1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.En 1960, Joseph Kittenger de la Fuerza Aérea de EE.UU. hizo algo increíble.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.In 1960 deed Joseph Kittenger van de luchtmacht van de VS iets zeer spectaculairs.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.În 1960, Joseph Kittenger din Forţele Aeriene ale Statelor Unite a făcut cel mai spectaculos lucru.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.Nel 1960, Joseph Kittenger dell'aeronautica degli Stati Uniti ha fatto la cosa più spettacolare possibile.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.W roku 1960 Joseph Kittenger z Sił Powietrznych Stanów Zjednoczonych dokonał rzeczy niesamowitej.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.В 1960-м году, Йозеф Киттенгер из военно-воздушных сил США выполнил нечто невероятное.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.През 1960 г. Извършил скок от 100 000 фута (30,5 км.), 102 000 (31,1 км.) за да бъдем точни.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.ב1960, ג'וזף קיטנגר מחיל האוויר של ארה"ב עשה את אחד הדברים המדהימים ביותר.
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.في عام 1960 .. قام جوزيف كيتينجير من القوات الجوية الامريكية بامر شديد الروعة
1960'ta ABD Hava kuvvetlerinden Joseph Kittenger gelmiş geçmiş en muhteşem şeyi yaptı.すごい事を行いました 高度3万メートル 正確には 3万1千メートルから降下です
1963'e doğru sararsak, Diem'in bahsetmiş olduğum tüm bu muhteşem özelliklerinin yanı sıraPosuňme se do roku 1963, kromě těch úžasných vlastností Diema, které jsem vyjmenoval, také potíral buddhisty.
1963'e doğru sararsak, Diem'in bahsetmiş olduğum tüm bu muhteşem özelliklerinin yanı sıraSi avanzamos hasta 1963, además de las características mencionadas de Diem, éste perseguía a los budistas.
3,5 yıl boyunca bir botta yaşadım. Ve muhteşem şeyler gördüm.Я жила на яхте три с половиной года и видела много прекрасных животных: рыб, черепах, акулу.
Adam: Bu program muhteşem.Dit programma is fantastisch.
Adam: Bu program muhteşem.Este programa é maravilhoso.
Adam: Bu program muhteşem."Ez a program csodálatos.
Adam: Bu program muhteşem.남자: 그 프로그램은 놀라웠습니다.
Adam: Bu program muhteşem."Tento program je výborný.
Adam: Bu program muhteşem.To fantastyczny program.
Adam: Bu program muhteşem.Uomo: questo progetto è meraviglioso.
Adam: Bu program muhteşem.איש: התוכנית הזאת נפלאה.
Adam: Bu program muhteşem.رجل:هذا البرنامج رائع.
Adam: Bu program muhteşem.子どもたちに読み書きを教えてもらえるなんて最高だ
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri아프가니스탄에 있는 180 피트의 장대한 바미얀 대불상이 탈레반의 공격으로
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri55メートルもある見事なバーミヤンの大仏が タリバンによって爆破されるという事件が起きました
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri Taliban tarafından tahrip edildi.Barniyan Budha yang sangat besar setinggi 180 kaki di Afganistan dihancurkan oleh Taliban.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri Taliban tarafından tahrip edildi.les magnifiques Bouddhas de Bâmiyân de 50m de haut, en l'Afghanistan, étaient dynamités par les Talibans.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleriהבודהה מבמיאן המדהימים, בגובה שישים מטר באפגניסטן,
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleriتمثالا بوذا باميان، في أفغانستان ذو الخمس والخمسين مترا طولا،
AIDS araştırmasında yer aldıklarını biliyorlardı. Proteinin muhteşem tasarımını inceliyorlardı.Вони знали, що працюють над проблемами СНІДу.
AIG'nin muhteşem bir imajı var değil mi? -AIG de repente tiene un excelente modelo de negocio, ¿verdad?
