Ana içeriğe geç
Sözlük

muhalif ile cümle

muhalif kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Rehineler Suriye hükümetinin elindeki esir muhaliflerle değişim sağlanarak serbest kalmıştır.主の日に帰還した捕囚の民が占領するカナン人の境界である。
Muhalifler boykot etti.野党はボイコットした。
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.今回の犯罪に関与した者たちは、刑務所で長い時間を過ごすことになります。
Bu tedbirlere muhalifleri, özellikle de Macar asıllı olanları, hapse atmak da dahildi.秘守家、とりわけ秘守家の長となる男子を守りながらも、祟りつづけてもいる。
Diğer Alman muhalifler için de aynı şeyi yapmış olduğu söylenmiştir.おそらくドイツの個体群もこれと同じ経緯であると考えられている。
Özellikle 19. yüzyılın belirli dönemlerinde din ile bilimin birbirine muhalif olduğu görüşü kazanmıştır.19世紀には宗教と科学が相反するものだという感覚が非常に強くなった。
Ülkede kamu gösterileri ve herhangi bir muhalif kamu eylemi düzenlemek yasaktır.基本ルール 、、、、、、、、、、、、、、 相手チームへの暴力は禁止。
Bunun dışında zaman zaman Sünni Dört mezhep imamının görüşlerine muhalif görüşler de beyan etmiştir.ただし、四人組逮捕について積極的な評価が定まってからの発言であることにも留意しなくてはならない。
26 Mart'ta muhalifler karşı saldırıya geçmişlerdir.3月3日、大連が馬賊に襲撃される。
1998 yılının sonlarında, üç muhalif yazar, bir siyasi lider ve eşi iki aylık sürede İran'da öldürüldü.1998年末,3名異見作家、1名政治家及其妻子在兩個月內先後被殺害。
Ancak tasarı, 22 Haziran 2005'te muhalif Halk Partisi'nin çoğunluğu elinde bulundurduğu Senato'da reddedildi.然而,法案於2005年6月22日被參議院否決,當時參議院由獲得大多數議席的反法黨人民黨控制。
Bu nedenle muhalif grupların çatışmasının daha da kötüye gitmesi muhtemeldir.否則,共產黨的日子將更難過。
1933 Reichstag seçimlerine doğru, Naziler, muhaliflere karşı şiddetlerini artırdı.」 在1933年3月的帝国议会选举当中,纳粹强化了对敌手的暴力措施。
SİHG'ne göre 190 sivil muhaliflerce öldürülmüştür.SOHR则报道说有多达190个平民在各地被害。
Bu, diğer iki muhalif hareketin doğuşuna sebep oldu: Neo-Siyonizm ve Post-Siyonizm.这导致了两个对抗运动的兴起:新锡安主义和后锡安主义。
Mengistu Haile Mariam'ın siyasi muhaliflerini kendi elleriyle öldürdüğü iddia edilmiştir.據稱海尔·马里亚姆·门格斯图自己亲手杀死了政治对手。
Kitabın bir bölümü Dawkins'in muhalifi Stephen Jay Gould'a ithafen yazılmıştır.一個著名的例子是Stephen Jay Gould,特別在他的著作The Mismeasure of Man。
Yerel otoritelerin yardımıyla toplama kamplarını kurup yargı dışı mahkûmiyetlere, muhaliflerle başladılar.他们与地方当局一道设立法外集中营,关押异议人士。
Ancak Aktium Savaşı'ndan sonra muhaliflerinin birçoğunu affederek itibar kazanmıştı.其後,他因傷而缺席了餘下的大部分賽事。
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.自治政府打出了自己的旗帜。
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Örgütü de Rakka'nın tamamen muhaliflere geçtiğini doğrulamıştır.叙利亚人权观察组织随后正式宣布拉卡市已经完全被反对派控制。
IŞİD militanları, Mayıs ayının sonlarında muhaliflere karşı saldırıya geçmişlerdir.聯合國軍共十三個師在五月中旬反攻。
Onlar, kendilerine muhalif olanların çocuklarının, ebedi olarak cehennemde kalacağı­nı söylerler.臣聞非孝者無親,其瑀之謂矣!」蕭瑀不能回答,但合掌時說:「地獄所設,正為是人。
Ekim 1977'de tüm muhaliflerin politik aktivitelerini yasakladı.1952年,政府禁止所有政党活动。
Hatta bazı muhalif kimseleri biat etmeleri için zorlamıştır.又“多受屬員獻媚,參劾無聞”,是以屢有興廢。
Muhalif tutumundan dolayı idam edilmiştir.原本以擅長的預言欲將卡希歐至於死地,卻被擊敗。
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.連斯雷普尼爾小隊的隊員都不知道其真身。
Hatta bazı muhalif kimseleri biat etmeleri için zorlamıştır.일부는 오히려 봉기에 참여한 사람들을 비난하기도 하였다.
