Genel olarak Japon Mutfağı, diğer Doğu Asya ülkelerinin mutfaklarına benzer.Asyryjska kuchnia jest podobna do innych kuchni Bliskiego Wschodu.
Rus, Polonya ve Türk mutfaklarından esinlenmiştir.Potrawa kuchni polskiej oraz litewskiej.
Saray mutfakları ikisi helvaheneye ait olmak üzere 10 gözden oluşuyordu.W środkowej części dworu było dziesięć pomieszczeń w układzie dwutraktowym.
Mutfak da buradaydı.Här låg också köket.
"Aynı anda mutfakta ve salonda".Matsalsbord finns både i matsalen och i köket.
Özellikle İspanyol, Portekiz, Fransız, Hollanda, Belçika ve İtalyan mutfaklarında kullanılmaktadır.Den är vanligt i det spanska, portugisiska, franska, tyska, belgiska och italienska köket.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Särsö passar bra i köket.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Statyer, mynt, husgeråd och smycken hittas ofta.
Her ortanın kışla mutfaklarında bir kazanı vardı.En koloni höll vinterdvala i en byggnad.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Biryani är en maträtt.
Mutfak bölgenin etnik çeşitliliğini yansıtır.Föremålen illustrerar den lokala befolkningens etniska diversitet.
Mutfak da buradaydı.Крім того, тут також знаходилась кухня.
Bu durum da çoğunlukla mutfak kazaları ve aile içi şiddete bağlanmaktadır.Часто це спричинено нещасними випадками на кухні та домашнім насильством.
Bu yüksek oran kısmen, emniyetsiz mutfaklar ve Hindistan’a özgü bol giysilere bağlanmaktadır.Частково це спричинено небезпечними умовами на кухні та через вільний одяг, характерний для Індії.
Mutfak, birçok Balkanlı için bir diğer paylaşılan şeydir.Гагаузька кухня має багато спільного з кухнями інших народів балканського регіону.
Mutfak,tuvalet,ahır avlunun bir köşesindedir.Туалет та колонка із водою були у загальному дворі.
Diğer pek çok ülkelerin lokantalarının bu ülkelere ait mutfaklarında da bu çubuklardan bulunur.Багато рецептів було запозичено з кухонь цих країн.
Her ortanın kışla mutfaklarında bir kazanı vardı.У зимовий час у саду працювала ковзанка.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Гамлет на кухні.
Kitaplarda Arya kız olduğunu gizliyordu ve mutfaklarda çalışıyordu.Щур стояв біля столика на кухні, в руках він тримав якісь листи.
Halen İtalyan, İspanyol, Türk ve Yunan mutfaklarında kullanılır.Використовується в італійській, індійській, мексиканській і карибській кухнях.
Füzyon mutfağı, farklı mutfak geleneklerinin öğelerini birleştiren bir mutfaktır.Ф'южн (кухня) — кухня, що поєднує елементи різних кулінарних традицій.
Türk mutfağı sebze yemekleri açısından çok büyük bir çeşitliliğe sahip bir mutfaktır.Туркменська кухня вирізняється особливим набором жирів.
Padişahtan en aşağı saray görevlisine kadar herkesin yemekleri bu mutfaklarda pişerdi.Стало традицією готувати в цій кухні для офіцерів всіх частин, які приходили.
O, mutfaktadır.Він на кухні.
O, mutfakta.Він на кухні.
Onlar mutfakta konuşuyorlar.Вони розмовляють на кухні.
Bak! Mutfakta bir kedi var.Дивись! На кухні кіт.
O, mutfakta.Вона на кухні.
Tom mutfakta.Том на кухні.
Tom hâlâ mutfakta.Том все ще на кухні.
Mutfak nerede?Де кухня?
Tom Mary'yi mutfakta bıraktı.Том залишив Мері на кухні.
Tom, Mary ve John mutfakta.Том, Мері та Джон - на кухні.
Tom mutfaktadır.Том на кухні.
Bu dönemlerde Japonların evlerinde, mutfak ayrı bir oda haline gelmeye başlamıştı.V japonských domácnostech se v té době stávaly kuchyně oddělenou místností hlavního domu.
