Savaş sırasında muhaliflere ve Yahudilere yardım etmiştir.Hij verleende tijdens de Tweede Wereldoorlog hulp aan joden, onderduikers en piloten.
2012 yılı itibarıyla da, Suriye İç Savaşı'nda muhaliflerin safına geçmiştir.Sinds 2012 heeft Hezbollah zich gemengd in de Syrische burgeroorlog.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.De gevangen genomen Communards werden veroordeeld tot lange gevangenisstraffen.
İlk Millet Meclis'inde İkinci Grup içinde yer aldı ve en şiddetli muhaliflerden biri oldu.Hij behoorde in de Tweede Kamer tot de conservatiefste leden.
Muhalifler boykot etti.Hij riep op tot een boycot.
Vigilantius şehitler kültüne ve kutsal emanetlere, fakirlik andına ve rahiplerin bakir kalmasına muhalifti.Priester Poppe had voorliefde en aandacht voor de armen, de jongeren en de heiligheid van de priesters.
Rosas'ın gücü arttıkça muhalifler daha fazla edebi eser üretti.Hoe vaker Rogue haar krachten gebruikte, des te meer kreeg ze herinneringen van andere mensen binnen.
Yeni Osmanlılar, İstanbul’da hükümete muhalif bir gizli örgüttü.Het achtste district was een sterk en betrouwbaar Democratisch bastion in Californië.
Kitabın bir bölümü Dawkins'in muhalifi Stephen Jay Gould'a ithafen yazılmıştır.Een andere bekende voorstander van deze theorie is Stephen Jay Gould.
Bu süre zarfında birkaç muhalif öldürüldü ve 'ortadan kayboldu'.Veel gewonden bleken enige tijd 'zoek' te zijn.
Ocak 2014'te muhalif güçler arasındaki anlaşmazlıklar derinleşmiştir.Tymczasem w styczniu 2014 nastąpiła intensyfikacja działań partyzantów.
Diğer Alman muhalifler için de aynı şeyi yapmış olduğu söylenmiştir.Naraził się tym samym budziejewickim Niemcom.
Yeremya, P'ye muhalif olmuş JE'yi desteklemiştir.Brak go jedynie u P. recondita.
Rakka şehri ilk başlarda güçlü bir muhalif merkezi olmamıştır.Rukia nie wydaje się na początku silnym shinigami.
1928 yılında ordudan uzaklaştırıldıktan sonra Piłsudski'nin muhaliflerine katıldı.W listopadzie 1928 po rozłamie w PPS opowiedział się za frakcją piłsudczykowską.
Radikal Parti'nin en büyük muhaliflerinden oldu.Odciął się również od najbardziej radykalnych towarzyszy partyjnych.
Muhalif askerler kendi metinlerinin kopyalarını şapkalarına takarak protesto ederler.Pracownicy tej służby zapożyczyli od wojska wygląd swoich kapeluszy.
Muhalifler Ürdün'e kaçtığını iddia ettiler.Historycy szacują, że z Zamojszczyzny wysiedlono ok.
Stalin artan gücünü Mdivani ve diğer muhalifleri diplomatik görevlere kaydırmak için kullandı.Stalin wykorzystał urzędy do obsadzania ich swoimi zausznikami.
Bu arada çok sayıda muhalif ülkeden kaçmaya çalışmaktadır.Många rumänientyskar försökte lämna landet.
Hadrianus hemen Lejonların desteğini sağladı — olası muhalifi Lusius Quietus, anında ortadan kaldırıldı.En potentiell motståndare, Lusius Quietus, blev omedelbart avsatt.
Bu durum muhalif olan samuraylara, onların devrinin sona erdiğine dair güçlü bir mesaj vermiştir.Den kejserliga segern gav en tydlig signal till de missnöjda samurajerna att deras tid nu var förbi.
Onun muhalifi olan Konstantinos Dalassenos'u serbest bıraktı.Detta gjorde honom ännu mer framgångsrik än hans samtida Katsushika Hokusai.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu tarafından kurulmuştur.Syrien har artificiella gränser som skapades av de europeiska kolonialmakterna.
Mengistu Haile Mariam'ın siyasi muhaliflerini kendi elleriyle öldürdüğü iddia edilmiştir.Сам Менгісту Хайле Маріам нібито вбивав своїх політичних супротивників голими руками.
Bunun üzerine kendisi muhalif bir kampanya yapmaya başlamıştır.Паралельно з цим він проводив свою виборчу кампанію.
Muhalifleri populares olarak adlandırılmışlardır.Множину агентів прийнято називати популяцією.
Kitabın bir bölümü Dawkins'in muhalifi Stephen Jay Gould'a ithafen yazılmıştır.Батьківський внесок Співвідношення статей Stephen Jay Gould.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Приголомшені греки не знали, що робити.
Kimi zaman Punkların "mohikan saçlı hippiler" olduklarını söyleyen muhalif punk grupları çıkmıştır.Між фанатами часто згадується як «You Fucking Motherfucker».
Yeremya, P'ye muhalif olmuş JE'yi desteklemiştir.Разом з тим Суд встановив, що п.
İlk Millet Meclis'inde İkinci Grup içinde yer aldı ve en şiddetli muhaliflerden biri oldu.Вона стала четвертою за величиною партією в парламенті і другою за величиною опозиційною партією.
Ancak tasarı, 22 Haziran 2005'te muhalif Halk Partisi'nin çoğunluğu elinde bulundurduğu Senato'da reddedildi.22. června 2005 jej Senát, v němž měla opoziční Lidová strana většinu, zamítnul.
3 Nisan 1972'de tutuklu şair ve muhalif Pedro Luis Boitel, açlık grevi yaptığını ilan etti.Naposled se tak stalo v roce 1972, kdy kvůli hladovce zemřel básník a disident Pedro Luis Boitel.
26 Mart'ta muhalifler karşı saldırıya geçmişlerdir.To komunisté dobyli 26. března.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Všechny maji vlastní vlajky.
25 Nisan'da Cisr eş Şuğur muhaliflerin eline geçti.V noci 25. prosince se opilému muži podařilo vylézt na kozu.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Takže my, blbci, nevíme, oč jim kráčí.
Parlamentoda muhalif kanatta yer almaktadır.Zastupoval v parlamentu ústavověrný blok.
2012 yılının Mart ayında Şam rejimi muhalifleri şehir merkezinden püskürtmüştür.V březnu 2012 valné shromáždění akcionářů změnilo správní radu stanice.
Yeremya, P'ye muhalif olmuş JE'yi desteklemiştir.S přestupem mu pomohl P.
Bunun üzerine kendisi muhalif bir kampanya yapmaya başlamıştır.Začala se proti němu připravovat kampaň.
2012 yılı itibarıyla da, Suriye İç Savaşı'nda muhaliflerin safına geçmiştir.V prosinci 2012 byla Halfaja místem střetů v syrské občanské válce.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Roubal si pobyt ve vězení zpestřoval neustálými stížnostmi.
Bu görüşünden dolayı muhaliflerince sert şekilde eleştirilir.Za tento svůj pevný antikomunistický postoj je mnohými kritizována.
Yasal siyasi muhalifleri hapse gönderdi.Kauza dostala politiky do vězení.
Bush yönetimine muhalif olarak insan embriyonik hücre araştırmalarını desteklemiştir.Prezident Bush stanovil omezení podpory výzkumu kmenových buněk.
Radikal Parti'nin en büyük muhaliflerinden oldu.Спешнев) Jeden z nejradikálnějších členů hnutí.
Bu 81 asker, muhalif olarak sınıflandırılmışlardır.Asi 80 kázání se dnes uznává za nepochybně pravá.
DP'ye muhalif olduğu dönemlerde Vakit gazetesinde parti aleyhinde yazılar yazdı.Během pokládání otázek ze strany novinářů se dostal do slovního konfliktu s M.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.Reprezentanții s-au întrunit din nou în 1903 la o convenție constituțională.
Muhaliflerin çoğu Goli otok'ta gulag benzeri hapishaneye gönderildi.Mulți au fost trimiși în lagăre asemănătoare gulagurilor, închiși la Goli Otok.
Muhaliflerin bir Suriye savaş uçağını düşürdüğü ve pilotu esir aldığı iddia edilmiştir.Britanicii au afirmat că au doborât două avioane de vânătoare și au luat prizonier un pilot.
Muhalifler aynı anda IŞİD ile de mücadele etmektedir.Toată familia se îmbăia împreună, în același timp.
Bu arada çok sayıda muhalif ülkeden kaçmaya çalışmaktadır.Mulți curiali au încercat să se refugieze în domeniul militar.
Bu nedenle muhalif grupların çatışmasının daha da kötüye gitmesi muhtemeldir.Deosebit de îngrijorătoare a fost creșterea atacurilor de suicid.
Hükümete muhalif bir politik çizgide yer aldı.Am pus la dispoziția președintelui mandatul meu pentru o soluție politică.
Diğer Alman muhalifler için de aynı şeyi yapmış olduğu söylenmiştir.Același lucru s-a întâmplat și cu cercetașii germani.
Sendikalar devrimci fikirlere sahip radikal muhaliflerini ihraç etmeye başladı.În plus, au trebuit să înăbușe rebeliunile militarilor radicalizați de ideile revoluționare.
Yeremya, P'ye muhalif olmuş JE'yi desteklemiştir.Azt szeretnénk bizonyítani, hogy P után is van még prímszám.