Ana içeriğe geç
Sözlük

mutfak ile cümle

mutfak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu aletler mutfakta işinizi kolaylaştıracak.Эти приспособления облегчат вашу работу на кухне.
İdeal eş bir hamamböceği gibidir, onu sadece geceleri ya da mutfakta görebilirsiniz.Идеальная жена - как таракан, вы её можете увидеть только ночью или на кухне.
Tom pazar çantasını mutfak masasına koydu.Том поставил пакет с продуктами на кухонный стол.
Füzyon mutfağı, farklı mutfak geleneklerinin öğelerini birleştiren bir mutfaktır.Кухня фьюжн — кухня, сочетающая элементы различных кулинарных традиций.
Somali mutfağı bölgeden bölgeye değişiklik gösterir ve farklı mutfak etkilerinin bir karışımı gibidir.Кухня Сомали изменяется от области до области, и она охватывает различные стили кулинарии.
"Azeri Mutfak Kültürü".«Адская кухня»).
Mutfak da buradaydı.Здесь же стоял стол.
Mutfak, yemek hazırlamak için kullanılan alandır.Кухня — помещение для приготовления пищи.
Genel olarak Japon Mutfağı, diğer Doğu Asya ülkelerinin mutfaklarına benzer.Кухня иракцев очень сходна с кухней других ближневосточных народов.
Mutfak hazır patates ürünleri imalatında uzmanlaşmıştır.Заметное влияние на кухню штата оказал картофель.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Стейн возглавил кухню.
Böyle birçok evde, bu avlu mutfak görevini görürdü.Дойдя до хутора, люди увидели полковую кухню.
2005'ten beri BKM Mutfak'ta oynamaktadır.С 2005 года играл в дубле «Оболони».
Dahili bina normal olarak bir oturma odası, bir mutfak ve bir ağaç döşemeli merkezi salonu içerir.Внутреннее крыло обычно состоит из общей комнаты, кухни и холл с деревянным полом.
Hint, Japon ve diğer Asya mutfaklarının popüleritesi artmaktadır.Приправы для поке схожи с приправами японской и других азиатских кухонь.
Bir eğitim bir de mutfaktan hiç kesinti yapılmıyor.Не приемлет никакой критики относительно своей кухни.
Bu toplumların, özellikle Balkan toplumların mutfakları, Filistin mutfağının karakterine katkı sağlamışlardır.وقد تأثر المطبخ من هذه المجتمعات، ولا سيما من منطقة البلقان، ساهمت في إبراز الطابع الفلسطيني بالمطبخ.
Pasta pişirme genellikle ana mutfaktan biraz ayrı bir alanda yapılır.وعادة ما تخبز المعجنات في جزء منفصل إلى حد ما من المطبخ الرئيسي.
Bir eğitim bir de mutfaktan hiç kesinti yapılmıyor.ويستحيل علي أي شخص طبخها في المنزل.
Güveç yemekleri Balkan ülkeleri mutfaklarında da yaygındır.ويعدّ الطعام رخيصا في عموم أراض البلقان.
Mutfak da buradaydı.عدت إلى المطبخ.
Saat 23:30’a kadar mutfak açıktır.يبقى المطبخُ مفتوحاً حتى الساعة 11.30 ليلاًً.
Mutfak,tuvalet,ahır avlunun bir köşesindedir.حمام البيدرة و هو موجود في باب الساحة في حي القصبة.
Konya Mutfak Kültürü ve Konya Yemekleri (2005) Mevlevi Mutfağı (2007).لندن: دار الساقي • أطعمة قونية و ثقافة المطبخ بقونية (2005 ) • المطبخ الملكي (2007 ).
Diğer pek çok ülkelerin lokantalarının bu ülkelere ait mutfaklarında da bu çubuklardan bulunur.تقدم العديد من المطاعم الأمريكية في دولٍ أخرى هذا الطبق أيضاً.
Bölge yemek ve pişirme kültürü, çeşitli mutfakların birleşiminden oluşmuştur.كما توجد توجد ثقافة الطعام والطبخ متكونة من الاتحاد بين الثقافات المختلفة.
İtalyan mutfağı dünyanın en zengin mutfaklarından biridir ve karakteristik özellikleriyle öne çıkmaktadır.يعتبر المطبخ الجزائري من أغنى المطابخ في العالم لتنوعه وتعدد مواد صنع الأغذية.