Mutfak da buradaydı.Byla sem též vestavěna kuchyně.
İtalyan mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biridir ve karakteristik özellikleriyle öne çıkmaktadır.Italská kuchyně patří mezi nejznámější světové kuchyně, jelikož má množství specialit různého druhu.
Böyle birçok evde, bu avlu mutfak görevini görürdü.Podle pověsti v tomto domě bydlel kuchařský rod Baštů.
Kırım Tatarları çok zengin bir mutfak kültürüne sahiptir.Buňoro-Kitara má bohatou vlastní kulturu.
Bu yüksek oran kısmen, emniyetsiz mutfaklar ve Hindistan’a özgü bol giysilere bağlanmaktadır.Příčinou jsou zčásti ne zcela bezpečné prostředí kuchyní a volný oděv, typický pro tuto zemi.
"Aynı anda mutfakta ve salonda".V přírodě i v hale.
Avrupa’daki birkaç çiftlik evinde, dumanlı mutfak 20. yüzyılın ortasına kadar kullanımdaydı.Na několika evropských statcích se černé kuchyně používaly ještě do poloviny 20. století.
Mutfak, yemek hazırlamak için kullanılan alandır.Kuchyň - ve které byla připravována jídla.
Her ikisi de mutfak bıçaklarıyla öldürüldü.Gančarčík všechny tři ženy ubodal kuchyňskými noži.
Ortadoğu ya da Batı Asya mutfağı bölgedeki çeşitli ülkelerin ve halkların mutfaklarından oluşur.Blízkovýchodní kuchyně je kuchyní různých zemí a národů na Blízkém Východě.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!V kuchyni má široké použití.
Sultanın mutfak görevlileridir.Klimatičtí vyjednavači sepsali kuchařku.
Porto Riko ve Küba mutfakları bu olguya örnek gösterilebilir.Paroviny Pyrenejí a Tibetské plošiny lze brát jako tyto příklady.
Bardak, içecekleri tüketmekte kullanılan, genellikle camdan yapılmış mutfak eşyası.Většinou skleněná nádoba, která se naplňuje vodou.
Mutfakta Alexander ile karşılaşır.Na pokoji bydlí s Alexandrem.
Krem genellikle bir çırpıcı, elektrikli veya el mikseri, veya bir mutfak robotu ile çırpılır.Šlehačka se obvykle šlehá metlou nebo elektrickým či ručním šlehačem.
Kitaplarda Arya kız olduğunu gizliyordu ve mutfaklarda çalışıyordu.Tábořilo se na louce ve stanech a vařilo se v polní kuchyni.
Paris kafeleri Fransa'nın başkenti Paris'te sosyal ve mutfak yaşam merkezi olarak hizmet vermektedir.Cafeneaua pariziană deservește ca un centru social și culinar al vieții în Paris.
Birçok insan kültüründe karıncalar, mutfakta, ilaçlarda ve ayinlerde kullanılır.Multe culturi umane utilizează furnicile în bucătărie, farmacie și în ritualuri.
Bu durum da çoğunlukla mutfak kazaları ve aile içi şiddete bağlanmaktadır.Acesta se corelează adesea cu accidente în bucătărie sau violență domestică.
Ev sahipleri gelirlerini mutfaklarını ödeme yapan halka açarak tamamlayabilirler.Proprietarii își puteau completa veniturile prin deschiderea bucătăriilor către publicul plătitor.
Çok geçmeden, artık Mutfak Baş Kâhyası olmuş olan Geum-yeong ile karşılaşır.Ea vine față în față cu Geum-Yeong, care a devenit Prima Doamna de la Bucătărie.
Sarayda ise Leydi Choi, Mutfak Baş Kâhyası’nın yerine geçer.Înapoi în palat, doamna Choi o înlocuiește și devine Marea Doamna de la bucătărie.
Hint mutfağı, genellikle bol baharatlı yemeklerden oluşan bir mutfaktır.De exemplu, în bucătăria Indiană sosul se prepară de obicei cu un amestec de condimente.