mutlak ile cümle
mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tonio, Canio'ya temsil sırasında Nedda'nin sevgilisini mutlaka kendini ele vereceğini söyler.Canio pede para saber o nome do amante de Nedda.
Bundan sonra 31 yıl boyunca Dominik Cumhuriyeti'nin mutlak egemeni oldu.Começaram então os onze anos de governo absolutista.
Önemli olan üretimdeki mutlak maliyetler değil fakat fırsat maliyetidir.O que importa aqui não é o custo absoluto de produção, mas a razão de produtividade que cada país possui.
Guru Gobind Singh ölürken Guru Granth Sahib'i son ve mutlak Sih Gurusu ilan etmiştir.O décimo guru, Guru Gobind Singh, concedeu a condição de guru para todo o sempre para o Guru Granth Sahib.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Estão disponíveis alguns fármacos para o tratamento de obesidade.
Bilim felsefecileri hiçbir şeyi mutlak bir kesinlikle bilmediğimizi iddia etmektedirler.Alguns falibilistas argumentam que a certeza absoluta sobre ter conhecimento é impossível.
Ay da batınca, “Andolsun ki, Rabbim bana doğru yolu göstermezse, mutlaka ben de sapıklardan olurum” dedi.Toda vez que Extroyer é invencível ou onipotente, ele diz: "Nada pode me deter!".
Mutlak çoğunluk sistemi adı da verilir.É também chamada massa específica aparente.
1932 yılında kansız bir devrim sonucunda mutlak monarşiden parlamenter monarşiye geçilmiştir.Em 1932, uma revolução pacífica resultou em uma nova monarquia constitucional.
Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır.É cargo definidor e necessário da monarquia.
Mutlak olandır.Toda Perfeita.
Bundan kazanç sağlamanın mutlaka bir yolu olmalı!' düşüncesiyle hareket ediyorlar'" demiştir.Aqueles que se veem incapazes de compartilhar essa crença tendem a culpar a si mesmos, em vez dela."
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Rodrigo jovem Jullie....
Elektrik ve manyetizma (ışık) mutlaka James Clerk Maxwell ile de ilişkilidir.As descrições físicas e matemáticas da eletricidade e magnetismo foram unificadas por James Clerk Maxwell.
Kırılmışlık temanın bir parçası olmuştur, mutlaka bir çözüm önermeksizin."Da morte ao triunfo, definitivamente era algo que tentamos capturar".
Kralın bu mutlakiyetçi tutumu kralcıları sevindirdi.A desgraça do rei foi esta paixão.
Bu nedenle siyasal iktidar mutlak değildir, sınırlıdır.O poder político, mesmo não sendo absoluto, tende a corromper.
Mod mutlaka eşsiz tek olmayabilir.Em caso contrário podem não ser únicas.
Pym genel olarak mutlakiyet rejimine yönelik eleştirilerini parlamentoda dile getiriyordu.Em seu resumo, o relatório continha críticas em relação ao IPCC.
Bu efsânelerden yola çıkarak, hiçbir tanrının kâdir-i mutlak ve hüsn-ü mutlak olmadığı söylenebilir.Mas se fizerem isso provarão que Deus não é infalível e toda a existência poderá ser destruída.
Mutlak varlık ve gerçeklik yoktur.Não há versão absoluta da realidade, nem verdades absolutas.
Renkli olsa bile taban mutlaka siyah yapılır.As cores eram vivas, embora também se escolhesse o preto.
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.De erbarmer, de barmhartige 4.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."Voorzeker, Hij is lofwaardig en roemvol.
Panendeizme göre tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişendir (göreli).God is hierbij wel eeuwig, ongeschapen en onveranderlijk.
Funes 2009 başkanlık seçimini kazandı ve halkoyunun yüzde 51.23'üyle mutlak çoğunluk sağladı.Funes won de verkiezingen met een absolute meerderheid van 51,23%.
Yavuz Bingöl mutlaka yavrum ...Rietje Wik Jongsma ...
Allah, Halık-ı Mutlaktır.Het hiernamaals - Over God (essaybundel).
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."God zowel omnipotent of alleskunnend als omniscient of alwetend.
Yani Allah varsa mutlak yokluk yoktur.God heeft geen geslacht en is alomtegenwoordig.