Babam neden mutfakta?لماذا أبي في المطبخ؟
Eğer bir çamaşır yıkama makinesi varsa, mutfakta yıkama ve kurutma yapılabilir.Se uma máquina de lavar roupa está presente, lavar roupa e secar também é feito na cozinha.
Mutfak eğer yeterince büyükse ailenin yemek yediği yer olabilir.A cozinha pode ser também o lugar onde a família come, tendo espaço para isso.
Burası bazen mutfak görevini de görmüştür.Às vezes, também tem a função de controle fiscal.
Garip bir şekilde yapıda henüz bir mutfak ya da tuvalet açığa çıkarılmamıştır.Estranhamente, ainda não foram redescobertas, até agora, cozinhas ou latrinas.
Üst sınıftan olan Romalıların görece daha iyi donanımlı mutfakları vardı.Romanos ricos tinham cozinhas relativamente bem equipadas.
Ancak yerel halkı mutfaklarında kullanmaktadır.São usados na culinária.
Melamin reçinesi, mutfak eşyaları ve plakalarda (Melmac gibi) sıklıkla kullanılır.Resina melamínica é frequentemente usada em utensílios de cozinha e pratos.
Jackson, ilk tekli "Don't Stop 'til You Get Enough"ı mutfakta mırıldandığı melodilerden geliştirdi.Jackson teria composto "Don't Stop 'til You Get Enough" após cantarolar a melodia casualmente em sua cozinha.
Böyle birçok evde, bu avlu mutfak görevini görürdü.Na casa rural, é no espaço da cozinha que decorre toda a vida familiar.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Antiguidades como estátuas, moedas ultensilios e jóias são encontradas frequentemente.
Ertesi gece, Doug mutfakta bir gıcırtı duyar.No dia seguinte, o Xá fez um grande durbar na capital.
Mantar, özellikle Uzak Doğu mutfaklarında kullanılmaktadır.Esquilos ainda são comidos, especialmente no sul daquele país.
Mutfak, yemek hazırlamak için kullanılan alandır.A cozinha é uma divisão da casa especificamente usada para preparo da comida.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!Apesar de muito brincalhona, na cozinha é muito concentrada.
O, mutfaktadır.Ele está na cozinha.
Ben mutfaktayım.Estou na cozinha.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Roux komt uit de Franse keuken.
Mutfak da buradaydı.Hier was ook de eetzaal.
Burası bazen mutfak görevini de görmüştür.Ook vindt hij af en toe werk bij een kwekerij.
Mutfakta muhakkak bolluk olması esas!In de keuken bevindt zich een grote haard.
Bir Romalı evinde mutfak ana binaya eklenmiş ayrı bir odaydı.De keuken was in de Romeinse villa een deel van het hoofdgebouw, echter als aparte ruimte aangelegd.
Böyle birçok evde, bu avlu mutfak görevini görürdü.Tijdens de oogst is er veel werk bij de hoeve.
Hemen mutfağa gider ve bir mutfak bıçağını eline alıp yüzünü de palyaço maskesiyle kapatır.Hij belandt met zijn gezicht in de openstaande klep van de vaatwasser, met zijn oog in een keukenmes.
Mutfak, yemek hazırlamak için kullanılan alandır.De keuken is altijd al als keuken gebruikt.
Ortaçağda ne gündelik yaşamda, ne de mutfakta günümüzdeki gibi bir temizlik anlayışı yoktu.In de middeleeuwen was er geen sprake van een kern zoals tegenwoordig.
Babam neden mutfakta?Waarom is mijn pa in de keuken?
Bu bölüm o zamandan beri Mutfak Şampiyonu Bölümü olarak anılmıştır.Deze divisie heet sindsdien Keuken Kampioen Divisie.
"Aynı anda mutfakta ve salonda".W kuchni i przy stole.
Mutfak da buradaydı.Znajdowała się tutaj przykładowo kuchnia.
Charlie gemide tayfa ve mutfakta beceriksiz aşçı yardımcısı olarak çalışır.Na statku pełni rolę palacza i kucharza w jednej osobie.
Burası Orta Avrupa mutfak özelliklerinin eklenmeye başladığı sahadır.Przeważają na tym terenie gatunki środkowoeuropejskie.
Baklava, Türk, Orta Doğu, Balkan ve Güney Asya mutfaklarında yer etmiş önemli bir hamur tatlısıdır.Pilaw jest popularną potrawą na Bliskim Wschodzie, w krajach Azji Środkowej i na Bałkanach.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod