mutlak ile cümle
mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti.Ett försök gjordes på förmiddagen men fick avbrytas och paus togs för lunch.
Hastalanan kişinin tanısı konulduktan sonra mutlaka en az 6 ay süreyle ilaç tedavisi görmesi gerekmektedir.Läkemedlens effekt syns knappast förrän efter minst 6 månaders behandling.
Lord Kelvin ile mutlak sıcaklık skalasını geliştirmiştir.Lord Kelvin upptäcker absoluta nollpunkten.
Hayvan mutlaka Tanrı'nın adı anılarak kesilmelidir.Vi människor har, på grund av synden, ett behov av att bli försonade med Gud.
Bayram namazlarından sonra mutlaka mezarlık ziyareti yapılır.En annan del av högtiden är bön på begravningsplatsen.
Eşcinsel evliliğin mutlaka yasal hale gelmesini savunan az sayıda sağcı isimlerdendir.Det är viktigt för bedrägerioffer, även barn, att bestrida på ett juridiskt riktigt sätt.
Son oyunda Kasparov'a mutlak bir galibiyet gerekiyordu.Ännu idag diskuteras huruvida Kasparov skulle haft en reell chans att vinna matchen.
Tüm temsiller mutlaka gece yarısından önce biter.Striderna avslutades inte förrän vid midnatt.
1966 Millî Meclis Seçiminde, ÖVP mutlak çoğunluk ulaştı.I en FN-ledd omröstning 1999 röstade en klar majoritet av befolkning för självständighet.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.För andra betydelser, se Córrego do Encontro.
Krallık mutlak veya anayasal olabilir.En monarki kan vara absolut eller kombinerad med demokrati, konstitutionell.
Yani, mutlak yokluğun yarılarak, içinden varlığın çıkmasıdır.Min desperation för att existera kommer härifrån.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.De måste ha trampats ner av hästarna."
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Dessa personer får man sedan följa i filmen.
Ancak mutlaklık o inanç sistemine inananlar arasındadır.Motsvarande gäller bland troende inom ortodoxa kyrkan.
Muhafazakar Parti büyük bir mutlak çoğunluk ile Konseyin politikasını kontrol etmektedir.För det skolpolitiska organet, se Lokal styrelse med elevmajoritet.
Devletçilik prensibi mutlak olarak geçerlidir.Superpositionsprincipen är alltid exakt sann.
Mutlak sıfır fikri 1848’de Lord Kelvin tarafından genelleştirildi.Begreppet termodynamik formulerades först 1849 i ett verk av Lord Kelvin.
Ülke yönetiminde tek bir kişinin iktidara mutlak hakim olması durumudur.I Sverige har endast statschefen full immunitet.
Çerimoya saklanırken bu hususlar mutlaka dikkate alınmalıdır.Vid läsningen av dessa kväden måste man ta hänsyn till detta.
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.Воістину, Аллах — Всесильний, Могутній.
Başka bir şekilde ifade edilirse bu anlayışa göre Tanrı, Mutlak'tır; yaratılanlar ise görece ve görelidir.Скажи (О, Мухаммад!): «Він — Аллаh, Єдиний Бог і Єдиний Творець.
(Hac : 1,7, 55) ...O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir.A Day Before Tomorrow (рос.)
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.«Необхідно щось робити!
Tanrı saf ve nihai iyiliktir, mutlak ve değişmezdir.Адже Божественна Істина досконала і незмінна.
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.Антиавторитаристи зазвичай вірять у повну рівність перед законом, у силу громадянських свобод.
'ALLAH Sonsuz ve Mutlaktır.'Воістину Аллах Всемогутній і Справедливий».
Bu, tek bir nesil için hesaplanır ve mutlak sayılar ya da frekanslardan da hesaplanmış olabilir.Воно обчислюється для одного покоління і може виражатися абсолютним числом або частотою.
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.Мав визначну фізучну силу.
Mutlak değil, sınırları çizilmiş bir özgürlüktür.Послух, як не парадоксально, є повнотою свободи.
Değerler mutlak mı, izafi midir?Західні цінності – міф чи реальність?
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Певні сподівання покладають на препарати іпідакрину.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.Однак іноді використовується один рядок.
Juliet, kız kardeşiyle vedalaşır ve doğumdan önce mutlaka geri dönüp yanında olacağını söyler.У прощанні брата з сестрою відчувається, що він ніколи не повернеться додому.
Keşkek her bayramda mutlaka her sofrada olan vazgeçilmez yemektir.Спільним є те, що при випічці в кожен пиріг обов'язково ховається монетка.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Ареал складається з чотирьох дрібних популяцій.
Mutlak değer Çarpmaya göre tersДо незбагненної мети
İlk turda geçerli oyların mutlak çoğunluğu sağlanamamışsa ikinci tur oylama yapılır.Якщо цієї більшості не набрано в першому турі голосування, проводиться другий тур.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Кожен гравець має рівні шанси на перемогу.
Mutlak iktidar sahibi de, Senato ve halkın baş yöneticisi de olabilir.Вона також може служити автомобільним символом глави держави та їхньої країни.
İyi oynadığında mutlaka kaptanlığı alacaktır.За успішні дії отримує звання капітана.
Oyunda bir komutan mutlaka ölür.Персонаж не може померти під час гри.
Avrupa'daki son mutlak monarşilerden biridir.Ватикан залишається єдиною абсолютною монархією в Європі.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.Тобто терористам повідомили, що летить літак».
Suçu mutlaka itiraf ettirme anlayışına dayanır.Відповівши, ні — визнала б свою провину.
Devlet benim (l'État c'est moi) sözlerinden de anlaşılacağı gibi Fransa'yı mutlak monarşiyle yönetmiştir.А також нагадує повного кавалера ордена Святого Георгія М.І.Кутузова, ім’ям якого назване господарство.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Lubinia Mała, нім.
Yarın mutlaka geleceğim.Завтра я прийду обов’язково.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'Věřící pak nejsou povinni jej uznávat.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.V každém případě konzultujte s lékařem.
Yani Allah varsa mutlak yokluk yoktur.Nemůž Bohu hříchem slouti).
Adettendir, mutlaka yüklü bir bahşiş verilerek kapı açtırılır.Na zárubni je pomocí závěsů (pantů) zavěšeno křídlo dveří.
Mutlak çoğunluğu almak çok zordur.Většina Absolutní většina
Böylece anlarız ki her fi ifadesinde en az bir değişkenin değeri mutlaka 1'e eşit olur.Pak tedy v každém protipříkladu musí být alespoň jedna proměnná větší než tisíc.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.Smrt není dobrá a není ani špatná.
Ancak bu klipsler mutlaka inox malzemeden olmalıdır.Nové jádro nemusí nutně být Linuxové.
Mutlakçılık olarak da bilinir.Tak je chápána i blaženost.
Kullanmakta olduğunuz bir ilaç varsa mutlaka doktorunuza danışılmalıdır.Pokud musíte brát ráno léky, předem se poraďte se svým lékařem.
Büyük Ustât: Birliğin mutlak hâkimidir.Č: Můj návrh je jasný.
Totalitarizm; tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim.Totalita, která tomu všemu vládla však zcela jistě ano.