AIG'nin muhteşem bir imajı var değil mi? -持つことになります。 良いでしょうか? なぜなら、彼らはムーディーズからAAランクの格付を、
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Alah, ole, ole, Alah, veľkolepé, bravo," nepochopiteľné, ale je to tak -- záblesk boha.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Alá, olé, olé, Alá, magnífico, bravo" incompreensível, mas lá está — um vislumbre de Deus.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, geweldig, bravo." Onbegrijpelijk, zie: een glimp van God.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, großartig, bravo" Unfassbar, da ist es: ein flüchtiger Blick auf Gott.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, hoàn hảo, hoan hô", không thể hiểu nổi, và nó đây rồi, chính sự hiện thân của Chúa.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, luar biasa, bravo." tak masuk akal, itu dia -- kilasan Tuhan.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, magnific, bravo." de neinteles iata - o farama de Dumnezeire.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, magnifico, bravo," incomprensibile, eccolo -- uno scorcio di Dio.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, magnífico, bravo," incomprensible, ahí está -- una visión de Dios.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi.-Allah, olé, olé, Allah, magnifikt, bravo. Där är det, en skymt av Gud.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, olé, olé, Allah, magnifique, bravo". C'est incompréhensible, c'est là : un aperçu de Dieu.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, mahtavaa, bravo," käsittämäntöntä, siinä se on -- vilahdus Jumalasta.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, niewiarygodne, brawo", niepojęte, oto ulotny przebłysk Boga.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, Olé, Olé, Allah, storslået, bravo," uforståeligt, dér er det -- et glimt af Gud.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Allah, ole, ole, Allah, úchvatné, bravo," nepochopitelné, tady to je -- záblesk Boha.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."알라, 올레, 올레, 알라, 매그니피선트, 브라보" 이해할 수 없는, 신의 경지를 경험했다고 말합니다.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Αλάχ, όλε, όλε, Αλάχ, θαυμάσιο, μπράβο" ακατανόητο, να 'το -- μια ματιά του Θεού.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Алах, оле, оле, Алах, чудово, браво", незбагнене, це і є - проявом Божественного.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Аллах, оле, оле, Аллах, великолепно, браво!", неразбираемо - ето това е: оттам наднича Господ.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."Аллах, оле, оле, Аллах, изумительно, браво". Когда человек делает нечто непостижимое — сияние Бога.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi."אללה, אולה, אולה, אללה, נפלא, בראבו" בלתי נתפס, זהו זה - ניצוץ אלוהי.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi." الله، أوليه، أوليه، الله، رائع، برافو،" غير مفهومة، ها هي هناك -- لمحة للإله.
"Allah, olé, olé, Allah, muhteşem, bravo," akıl-sır ermez, işte -- Tanrı'nın bir tecellisi.神を垣間見るんです 素晴らしい まさにこれです
Ama asıl muhteşem olan,daha çok kayıt geldikçe, bütün dünyadan birden 30 40 tane kayıt geldi.하지만 놀라운 건, 점점 더 점점 더 많은 목소리를 받게 되면서 갑자기 전세계에서 보낸 30, 40가지 목소리가 제게 생겼습니다..
Ama asıl muhteşem olan,daha çok kayıt geldikçe, bütün dünyadan birden 30 40 tane kayıt geldi.Dostával jsem jich víc a víc a víc, až najednou jsem měl 30, 40 hlasů z celého světa.
Ama asıl muhteşem olan,daha çok kayıt geldikçe, bütün dünyadan birden 30 40 tane kayıt geldi.Maar wat super is: naarmate ik er meer en meer kreeg, had ik plots 30 tot 40 stemmen van over de hele wereld.
Ama asıl muhteşem olan,daha çok kayıt geldikçe, bütün dünyadan birden 30 40 tane kayıt geldi.Ma la cosa bella è che, piano piano, ho raccolto 30, 40 voci da tutto il mondo.
Ama asıl muhteşem olan,daha çok kayıt geldikçe, bütün dünyadan birden 30 40 tane kayıt geldi.Pero lo increíble es, como empecé a recibir más y más y más, y de repente tenía 30, 40 voces de todo el mundo.