Ancak Aktium Savaşı'ndan sonra muhaliflerinin birçoğunu affederek itibar kazanmıştı.그러나 통합진보당 부정 경선 사건 이후 참여계들은 부정경선을 저지른 일부(오옥만 등)를 제외하고 정의당에 참여한다.
5 Ocak 1642 günü Avam Kamarasına bizzat gelerek kendisine muhalif beş vekili tutuklamaya kalkar.1952년 1월 16일에 신설되었으며 5개 지방 자치체를 관할한다.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.אני אשא את הדגל שלהם.
Muhalifler saldırıyı geri püskürtmüştür.משלא נענו חידשו את ההתקפה.
Her tür muhalif hareket hatta muhalefet şüphesi bile şiddetle bastırılıp yok edilir.כל תנועה של כל מתחרה, ואפילו הקלה ביותר תגרור עבירה.
Infestissumam (Latince'de muhalif anlamına gelmektedir.)התוצאות הן הזיות (האלוצינציות - שפירושו בלטינית 'לתעות ברחבי המוח').
Bu muhalif hareket “sonnō jōi” hareketinde cisimleşecektir.פעולה זו הביאה בסופו של דבר לשינוי בתנועת סונו ג'וי.
Reformcu ve muhalif lider Muhammed El Baradey Cuma günü olacak protestolara katılacağına dair söz vermiştir.מנהיג האופוזיציה, מוחמד אל-בראדעי הצהיר כי יחזור למצרים להפגנות יום שישי.
Muhalif ekibin başını Nihat Erim çekiyordu.למפקד החטיבה התמנה נחום שריג.
Bu arada çok sayıda muhalif ülkeden kaçmaya çalışmaktadır.Междувременно, трима от лагеристите се опитват да избягат.
Pompey, şehri askerlerle doldurdu ve muhaliflerin gözünü korkutmayı başardı.Помпей пълни града с войници и опонентите на триумвирата са сплашени.
Muhalifleri populares olarak adlandırılmışlardır.В този смисъл те се разглеждат като популистки.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.САДР използва свой флаг.
AAA, sadece komünistlere değil kendilerine muhalif birçok kesime saldırmıştır.Не само йонийците стигнали до такива колонизаторски решения.
Bunun üzerine kendisi muhalif bir kampanya yapmaya başlamıştır.Nakon toga je pokrenuo privatni nakladnički projekt.
Dayanışma önderleriyle siyasi muhalifleri kitle halinde tutuklattı.Kojeg smo mi to svog političkog protivnika otjerali na robiju?
Muhaliflerin çekmiş olduğu videolarda Kaddafi'nin darp edildiği ortadadır.Razni mediji bavili su se pitanjem gdje je pobjegao Gaddafi.
Dolayısıyla Smith, Darwinci evrim teorisinin bir muhalifidir.Također su pobornici darvinističkih teorija evolucije.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Međutim, obojica su uhićena te su dobili duge zatvorske kazne.
2011 yılının sonundan itibaren muhalifler önemli kazanımlar elde etmeye başlamışlardır.Početkom 2000-ih počeo je primjećivati zapažene rezultate.
Tasavvuf aleminde ekberi sufilerin görüşlerine muhalif olan sufiler de bulunmaktadır.U nekim dijelovima zemlje prakticira se i libijski oblik sufizma.
Rakka şehri ilk başlarda güçlü bir muhalif merkezi olmamıştır.Capelle je u početku bio protivnik neograničenog podmorničkog ratovanja.
Dolayısıyla Smith, Darwinci evrim teorisinin bir muhalifidir.Preto volajú po výraznej modifikácii (neo) darwinovskej evolučnej teórie.
3 Şubat 1998'de ülkede artan ekonomik sıkıntılar ve muhalif baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.31. decembra 1999 po výraznom poklese politických preferencií a zdravotných problémoch rezignoval.
Bush yönetimine muhalif olarak insan embriyonik hücre araştırmalarını desteklemiştir.Prezident Bush zaviedol niektoré obmedzenia na podporu výskumu kmeňových buniek.
Bu süre zarfında birkaç muhalif öldürüldü ve 'ortadan kayboldu'.Nekateri člani so bili pogrešani in so verjetno »izginili«.
İki muhalif Doğu Roma imparatorunun savaşı Procopius'un yenilgisine kadar sürdü.Vojne med rivalskima vzhodnima cesarjema se je nadaljevala do Prokopijevega poraza.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Karbonarski voditelji so bili obsojeni na dolge zaporne kazni.
Bu çatışmada muhalif gruplar birlikte muazzam bir direnişe geçmişlerdir.Na južnem delu pa so napadalci naleteli na izjemen odpor.
Ancak muhalifler yeniden atağa geçti, İkinci Restan Muharebesi başladı.Ko sta se strani pomirile, se je začela druga faza izgradnje.
Muhalifler boykot etti.Legionarji so molče umirali.
Bazı öğretim üyeleri, dini kişilikler ve gazeteciler muhalif kişilikleri nedeniyle reddedildiler.Verske osebnosti in delno tudi učitelji in zdravniki so bili oproščeni plačevanja davkov.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod