mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.K léčbě bývají používány některé vitamíny.
Film mutlak bir başarı kazanmış ve devrinin en etkili filmlerinden biri olmuştu.Tento tah se mu velmi vyplatil, neboť film patří k jedněm z nejzdařilejších v jeho kariéře.
Vasallar, imparatorun mutlak otoritesini kabul etmiyorlardı.Neznal způsob, jak přemrštěné císařské požadavky splnit.
Allah'nın varlığı her zaman mutlak özü ile birlikte düşünülmelidir, ancak insan bunu gerçekleştiremez.Bůh je tedy předpokladem a základem všeho, co jest, aniž by sám byl v čemkoliv obsažen.
Aynı biçimde mutlak bir insan doğası kabulü de tanrısal bir insan özü anlayışına sürüklenmeye neden olur.Příčinou toho je, že nedokonalý člověk pochybil ve své snaze zpřístupnit ostatním božské vědění.
Tanrı mutlak iyidir.I Bohu to dělá dobře.
Bu yüzden gerçek ve sanal parçacık arasında mutlak bir fark yoktur.Nebyl proto žádný rozdíl mezi pravou a levou láptí.
Oyunda bir komutan mutlaka ölür.Tato postava ve hře nezemře.
Mutlak kadirleri -5 ile -12 arasındadır.Běžné zvětšení lupy je 5 -12 násobné.
1975'in sonunda "Mutlaka Yavrum/Kavga" 45'liği yayınlandı.V letech 1945 – 1947 prošlo „akcí zámky“ 810 dětí.
Görünür kadir derecesi 12.8 ‘dir ama mutlak kadir derecesi -26.7 ‘dir.Jeho paralaxa je 0,286" a absolutní magnituda 2,8.
Uygun çözüm hem amaç fonksiyonunu, hem de kısıtları mutlaka sağlamalıdır.V kódu je popsána jak maximalizační funkce, tak i omezující podmínky.
"Olgu", "mutlak kesinlik" anlamına gelmez.Ty nemusejí být zcela nutně „správné“.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Víte, je to zlé, ale musím udělat místo.
Makine konstrüksiyonu ve imalatında bu husus göz önünde mutlaka bulundurulmalıdır.Maximální hodnota kolektorového proudu je totiž volena mimo jiné i s ohledem na tento jev.
Evet, mutlaka bir tane yapacağım." dedi.Zcela jistě mi bude stačit jediný“.
Mutlak monarşi ile yönetilen Suudi Arabistan Suud Hanedanı tarafından yönetilmektedir.Saúdská Arábie je islámská absolutní monarchie, kterou ovládá široká královská rodina.
Genleşmeyi kontrol etmek için ise mutlaka kaygan klipsler kullanılmalıdır.V případě potřeby umístění prázdných míst se používají právě pomlčky.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...MUDr. Jiří MALÝ . .
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Každá vláda musí získat důvěru absolutní většiny členů Sněmovny.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.Pokud je kapalina zakalená, bude zataženo s možností srážek.
Mutlak bir sonuç olmadan, savaş iki yıl daha sürdü.Nerozhodná situace vydržela další dva roky.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Pace celui ce urmează călauzirea.” (20: 47) Trimite-i cu noi pe fiii lui Israel.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Noi trebuie să facem ceva.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.Modul nu este neapărat unic.
Mutlak monarşiyi meşruti monarşi ile karıştırmamak gerekir.A nu se confunda monarhismul (regalismul) cu monarhia.
Geçerken bizim eve mutlaka uğra.Să nu umblați din casă în casă.
Bu yıldızın mutlak görsel kadri veya 10 parsek uzaklıktan görülen görsel şiddeti 15,5'tir.Magnitudinea vizuală absolută a acestei stele, văzută de la 10 parseci, este de 15,5.
Diktatörlük: Ülke üzerinde mutlak güce sahip tek bir kişi tarafından yönetimdir.Despotismul este o formă de guvernământ în care o singură entitate conduce cu putere absolută.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Pentru film vedeți Ea (film).
Her sıkıntının sonunda mutlaka gülünecek bir şey bulunur.Indiferent de situație el termină întotdeauna cu un râs.
Vasallar, imparatorun mutlak otoritesini kabul etmiyorlardı.Juriștii bizantini au recunoscut autoritatea absolută a voinței împăratului.
Tanrı saf ve nihai iyiliktir, mutlak ve değişmezdir.Dumnezeu este unul, simplu, desăvârșit.
"Olgu", "mutlak kesinlik" anlamına gelmez."A fi liber" nu poate deci însemna "a nu fi prin nimic determinat".
Bütün yollar denenecek ve Sivasspor mutlaka ikinci ligde oynayacaktır.Capii de serie vor juca cu outsiderii, iar capii de serie vor juca a doua manșă pe teren propriu.
Albazar Selim ile Zaida'nin mutlak birlikte olmaya karar verdiklerini açıklar.Albazar confirmă că Selim va rămâne cu siguranță cu Zaida.
Sosyolog Martin Shaw ise Kamboçya soykırımını "Soğuk Savaş döneminin en mutlak soykırımı" olarak tanımlar.Martin Shaw a descris aceste atrocități ca „cel mai pur genocid din era Războiului Rece.”
1660 yılında itibaren Danimarka ve Norveç'te mutlak monarşi sistemini uygulamaya başladı.A instituit în Danemarca monarhia absolută în 1660.
Mutlak üstünlüğü vardır.El avea puterea supremă.
Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.Dumnezeu este Șiutorul, Înțeleptul.
Manzum Çevirisi: Mutlak üstünsün Allah'ım, Övülen'sin.Acestea sunt: Pripeală: «Mărire ție, Dumnezeul nostru, mărire ție.»
Bu açıdan din bilgileri mutlaktır.Pe acestea se întemeiază cunoașterea dialectică.
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.El refuză să-și mărturisească vina.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Medicamentele antivirale pot fi folosite pentru a trata gripa.
Mutlakçı düşünme-bulanık (İng. fuzzy) düşünme.Nu confundați cu Julius Fučík (compozitor).
Birey, mutlaka iki cinsiyetten birinde karar kılmalıdır.Quien are o singură formă pentru ambele genuri.
Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka bir şeyler bekliyorlar.Consider că sunt câteva cântece strălucite cărora oamenii nu le-au acordat nicio șansă.
Pastafaryan inanç sistemine göre, korsanlar "mutlak kutsallıktaki varlıklar"dır ve gerçek Pastafaryanlardır.Dupa credința pastafariană, pirații sunt ființe divine și primii pastafarieni.
Mutlakiyet Monarşi OligarşiTomism Ordine călugărești
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Valamit tennünk kell.
Bu ikili birbirlerinin filmlerinde mutlaka görünmektedirler.A mozifilmekben mindkét ilyen alakjában feltűnik.
Köye gelen misafirler mutlaka uğramaları tavsiye edilir.A faluba érkező vendégeket is ebben fogadják.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.Mindenképpen javasolt orvoshoz fordulni.
Soru cümlelerine karşı mutlaka cevap cümleleri ortaya çıkar.A többi kérdést a kérdezett mondatrészek helyére tett kérdőszavakkal kérdezik.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Egyes származékai gyógyszerként használatosak.
Piramidin en tepesinde otursa da kralın mutlak egemenliği yoktur.A társadalmi piramis csúcsán a király állt, de nem korlátlan hatalommal.
Kayıtların gönderildiği zamana göre TTL değerlerinden farklı olarak, zaman damgaları mutlaktır.Míg a TTL-értékek relatívak, a rekordok elküldésének idejétől kell számítani őket, az időbélyegek abszolútak.
Devrettikleri egemenlik mutlak değildir.Az állami szuverenitás soha nem korlátlan.
Ancak bu hastalığa yakalananlar mutlaka psikoloğa gitmelidirler.Azt a személyt, aki ebben a mentális betegségben szenved, exhibicionistának nevezik.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Nézd meg a filmet!

İlgili Sayfalar