mutlak ile cümle

mutlak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Muhafazakarlar 2010 seçimlerinde en çok sandalye kazanan parti olmuş ancak mutlak çoğunluğu sağlayamamıştır.El Partido Conservador de David Cameron ganó las elecciones de 2010, aunque sin llegar a la mayoría absoluta.
Evrensel ya da mutlak zaman vardır.Espacio y tiempo absolutos.
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."Allah è immenso e sapiente."
(Sahibimiz Mutlak-Üstün 'dür dediler.)Sono i nostri signori! ".
Wallace tam bir tembel bir insan, ama aynı zamanda mutlak bir deha olarak karakterize edilmektedir.Wallace è considerato un fannullone completo, ma al tempo stesso un genio assoluto.
Ne var ki iki bina diğerlerinden daha çok hasar görmüştü ve mutlak bakım yapılması gereği doğmuştu.Quando c'erano diversi co-eredi, aveva la precedenza quello più vicino (vedi epikleros).
Bu filmi mutlaka izlemelisin.È per questo che vale la pena di guardare questo film.
Kim Jong-un Hükümeti hala basın ve bilgi üzerinde mutlak kontrol yetkisine sahiptir.Tuttavia Kim Jong-il esercitava un controllo assoluto sul governo e sul Paese.
İlk turda geçerli oyların mutlak çoğunluğu sağlanamamışsa ikinci tur oylama yapılır.Se nessuno ottiene la maggioranza assoluta, si passa al secondo turno.
Mutlak monarşi ile yönetilmişlerdir.Sono governati da una monarchia.
Mutlaka bir şeyler yapmalıyız.Bisogna fare qualcosa?
Dolayısıyla, görece ve göreli hiçbir varlık Mutlak'la kıyaslanamaz, oranlanamaz.Nessun approfondimento e nessun confronto parve allora possibile...
Bu turlarda genç kızların yanında mutlaka yaşlı bir kadın refakatçi olmaktadır.Probabilmente per questo, tra le vittime, vi è sempre una giovane donna.
Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar.E quando ti dimostri buono con loro, ti ricambiano con maledizioni, in quanto si sentono disprezzati.
İyi oynadığında mutlaka kaptanlığı alacaktır.Andando avanti nel gioco si guadagnerà il grado di Comandante.
Her iki taraf ihtilafa mutlak bir son koymak için dikkatlice hazırlık yaptılar.Entrambi chiesero più tempo prima di dare un giudizio definitivo.
Yemekler, mutlaka en az dört çeşitten oluşur.Ogni cucciolata è composta al massimo da quattro piccoli.
Mutlak monarşiye dayalı bir yönetim uygulanır.Questo sistema assicura una pratica monastica pura.
Bu adam ise her türlü ekonomik aktivitede mutlak dezavantaja sahiptir.Nessun dubbio che egli abbia diritto a tale riconoscimento economico.
Mutlak kadri 12.8 kadirdir.Ha una magnitudine apparente di 12,8.
Bu konuda da mutlaka başarılı olacağız.Questo farà un gran successo.
USB-C'yi uygulayan bir aygıt, mutlaka USB 3.1 veya USB Güç Dağıtımını desteklemez.La ricarica è consentita dalla porta USB-C con supporto ad USB 3.1.
Bunun anlamı her takımın mutlaka kazanma şansı olmasıdır.Tutto questo al fine teorico di garantire ad ogni concorrente le stesse possibilità di vittoria.
Bir şeyin olma ihtimali varsa mutlaka olur.Ma quando tutto è possibile è come se nulla fosse possibile.
Bu efsânelerden yola çıkarak, hiçbir tanrının kâdir-i mutlak ve hüsn-ü mutlak olmadığı söylenebilir.Allora i viandanti risposero dicendo che niente è impossibile a Dio.
Dokuz sayısı mutlak Bir ayrı tutulacak olursa ilk tek sayı Üç'ün karesidir.Così invece di occupare cento locazioni la prima riga ne occuperà solo 3.
Kendisine kötülük yapanları mutlaka cezalandırır.Dio punirà i malvagi (gli Assiri) e ricompenserà i giusti (Israel).
Yine; *Mutlak Ağırlık: MAi = Π= Xi1."Strong Enough" B1.
Yani mutlak değerinin entegralı sonsuz olabilir.Si noti che il valore di ogni integrale può essere infinito.
Avrupa'daki son mutlak monarşilerden biridir.Attualmente è l'ultimo monarca assoluto dell'Africa.
Oyunda bir komutan mutlaka ölür.Quando un giocatore muore.
Hegel'e göre bütün, Mutlak olarak adlandırılmakta ve ruhsal bir anlam verilmektedir.Il Dio di Hegel è necessità assoluta che si fa identità assoluta.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.Difficile da preparare, è possibilmente legata con una striscia sottile di nori.
İnançlar sistemi dinin, en durağan, en sabit, en mutlak bilgilerini oluşturur.Deve stabilire una comunicazione nel modo più chiaro, potente e preciso possibile.
Çok akıcı bir dille yazılan bu roman mutlaka okunmalıdır.Divenne necessario distinguere nettamente la lingua romanza parlata.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.Perché la natura non è né buona, né giusta, né bella.
Mutlaka evin dışında bulunur, kesinlikle ev ile serender arasında herhangi bir geçit, köprü bulunmaz.Praticamente nessuna traccia rimane della comunità o del ponte.
Bazı ilaçlar mutlaka aç kullanılmalıdır.Il farmaco non va impiegato in gravidanza.
Bu adam her türlü aktivitede mutlak üstünlüğe sahiptir.È estremamente efficiente in tutti gli aspetti del suo lavoro.
Devletçilik prensibi mutlak olarak geçerlidir.Il principio della primazia è del tutto assente.
Pym genel olarak mutlakiyet rejimine yönelik eleştirilerini parlamentoda dile getiriyordu.In generale, il Vaticano criticò il Pfr per la sua propaganda ingannevole.
Bu istikamette mutlaka bir kuyu olmalı.В этом направлении должен быть колодец.
Çatı mutlaka tamir edilmeli.Крыша действительно нуждается в ремонте.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."Он — милостивый, милосердный!» (перевод И. Ю. Крачковского).
O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."Воистину, Аллах — Объемлющий, Знающий.“».
Bil ki, şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”Известно что в ипостаси бога он был терпеливым, мудрым и справедливым.
İsrailoğullarının "kurtarma" anlayışı, "Kudreti Mutlak"ın doğasıyla örtüşmektedir.Аллах спас их из плена и рабства, после чего израильтяне отправились на свою родину, в свои родные дома.
Kendisine kötülük yapanları mutlaka cezalandırır.И также могут быть насылаемы проклятиями обиженых на обидчиков.
Kongrenin üçüncü ve dördüncü oturumları Bolşeviklerin mutlak tahakkümüyle gerçekleşti.Третье и четвёртое заседания Съезда проходили уже при абсолютном доминировании большевиков.
Tanrı mutlak iyidir.Бог представляется существом всесовершенным.
Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti.Он сказал: «Я осуждаю её за то, что она была убийцей.
Pastafaryan inanç sistemine göre, korsanlar "mutlak kutsallıktaki varlıklar"dır ve gerçek Pastafaryanlardır.Согласно пастафарианской системе верований, пираты — «абсолютно божественные создания» и первые пастафариане.
Quantum hapishanesi olarak da adlandırılır) büyüktür bu durum mutlak sıfır noktasında bile geçerlidir.Но он столь же иллюзорен относительно уровня абсолютной, или высшей, истины (парамартха сатья).
İstediği şeyi mutlaka gerçekleştirir.Делает ли он то, что обещает?
Mutlaka doktora danışmanız gerekir.Необходима консультация врача.
Bu, tek bir nesil için hesaplanır ve mutlak sayılar ya da frekanslardan da hesaplanmış olabilir.Оно вычисляется для одного поколения и может выражаться абсолютным числом или частотой.
Görelilik ilkesinde Mutlak dinginlik (hareketsizlik) yoktur.Стоянка не предусмотрена (повесть).
Mutlak kudret sahibi bir Allah vardır.Воистину, Аллах — Всесильный, Могущественный.
İkinci turda mutlak çoğunluk aranmaz.Во втором туре требуется простое большинство.
Her odada ocak (şömine) mutlaka bulunur.Над каждым объёмом (пристроем) здания возводится крыша.

İlgili Sayfalar