mutlak ile cümle
mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Mutlaka manevi güç de bulunmalıydı.وكن قد وُهبن قدر من القدرة الروحية.
Sembol değişiminde mutlak değerleri değişmediğinden, bu eşit ihtimalleri gösterir.وحيث أن القيمة المطلقة لا تتغير بمبادلة الرموز وهذا يتوافق مع تساوي الاحتمالات.
İkinci turda mutlak çoğunluk aranmaz.بعد الاقتراع الثالث يكتفي بالأغلبية المطلقة.
Allah mutlak varlık ve birliktir.والله الموفق والمستعان» .
Devrettikleri egemenlik mutlak değildir.معاملة المحافظات غير مكتملة.
İslamda insan mutlak anlamda hür değildir.ومع ذلك، فإن الحرية الدينية في إيران أبعد ما تكون عن أن تكون مطلقة.
Panendeizme göre tanrı, hem değişmeyen (mutlak), hem de değişendir (göreli).والله لأغنين غناءً ما غنى أحدٌ أثقل منه ولا أجود.
Oldukça ağrılı bir durumdur ve mutlaka cerrahi bir işlemle açılması gerekir.هذه الحالات عرضة للمضاعفات ومن المرجح أن تتطلب عملية جراحية.
Mutlak ağırlık Şekil ’e yerleştirilir.عامل الشكل (التصميم) للجهاز هو "مستدير.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.حصل الديمقراطييون الاشتراكييون على الأغلبية المطلقة.
En azından askerî konularda kralın otoritesinin mutlak olduğu muhtemeldir.وعلى الأقل في القضايا العسكرية، تصبح سلطة الملك إمبريوم من المرجح مطلقة.
Allah, Halık-ı Mutlaktır.ومن تواضع لله رفعه".
Mutlak çoğunluğu almak çok zordur.الاستقلال التام من الصعب جدا تحقيقه.
Ayrıca "Mutlaka vahşeti gösteriyoruz.إنهم على العكس من ذلك، لم يظهروا سوى الوحشية."
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.ويمكن تقسيمها إلى أربعة أنواع.
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.يجب استشارة الطبيب.
Manzum Çevirisi: Mutlak üstünsün Allah'ım, Övülen'sin.تكبيرة الإحرام: قول الله أكبر.
İstediği şeyi mutlaka gerçekleştirir.وفعلا تحقق له ما أراد.
O'na göre, iman etmek mutlaka ibadet etmeyi gerektirmez.'فقلت: ذلك ما لا يحتاج أمير المؤمنين إلى إيصائي به.
Parçalar mutlaka birbiriyle uyumludur.جميع القطع تباع معاً.
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir."الحمد لله القوي المتين والصلاة والسلام على "من بعث بالسيف رحمة للعالمين".
Mutlak kudret sahibi bir Allah vardır.ولا حول ولا قوّة إلّا بالله العليّ العظيم.
Kadılar, bir hukuk adamı olarak bağımsız ve padişahın mutlak yetkisine sahip vekili idiler.سواء كمطران أو كحاكم أثبت نفسه كرجل حـُكم ماهر .
Mutlak sıfır, 0 Kelvin ya da -273,15 °C'dir.درجة الصفر المطلق تعادل س°273.15-.
Mutlakçılık olarak da bilinir.تُعرف أيضاً بـ العبَّاسة.
Nem ölçümlerinde mutlak nem, bağıl nem ve spesifik nem hesaplanır.ولكن بالنسبة لهم، كون كلماتها بلا معنى وغير متصلة وغير محسوبة على الإطلاق.
Mutlaka arada bir paravan kullanılır.يتم تطبيق طوق TOT في بعض الأحيان.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."إنه رحمة للعالمين, نور متجسد وشفيع رحيم.
Audioslave, mutlaka dinlenmesi gereken bir albüm.هذه بذرة مقالة عن ألبوم بحاجة للتوسيع.
Çabanız mutlaka sonuç verecek.سوف تؤتي جهودهم ثمارها بالفعل
O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.Ele é Onipotente, Misericordioso e Infinitamente Beneficente.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.""Ele é único (wāḥid) e inerentemente uno (aḥad), todo piedoso e onipotente".
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Você deveria ver este filme.
