate."
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.He is almighty, merciful, and infinitely beneficent.
"Dünyaya baktığında iyi işler yapanlarda mutlaka dört-beş sene ara var."When you look at the world, those who do good works have a break of four to five years.
1848 - William Thomson, mutlak sıfır kavramını gazlardan tüm maddelere genişletir.1848 – William Thomson extends the concept of absolute zero from gases to all substances.

İlgili Sayfalar