Mutlak Varlık hangi isimle anılırsa anılsın (Allah, Tanrı, Brahma, God) sonsuz ve tektir.De naam zou afgeleid zijn van de mansnaam Abbe en wier (= wierde).
Örneğin hem -3 hem de 3 sayılarının mutlak değeri 3'dür.De absolute waarde van bijvoorbeeld −3 en 3 zijn beide gelijk aan 3.
Bu kimseler içtikleri zaman mutlaka sarhoş olmak için içerler.Tijdgenoten schreven zijn vroege dood toen aan drankzucht.
Tüm temsiller mutlaka gece yarısından önce biter.Alle kinderen mogen tot middernacht opblijven.
Önceleri çeyizlerde mutlaka bir sini olması gerekirdi.In eerste instantie was bij Den Dungen geen kwartier nodig geacht.
Onlar, mutlaka boğulacaklardır.”Zo zouden zij geweld tegen zich uitlokken.
Çiğ tüketildiğinde mutlaka sirke kullanmak gerekir.Tijdens het manoeuvreren moet het roer rigoureus gebruikt worden.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.In alle funderingsplaten zijn (dicht gezette) scheuren aangetroffen.
Manzum Çevirisi: Mutlak üstünsün Allah'ım, Övülen'sin.Masha Allah (ما شاء الله) God heeft het gewild, uitdrukking.
Mutlak değildir.Niet compleet.
1814 yılında mutlakiyetin geri gelmesiyle meydanın ismi "Plaza Real" olarak adlandırıldı.Het plein had deze naam totdat in 1814 de koning terugkeerde en het plein de naam "Plaza Real" kreeg.
Bu ikili birbirlerinin filmlerinde mutlaka görünmektedirler.De verhalen in beide films vullen elkaar aan.
İkinci turda mutlak çoğunluk aranmaz.Trebaldi slaagt niet in het verkrijgen van de noodzakelijke tweederdemeerderheid.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.Streef naar datgene wat een positief resultaat oplevert, voor jezelf en voor anderen.
Değerler mutlak mı, izafi midir?Realistisch; Is het doel haalbaar?
1702’de, Guillaume Amontons gazların gözlemleyerek mutlak sıfır kavramını tanıttı.In 1702 had Guillaume Amontons al eens gespeculeerd over zo'n absoluut nulpunt.
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.Als die voor hen een bepaald item vinden, belonen zij de speler.
Zira ezeli ve ebedi vacibü'l vücud olan Allah, mutlak yokluk kavramına müsaade etmez.God sleept niemand er met de haren bij, terwijl het hart weigert en zich verzet.
Söz konusu eylemlerin mutlaka "kasten" işlenmesi gerekmemektedir.Deze acties mogen echter niet zonder meer als "straf" worden beschouwd.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'Mede daarom was hij niet geliefd onder de gelovigen.
Eksi bir sayı mutlak değerinin tümleyeni alınarak da ifade edilebilir.Door in de definitie gebruik te maken van de absolute waarde, kunnen we ook negatieve getallen glad noemen.
Hidrojen kullanımının verimli hale gelebilmesi için, patlama riskinin mutlaka azaltılması gerekmektedir.Om te voorkomen dat brand ontstaat moet het risico van ontbranding geminimaliseerd worden.
Bu bölüm mutlaka bir beklenti içerir.Hier vangt het fragment aan.
Meclisi kapattıktan sonra gücünü pekiştirerek mutlak hakimiyetini başlattı.Vlak voordat hij de gevangenis inging maakten hij en Kiss het definitief goed.
Pek çok olayda bu durum kısa ömürlüdür: mesela mutlak sıfıra kadar soğutursanız.Dit is onder bepaalde omstandigheden normaal, bijvoorbeeld bij wandelen in de koude.
Mutlak kulaklı kişilerTotaal hangende oren.
Burada X mutlaka hiç olasılıksız x0 değeri alır.Mister X heeft onbeperkt kaartjes.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.Het dragen van een helm en beschermende kleding is dan ook verplicht.
Her yıl bir ayı mutlaka babasıyla ya İsviçre'de, ya da Rusya'da geçiriyordu.Ze verbleef met haar familie zelfs een tijdje in Zwitserland en Iran.
Bu nedenle sadece mutlak değerlerde verimli olmaktadır.Het is dan ook alleen bruikbaar bij winstgevende bedrijven.