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.Antiautoritários geralmente acreditam em plena igualdade perante a lei e fortes liberdades civis.
İbn Bacce'ye göre mutlak hareketler ezelidir ve ikiye ayrılırlar; dairevi olanlar ve düz olanlar.No momento, Justus informou que os confinados seriam divididos em dois grupos: Ferro e Fogo.
Kişilerin eşya üzerindeki mutlak haklarını (ayni haklar) düzenler.Porém, são os humanos que estão causando a extinção em massa atual.
Sosyolog Martin Shaw ise Kamboçya soykırımını "Soğuk Savaş döneminin en mutlak soykırımı" olarak tanımlar.O sociólogo Martin Shaw descreveu o genocídio cambojano como "o genocídio mais puro da era da Guerra Fria".
Yani Allah varsa mutlak yokluk yoktur.Logo Deus não é omnipotente.
Mutlaka sinirlenip gitmiştir" dedi.Ele é que espalha para se gabar!".
Charlie Aaron'un mutlaka kötülükten korunmak için vaftiz olması gerektiğini düşünür, ve bebeği çalar.Charlie acredita que Aaron deve ser batizado (ser salvo deste perigo) e rouba o bebê.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.Queiram dar os seus prefixos para a guia de nossas aeronaves”.
Ayrıca, genel olarak Green fonksiyonlarının dağılım'ları vardır , mutlaka doğru fonksiyonlar'dır.Além disso, funções de Green em geral são distribuições, não necessariamente funções próprias.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Precisamos fazer algo!
Tanrı ve Tanrıça Tanrılar gerçektir, insanlar gibi değillerdir, onlar mutlak gücün birer aracılarıdır."Os deuses são reais, e não como pessoas, mas como veículos do poder.
Önemli nokta, her denklemin 5 değişkenden 4' ünü mutlaka içeriyor olmasıdır.Note que cada uma das equações contém quatro das cinco variáveis.
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."Outrossim, Deus fê-lo ascender até Ele, porque é Poderoso, Prudentíssimo".
Sembol değişiminde mutlak değerleri değişmediğinden, bu eşit ihtimalleri gösterir.Uma vez que o valor absoluto não é alterado pelo sinal na troca, isto corresponde a probabilidades idênticas.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Mas agora eu estou muito cansado para continuar a luta.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.Ele não é totalmente ruim e nem inteiramente bom.
Mutlak bir sonuç olmadan, savaş iki yıl daha sürdü.A guerra continuou por dois anos mais sem um resultado decisivo.
Bu yüzden palpasyon mutlaka bilateral (simetrik) bir şekilde yapılmalıdır.O rizomorfo é bilateralmente simétrico.
Fakat sen mutlaka nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin herhangi bir engeli bana bildireceksin.Colocarei as Minhas Palavras em Sua Boca e ELE lhes comunicará tudo o que Eu lhes ordenar.
İlk turda geçerli oyların mutlak çoğunluğu sağlanamamışsa ikinci tur oylama yapılır.Caso não obtenha maioria absoluta dos votos, é realizado um segundo turno.
16-18. yüzyıllarda mutlak monarşiler millî kiliseler kurarak güçlerini artırdılar.Durante os séculos XVI e XVII, diversos pensadores buscaram justificar o poder absoluto dos monarcas.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.O género é constituído por quatro espécies.
İlacın kullanılması ve doz ayarlanması mutlaka uzman doktor kontrolünde yapılmalıdır.O diagnóstico e escolha do tratamento devem ser determinados pelo médico dermatologista.
Bu yasa, herhangi bir diğer sıcaklıkta entropinin belirlenmesi için mutlak bir referans oluşturur.Essa lei providencia um ponto de referência absoluto para a determinação de entropia.
Bir atalet çerçeve daha sonra mutlak boşluğa üniforma ötelenme biriydi.Uma espécie de calça ajustada completava o seu simples uniforme.
Ancak bu hastalığa yakalananlar mutlaka psikoloğa gitmelidirler.Estas pessoas que sofrem este tipo de fobia, para se tratarem devem ter um acompanhamento psicológico.
Film mutlak bir başarı kazanmış ve devrinin en etkili filmlerinden biri olmuştu.O filme obteve um sucesso moderado e se tornou um dos filmes mais bem sucedidos desse ano.