Bu dönemde bazı siyasi muhalifler, partilerini feshetmeyi kabul ettikten sonra cezaevinden tahliye edildi.V nekaterih vaseh so ljudje po osvoboditvi težko dobili svoj odbor.
Chávez bu açılım sayesinde politikalarına muhalif olanlara karşı önemli bir adım olmuştur.Krek je s svojimi odločitvami vplival na politike, ki so ostali doma.
Blake ailesi muhaliflerdendi ve moravian kilisesine üyeydiler.Jo tėvas ir seneliai buvę aktyvūs Moravijos bažnyčios bendruomenės nariai.
2016 yılı başında rejim ve müttefikleri muhaliflerin Azez koridorunu kapatmışlardır.Nuo 2016 metų žiemos uždarų patalpų čempionatai pradėti rengti lygos principu.
Orman Kardeşleri adı verilen silahlı muhalif grupların direnişi, 1950'li yılların ortasına kadar devam etti.Toliau veikė ginkluotos partizanų grupės, kurios išliko iki penktojo dešimtmečio pradžios.
Bu durum muhalif olan samuraylara, onların devrinin sona erdiğine dair güçlü bir mesaj vermiştir.Tai leido sukilėliams suprasti, kad samurajų laikas iš tiesų baigėsi.
Bunun üzerine kendisi muhalif bir kampanya yapmaya başlamıştır.Ji pradėta statyti Jogailos iniciatyva.
5 Temmuz 1949, Erivan), Ermeni siyasetçi ve eski Sovyet muhalifi.5. juuli 1949, Jerevan) on Armeenia poliitik ja endine nõukogude dissident.
Kurulması ile birlikte Real Madrid'de bulunan tüm muhalif üyeler bu kulübe geçmiştir.Alljärgnevas tabelis on kajastatud kõik Madridi Reali presidendid alates klubi rajamisest.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Ka kõigil kuningriikidel olid oma lipud.
Muhalif görüşlü öğretim üyelerinin üniversiteden atılmasını protesto etmek amacıyla 1899 yılında istifa etti.1897 ta vallandati üliõpilaste protestide toetamise pärast.
Başta muhalifler olmak üzere iki tarafta büyük kayıplar ve yaralanmalar yaşamıştır.Mõlemal poolel saab olema vigastusi ja tõenäoliselt ohvreid.
26 Aralık'ta hükümet güçleri kaybettikleri bazı bölgeleri geri alarak muhalif taarruzu kırmışlardır.7. novembril otsustas valitsus juba hääbuma kippuvad meeleavaldused jõuga laiali ajada.
Muhalifler saldırıyı geri püskürtmüştür.Presidendi ihukaitsel õnnestus rünnak tagasi lüüa.
Bu dönemde Haccâc, Emevî muhaliflerini bertaraf etmeye yönelik ciddi girişimlerde bulundu.Justiitsminister lubas oma vastuses, et ERLi tehtud ettepanekuid kaalutakse tõsiselt.
Afrika, önce sömürgeciliğin ve sonra muhalif hareketlerin yapay bir icadıdır.Afrika is een kunstmatige uitvinding, eerst van het kolonialisme, en daarna van oppositiebewegingen.
Afrika, önce sömürgeciliğin ve sonra muhalif hareketlerin yapay bir icadıdır.아프리카가 사실 옛 식민시대와 그 반향 운동들로 인한 인공적으로 발명된 개념이라는 데 동의합니다.
Afrika, önce sömürgeciliğin ve sonra muhalif hareketlerin yapay bir icadıdır.שאפריקה היא המצאה מלאכותית של הקולוניאליזם הראשון ושל תנועות ההתנגדות.
Afrika, önce sömürgeciliğin ve sonra muhalif hareketlerin yapay bir icadıdır.أن أفريقيا هي اختراع مصطنع أولا للاستعمار، ثم لحركات المعارضة.
Afrika, önce sömürgeciliğin ve sonra muhalif hareketlerin yapay bir icadıdır.人工的に作られたと考えています 2つ目に デザインの手法が共通でも 文化が同じということではありません
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Ale tiež viem, že táto rušivá sila zmeny, nebude poháňaná politikmi dneška.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Dar mai ştiu că forţa distrugătoare a schimbării nu va fi condusă de politica actuală.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.De azt is tudom, hogy a változás mindent elsöprő erejét nem a mai politika fogja mozgásba hozni.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Ich weiß auch, dass diese zerstörerische Kraft des Wandels nicht von den Politikern ausgehen wird.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.하지만 저는 이 강력한 변화의 힘이 오늘날의 정치로는 안된다는 것 또한 알고 있습니다.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Maar ik weet ook dat deze ontwrichtende veranderkracht niet door de hedendaagse politiek zal worden geleid.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Ma so anche che questa dirompente forza del cambiamento non sarà guidata dalla politica attuale.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Mas também sei que esta força perturbadora de mudança não será impulsionada pela política de hoje.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Men jag vet också att den här störande naturkraften inte kommer att drivas av dagens politik.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Pero también sé que esta disruptiva fuerza de cambio no debe ser conducida por la política de hoy.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Ta rozsadzająca siła zmian nie będzie zależna od nas, polityków.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Αλλά επίσης γνωρίζω ότι η επαναστατική δύναμη αλλαγής δε θα καθοδηγηθεί από την πολιτική του σήμερα.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Але також я знаю, що ця підривна сила змін сьогодні не йтиме від політиків.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Но също така знам, че тaзи скъсваща сила на промяната няма да бъде задвижена от политиката, каквато е днес.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.Но я знаю также, что эти сокрушительные перемены будут созданы не сегодняшними политиками.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.אבל אני גם יודע שהכוח המשבש הזה של שינוי לא יבוא מצד הפוליטיקה הקיימת.
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.ولكني أعلم أيضا أن هذه القوة المانعة للتغير لن يتم التغلب عليها من قبل سياسات اليوم
Ama bu muhalif değişim gücünü bugünün siyasetinin sevk etmeyeceğini de biliyorum.そんな劇的な変化を 起こす力はありません 民主的な政治の復活は
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinApám iratokat hamisított a disszidenseknek
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinBố tôi đã làm giả giấy tờ cho những người chống đối
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler için스페인의 프랑코와 폴투갈의 살라자르에 항거하는
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinMein Vater machte die falschen Papiere für die Dissidenten von Franco in Spanien.
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinMio padre faceva i documenti falsi per i dissidenti di Franco in Spagna.
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinMon père faisait les faux papiers pour les dissidents de Franco en Espagne.
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinO meu pai fez documentos falsos para os dissidentes de Franco na Espanha.
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler için Portekiz'deki Salazar karşıtı muhalifler içinOtec vyráběl doklady pro odpůrce generála Franca ve Španělsku, pro odpůrce Salazara v Portugalsku.
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler için Portekiz'deki Salazar karşıtı muhalifler içinОтец делал фальшивые паспорта для диссидентов во время правления Франко в Испании, Салазара в Португалии,
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinאבי הכין מסמכים מזויפים עבור המתנגדים
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinوالدي زور الاوراق للمنشقين
Babam, İspanya'da ki Franco'ya karşı muhalifler içinポルトガルのサラザール政権
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.A jardinagem é a ação mais terapêutica e desafiante que se pode fazer, especialmente no centro da cidade.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.A kertészkedés a leginkább terápiás és ellenálló cselekvés, amit csak csinálni lehet, főleg a belvárosban.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.Berkebun adalah penyembuh terhebat dan pekerjaan menantang yang dapat Anda kerjakan, khususnya di tengah kota.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.Gärtnern ist der therapeutischste und kühnste Akt, den man machen kann, besonders mitten in der Stadt.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.Grădinăritul e cel mai terapeutic și sfidător act pe care-l puteți face, mai ales în centrul orașului.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.Il giardinaggio è l'atto più terapeutico e ribelle che si possa fare, specialmente nel centro della città.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.정원 가꾸기는 빈민 지역에서 우리가 할 수 있는 가장 치유적이며 담대한 행동입니다.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.La jardinería es el acto más terapéutico y provocativo que puedan hacer, especialmente en una urbe.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.Trädgårdsarbete är det mest lugnande och utmanande handling du kan göra, speciellt i innerstaden.
Bahçıvanlık en iyi tedavi edici ve yapabileceğiniz en muhalif harekettir, özellikle şehrin içindeyken.Tuinieren is de meest therapeutische en opstandige daad die je kunt verrichten, vooral in de binnenstad.