Bu kanuna dayanarak tüm muhalefet partilerini ve muhalif gazeteleri kapattırdı.Ez alapján eltörölte az ellenpápák minden határozatát, dekrétumát és törvényét.
Michelet Demokrasi'nin inançlı bir taraftarı ve dahi Ruhban sınıfı'nın sert bir muhalifti.Meggyőződéses pacifista és demokrata volt, a weimari köztársaság elszánt védelmezője és szószólója.
Muhaliflerin tepeyi geri alma girişimleri başarısız oldu.Az egyik csoport sikertelenül tért vissza a hegyről.
Parlamentoda muhalif kanatta yer almaktadır.A parlament helyszíne Karasjok.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Önkormányzatok szintén hozhatnak létre saját zászlókat.
2012 yılının Mart ayında Şam rejimi muhalifleri şehir merkezinden püskürtmüştür.Szomália képviselői 2012 márciusában adták le csatlakozási kérelmüket a Kelet-afrikai Közösség vezetőinek.
İdlip şehir merkezi ise 2012 yılı Mart ayında muhaliflerden temizlenmiştir.E külvárosok létrehozásához a szükséges területeket 2010 májusában szabadították fel.
Plehanov Sovyet rejiminin muhalifi idi.Solohov hű volt a szovjet rendszerhez.
Yeni Osmanlılar, İstanbul’da hükümete muhalif bir gizli örgüttü.Egyes tagjai szoros együttműködésben voltak a Fekete Kéz szerbiai titkos szervezettel.
26 Eylül'de otobüsler muhalifleri Zabadani şehir merkezinden alarak İdlip'e götürmüştür.Szeptember 26-án elhagyta Zabadánit az első busz, mely felkelőket szállított a városból Idlib kormányzóságába.
Toplu tutuklamalar ve muhalif avı sonucu, mevcut hapishanelerde yer kalmadı.Mivel a dombon ma nagyszabású fejlesztések folynak, a börtönmaradványokat már nem látjuk.
İttihat ve Terakki muhalifiydi, İstanbul'da meçhul bir katilin kurşunuyla hayatına son verildi.Hän kärsi jatkuvasta uhkailusta ja kuoli lopulta henkirikoksen uhrina Istanbulissa.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Mielenosoitukset yltyivät tammikuussa 2014 väkivaltaisiksi.
Bardot günümüzde güçlü bir hayvan hakları aktivisti ve özellikle at eti tüketimine karşı güçlü bir muhalif.Bardot on ollut aktiivinen eläinten oikeuksien puolustaja näyttelijänuransa jälkeen.
Muhalif görüşler bu aşamada belirginleşmiş ve sertleşmiştir.Lakia on sittemmin sanotuilta osin selvennetty ja tiukennettu.
Muhalifler saldırıyı geri püskürtmüştür.Puolustajat onnistuvat lyömään tämänkin hyökkäyksen takaisin.
Suriye hükûmetinin bilinçli olarak muhalif bölgelerdeki halka su ve elektrik vermediği iddia edilmiştir.Puebloa hallinoiva heimoneuvosto ei salli historialliselle alueelle juoksevaa vettä tai sähköä.
Diğer Alman muhalifler için de aynı şeyi yapmış olduğu söylenmiştir.Samannimisiä saksalaisia sukuja on tosin ollut muitakin.
Orman Kardeşleri adı verilen silahlı muhalif grupların direnişi, 1950'li yılların ortasına kadar devam etti.Metsäveljiksi sanottujen sissien toiminta loppui 1950-luvulla.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Väärennetyn teoksen ostajat eivät tiedä mitä tehdä.
Ağabeyigibi o da Tang Hanedanı' na karşı olan muhalif Çinlileri destekledi.Lisäksi kiinalaismafian palveluksessa oleva paikallinen poliisi on hänen perässään.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Οι ντόπιοι λευκοί δεν ήξεραν τι να κάνουν με αυτήν.
Orman Kardeşleri adı verilen silahlı muhalif grupların direnişi, 1950'li yılların ortasına kadar devam etti.Αμέσως ξεκίνησε ένοπλη αντίσταση υπό την ονομασία "Οι Αδελφοί του Δάσους", η οποία συνέχισε μέχρι το 1991.
Aynı zamanda 2012 yılından beri muhaliflerin kontrolünde idi.Η πόλη τελούσε υπό τον έλεγχο των ανταρτών από το 2012.
Örneğin, muhaliflerini yargılanmadan tutuklattı, gazeteleri kapattı.Πριν το συλλαλητήριο, οι δημοσιογράφοι τέθηκαν υπό κράτηση για να ελέγξουν τα έγγραφα.
Atlayışları sırasında muhalifler tarafından ateş açıldı.Κατά τη διάρκεια της συμπλοκής πέφτουν και πυροβολισμοί.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Από την ομάδα αποχώρησε τον Ιανουάριο του 2014 επικαλούμενη οικονομικές διαφορές.
Habere göre ölenler sadece muhaliflerdendi.Dengang dog kun for herrer.
Ayrıca onun döneminde birçok muhalifin uyuşturucu kaçakçısı damgasıyla idam edildiği iddia edilmektedir.Han selv og mange i hans samtid var overbevist om, at der var tale om giftmord.
Bu arada kendisine muhalif olan birçok insanı öldürtür.Så derfor er der mange, der prøver at få fat i ham.
C. W. Mills gibi, Talcott Parsons'ın kuramlarının sesli muhalifidir.Således også hos den amerikanske sociolog Talcott Parsons.
Muhalifler boykot etti.Om de har provokeret fans.
21 Nisan - Cezayir'deki Fransız birliklerinin Charles de Gaulle muhalifi 4 komutanı darbe girişiminde bulundu.Den 27. februar kom den alvorligt sårede franske kaptajn Charles de Gaulle i tysk fangenskab.
Ayrıca, ABD'nin Latin Amerika politikasının da sert muhaliflerindendir.Desuden er et væsentligt interesseområde amerikansk politik.
Bu güç sık sık siyasal muhalifleri engellemek için kullanılırdı.Denne makten ble ofte benyttet for å motarbeide politiske motstandere.
Müdahale bazı Doğu Bloku ülkelerdeki muhaliflerin protestolarına yol açtı.Invasjonen vakte protester blant dissidenter i flere land i Østblokken.
Muhalifleri populares olarak adlandırılmışlardır.Representantene blir populært kalt Eidsvollsmennene.
Bu iddia muhalif kaynaklar tarafından da doğrulanmıştır.Det bekreftes også av hettittiske kilder.
Muhalifler aynı anda IŞİD ile de mücadele etmektedir.Personene starter søket samtidig.
Mitterrand, Gaulle'ye karşı muhalif bir tavır sergiledi.Bona bedrev en politikk fiendtlig mot Habsburg.
Buna muhalif olan davranışların hepsi bid'attır.Beslutninger som blir tatt der er bindende for alle.
Ülkede kamu gösterileri ve herhangi bir muhalif kamu eylemi düzenlemek yasaktır.Frimodige ytringer om statsstyret og hvilken som helst annen gjenstand er tillatt for enhver.
Mayıs ayında Suriyeli muhaliflerin ilerlemesi durmuştur.Maoistenes militære framganger fortsatte i 2004.
Örneğin, muhaliflerini yargılanmadan tutuklattı, gazeteleri kapattı.Anklagene viste seg senere å være uriktige og stengingen av avisen uberettiget.
Hatta bazı muhalif kimseleri biat etmeleri için zorlamıştır.Kewajiban itu menjadi sunnah setelah ada sebagian orang yang mengerjakannya.
Buna muhalif olan davranışların hepsi bid'attır.Semua kegiatan yang diselenggarakan bersifat nirlaba.
İran'ın önde gelen siyasi muhalifi olarak tanımlanmaktadır.Dia dianggap sebagai bek terbaik Pro Liga Iran.
Muhalifler aynı anda IŞİD ile de mücadele etmektedir.Mereka bermaksud melakukan serangan secara simultan.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Lalu rasulullah memberikan bendera itu kepadanya.
Bu muhalif hareket “sonnō jōi” hareketinde cisimleşecektir.Điều này đã thúc đẩy phong trào Sonnō jōi (tôn Hoàng nhương di).
Örneğin, muhaliflerini yargılanmadan tutuklattı, gazeteleri kapattı.Nhân Văn bị buộc đình bản và báo đóng cửa hẳn.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.Các đại diện lại họp với nhau vào năm 1903 đẻ tổ chức một hội nghị hiến pháp.
Rosas'ın gücü arttıkça muhalifler daha fazla edebi eser üretti.Điều này có nghĩa là nếu Robinson làm việc càng nhiều thì ông ta càng hái thêm được nhiều dừa.
Parti, siyasi olarak, Gorbaçov iktidarına muhaliflerin merkezi oldu.Trong Bộ chính trị phe Gorbachyov được hình thành.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Đa số các thành viên của họ bị kết án tù dài hạn.
Onlar, kendilerine muhalif olanların çocuklarının, ebedi olarak cehennemde kalacağını söylerler.もし本当にに天孫の子ならば、火も害(そこな)うこと能(あた)わじ。
1998 yılının sonlarında, üç muhalif yazar, bir siyasi lider ve eşi iki aylık sürede İran'da öldürüldü.1998年後半には反体制派の作家3人と政治指導者、そして彼の妻がイランで殺害された。
Aralarındaki fark, istidracın Allah'ın rızasına muhalif sûrette meydâna gelmesidir.それで貞節な女は従順に、アッラーの守護の下に(夫の)不在中を守る。
1983 yılında, Yugoslav Halk Ordusu'nun doğası hakkında yaptığı muhalif makaleler yazdı.ところが1983年、ユーゴスラビア人民軍の本質的な部分に対する反体制的な論文を発表した。
5 Ocak 1642 günü Avam Kamarasına bizzat gelerek kendisine muhalif beş vekili tutuklamaya kalkar.1642年1月4日、チャールズ1世自らが5議員を逮捕しに庶民院に来るが、内報により5議員は事前に逃れ去る。