Ana içeriğe geç
Sözlük

mutfak ile cümle

mutfak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Personelimin tek mutfak aleti maket bıçağıydı.כלי המטבח היחיד שהיה לצוות הוא פותח ארגזים.
Personelimin tek mutfak aleti maket bıçağıydı.أداة المطبخ الوحيدة التي وجدت لدى طاقمي هو مقص الكراتين
Personelimin tek mutfak aleti maket bıçağıydı.キッチンで唯一稼働している設備は
Restoranimi actigim zaman, mutfakta sadece bir sef olacak,,, ve yemek odasinda bir masa..Cuando abra mi propio restaurante, Habrá 1 chef en la cocina... y 1 mesa en el comedor.
Restoranimi actigim zaman, mutfakta sadece bir sef olacak,,, ve yemek odasinda bir masa..Quand j'ouvrirai mon propre restaurant, Il y aura un chef dans la cuisine.. et une table dans la salle.
Restoranimi actigim zaman, mutfakta sadece bir sef olacak,,, ve yemek odasinda bir masa..Θα ανοίξω το δικό μου εστιατόριο, και θα έχει έναν μάγειρα στην κουζίνα... και μόνο ένα τραπέζι.
Restoranimi actigim zaman, mutfakta sadece bir sef olacak,,, ve yemek odasinda bir masa..厨房に一人のシェフ お店にはテーブルひとつ すごく小さな店かも しれないけど
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.르완다에서는, 형무소에서 쓰이는 75%의 취사 연료를 재소자들의 장으로부터 얻습니다.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.Di Rwanda, kini 75 persen bahan bakar untuk memasak di penjara mereka berasal dari kotoran para tahanan.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.Obecnie w Ruandzie 75% paliwa do gotowania w ich systemie więziennictwa pochodzi z zawartości jelit więźniów.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.Ve Rwandě teď obstarávají 75 procent vaření ve vězeních z obsahu střev svých vězňů.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.В Руанде теперь 75% горючего для готовки в тюрьмах получают из содержимого желудков заключённых.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.ברואנדה משיגים היום 75% מדלק הבישול שלהם במערכת בתי הסוהר מתכולת מעיהם של האסירים.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.في رواندا، أنهم يحصلون الآن على 75 في المئة على وقود الطبخ في نظام السجون من محتويات أمعاء السجناء.
Ruanda'da hapishanelerdeki mutfak yakıtının yüzde 75'i mahkumların dışkılarından elde ediliyor.刑務所の調理用燃料の 75パーセントに 囚人たちの排せつ物が 使用されています ブタレの刑務所には 多くの囚人が収容されています
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.왼쪽에 있는 상추는 냉장고에 10일간 있었습니다. 중간에 있는 상추는 부엌 탁자 위에 있었습니다. 별로 다를게 없죠.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.A bal oldali 10 napig volt a hűtőben. A középső a konyhaasztalon. Nem sok különbség van.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Ai để rau diếp trong tủ lạnh? Hầu hết mọi người.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Cea din stânga a fost ținută-n frigider 10 zile. Cea din mijloc, pe masa din bucătărie. Nu-i mare diferența.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.De linkse werd 10 dagen bewaard in een koelkast. Die in het midden, niet veel verschil.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Den till vänster hade jag i kylskåpet i 10 dagar. Den i mitten hade jag på köksbordet. Inte så stor skillnad.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Quella a sinistra è rimasta in frigo per 10 giorni. Quella al centro, sul mio tavolo. Sono quasi uguali.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Ta po lewej leżała w lodówce przez 10 dni. Ta po środku - na kuchennym stole, niewielka różnica.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Ten naľavo bol 10 dní v chladničke. Ten v strede bol na kuchynskom stole. Nie je medzi nimi veľký rozdiel.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Tento nalevo byl 10 dní v lednici. Ten uprostřed byl u mně na stole v kuchyni. Žádný velký rozdíl.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.Тази вляво е съхранявана в хладилник за 10 дни. Тази в средата - на кухненската ми маса. Няма голяма разлика.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.נשמרה במקרר במשך 10 ימים. זאת שבאמצע נחה על שולחן המטבח שלי. לא הבדל גדול.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.تم حفظه في الثلاجة لعشرة أيام. و الخس في المنتصف، على طاولة مطبخي. لا يختلف كثيراً.
Sol taraftaki 10 gün boyunca dolapta bekledi. ortadaki ise mutfak masamda, pek bir fark yok.真ん中はテーブルに置いたもので 左と変わりません 右のレタスは切り花のように 世話をしたものです
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.*Autos de último modelo.* *Y una cocina gourmet.*
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.Carros de última geração. E uma cozinha gourmet.
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.Da, familia Jones e dovada vie că dacă suntem dispuşi să urmăm aceeaşi cale consacrată...
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.Najnowsze modele aut. I wykwintna kuchnia.
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.미식가를 위한 부엌 맞습니다. 존스씨 가족은 산 증인이죠. 우리가 그 믿을 수 있는 길만 따를 의향이 있다면.. [RECORD SCRATCH]
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.Ultimi modelli di auto. E una cucina deliziosa.
Son model arabalar. ve bir gurme mutfak.سيارات حديثة الطراز ومطبخ للذواقة
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Achteraf trof ik George op het terras bij de keukentuin.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Apoi l-am găsit pe George pe terasa din grădina bucărăriei.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Después, me encontré con George en la terraza que da al jardín de la cocina.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Efteråt fann jag George på terrassen mot köksträdgården.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Efterfølgende fandt jeg George på terrassen, mens han kiggede ud over køkkenhaven.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Ensuite, je trouvai George sur la terrasse qui donnait sur le jardin de la cuisine.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Később George-ot az kiskert feletti erkélyen találtam.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.나중에 부엌 정원이 내려다 보이는 테라스에서 조지를 찾았다.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum."Mais tarde, encontrei o George no terraço a olhar para o jardim da cozinha.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Nachher fand ich George auf der Terrasse mit Blick auf den Küchengarten.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Poi, trovai George sulla terrazza che dava sul giardino della cucina.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Potem, wpadłem na Georgea na tarasie wychodzącym na ogród.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Potom jsem potkal George na terase, jak hledí do zahrady.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Sau đó, tôi thấy George trên bậc thang đang quan sát khu vườn bếp.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Setelah itu, saya menemui George di teras yang menghadap taman dapur.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Μετά βρήκα τον Τζωρτζ στην βεράντα που κοιτούσε τον κήπο της κουζίνας.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Вскоре я нашёл Джорджа на террасе с видом на сад.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.Потім, я зустрів Джорджа на терасі з видом на сад.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.След това, намерих Джордж на терасата, която гледаше към кухненската градина.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.אחר כך מצאתי את ג'ורג על המרפסת המשקיפה לגינת המטבח.
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.بعد ذلك، وجد جورج جالساً في الشرفة المطلة على حديقة المطبخ
Sonradan, George'u terasta, mutfak bahçesine bakarken buldum.午後中ずっと飲んでいたのに 彼はやはり青白い顔をしていた
Sonra odada bir sürü ses oldu. Annesi mutfaktaydı, ne olduğuna bakmaya geldi.Pak byl v pokoji veliký hluk, její matka byla v kuchyni, vyšla ven a volala:
Şöyle cevapladı, -Oh, hayır. Mutfakta değil.Он ответил - "О, нет.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod