Muhaliflerin hepsinin idam edildiğine inanılıyor.It is believed that all were executed.
Muhalif oldukları için idam edilmiştir.Bis zu dessen Tod arbeitete er für ihn auf dessen Gut.
Bu muhalif hareket “sonnō jōi” hareketinde cisimleşecektir.Das shinron wurde insbesondere in der Bewegung des sonnō jōi rezipiert.
Kral, Parlamentodaki muhalif 5 vekili tutuklamaya kalkınca iç savaş patlak verir.Als Charles fünf Parlamentarier unter Arrest stellen lässt, kommt es zum Bürgerkrieg.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Der Client antwortet mit seinen Flags.
Bununla birlikte muhalifler arasında tam olarak birlik yoktur.Dennoch herrscht keine vollkommene Zufriedenheit unter den Anwohnern.
Diğer Alman muhalifler için de aynı şeyi yapmış olduğu söylenmiştir.Ähnlich verhielten sich die verbliebenen anderen deutschen Hersteller.
Bush yönetimine muhalif olarak insan embriyonik hücre araştırmalarını desteklemiştir.Er tritt für die staatliche Förderung der Forschung an embryonalen Stammzellen ein.
Müdahale bazı Doğu Bloku ülkelerdeki muhaliflerin protestolarına yol açtı.Auf politischer Ebene wurden aus dem Westen Oppositionsbewegungen der Ostblockstaaten unterstützt.
Muhalif tutumundan dolayı idam edilmiştir.Er stirbt bereitwillig für seinen Herrn.
Guevara yerli muhaliflerden yardım alacağını ve işbirliği içinde olacağını ummuştu.Booth hoffte, von den Bewohnern der Südstaaten freundlich und dankbar für seine Tat aufgenommen zu werden.
Bu iddia muhalif kaynaklar tarafından da doğrulanmıştır.Diese Größenordnung wird auch aus katholischen Quellen bestätigt.
2012 ve 2013 yıllarında El Nusra Cephesi bazı muhalif grupları İdlip kırsalından sürmüştür.2012 und 2013 führt ihn seine Viva la street genannte Tour durch große Teile Europas.
Rakka şehri ilk başlarda güçlü bir muhalif merkezi olmamıştır.Die Bergverwaltung hatte zunächst keinen festen Sitz.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Die überlebenden Geiselnehmer wurden zu langjährigen Haftstrafen verurteilt.
Bazı öğretim üyeleri, dini kişilikler ve gazeteciler muhalif kişilikleri nedeniyle reddedildiler.Daneben wurde Journalisten und Mitglieder der Opposition ohne Angabe von Gründen verhaftet.
Onlar, kendilerine muhalif olanların çocuklarının, ebedi olarak cehennemde kalacağını söylerler.Et tout comme eux, ils ont un point faible : le feu, qui annule leurs pouvoirs.
Muhalif ve Şii gazeteciler tutuklanmıştır.Des opposants et des journalistes sont arrêtés.
Daha sonra bazı parti muhalifleri 1948'de Callao'da başkaldırınca APRA yine yasadışı sayılmıştır.En 1948, des dissidents du parti se révoltent à Callao et l’APRA est de nouveau déclaré illégal.
Bu da onun muhalif gruptan olduğunu göstermektedir.Elle lui fait comprendre qu'ils sont une équipe.
Yabancılarla görüşmeye çalışan muhalifler derhal tutuklanıyordu.Les étrangers vus par eux sont immédiatement tués.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Les motards, eux, ont reçu de longues peines de prison.
Bu reaksiyon gerek iktidara, gerekse muhalif olanlara yönelebilir.Cette division doit être en mesure d'envoyer des renforts en cas de nécessité.
Bu durum muhalif olan samuraylara, onların devrinin sona erdiğine dair güçlü bir mesaj vermiştir.Le rapide retour à l'ordre constituait un signal clair aux samouraïs dissidents que leur époque était révolue.
Haziran 2015'te Suriye Ordusuna ait 52.üs muhaliflerin eline geçmiştir.En février 2015, 30 patrouilleurs sont commandés par l'Arabie Saoudite.
SİHG'ne göre 190 sivil muhaliflerce öldürülmüştür.Officiellement 119 membres de l'OAS ont été tués.
İsyanların başlamasıyla beraber muhalifler Deyrizor şehir merkezinin büyük bir bölümünü ele geçirmişlerdir.Dès le lendemain, les insurgés avaient réussi à se rendre maîtres partiellement de la ville.
Gün sonunda, 23 muhalif protestocu ve 19 asker ölmüştür.À la fin de la journée, 40 légionnaires sont morts et 23 faits prisonniers.
Ağabeyigibi o da Tang Hanedanı' na karşı olan muhalif Çinlileri destekledi.Officieusement, il doit rencontrer le chef de l'opposition au régime chinois.
Muhaliflerin tepeyi geri alma girişimleri başarısız oldu.Les tentatives des cavaliers pour reprendre le village échouent.
Bu süre zarfında birkaç muhalif öldürüldü ve 'ortadan kayboldu'.Durante ese tiempo varios disidentes fueron asesinados y 'desaparecieron'.
C. W. Mills gibi, Talcott Parsons'ın kuramlarının sesli muhalifidir.Al igual que C. W. Mills, se opuso firmemente a las teorías de Talcott Parsons.
Kitabın bir bölümü Dawkins'in muhalifi Stephen Jay Gould'a ithafen yazılmıştır.Una sección completa del libro se dedica a rebatir a Stephen Jay Gould, adversario de Dawkins.
Richelieu'nun politik faaliyetlerine muhalif bir tutum sergileyerek karşı çıktı.Supusieron una fuerte oposición a las políticas de Richelieu.
Müdahale bazı Doğu Bloku ülkelerdeki muhaliflerin protestolarına yol açtı.La invasión dio lugar a protestas públicas de disidentes en varios países del Bloque del Este.
Olaylar, protestoya katılanların ve muhalif grupların hafızasında saklandı.No obstante, el recuerdo de los eventos fue preservado por los manifestantes y los miembros de la oposición.
Muhalif ekibin başını Nihat Erim çekiyordu.El guardia civil nos daba la espalda.
Bu güç sık sık siyasal muhalifleri engellemek için kullanılırdı.Frecuentemente esta ley fue utilizada en contra de disidentes políticos.
Ancak Aktium Savaşı'ndan sonra muhaliflerinin birçoğunu affederek itibar kazanmıştı.Ya que fue por medio de El, que se lograron muchas hazañas contra los que sometieron al pueblo judío.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.Los representantes se reunieron de nuevo en 1903 para organizar una convención constitucional.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Crea tu propia bandera.
Yeni Osmanlılar, İstanbul’da hükümete muhalif bir gizli örgüttü.De los tres estados Bálticos, solo Estonia conformó un gobierno formal en el exilio.
Sâf İran ırkından olan Kürtler ve Afganlar ise daima Şiîliğe muhalif kalmışlardır.Ejército Republicano Irlandés de la Continuidad IRA de la Continuidad.
Bu dönemde Haccâc, Emevî muhaliflerini bertaraf etmeye yönelik ciddi girişimlerde bulundu.En su momento, parece que la lucha para ocultar sus verdaderos sentimientos.
Habere göre ölenler sadece muhaliflerdendi.Algunos de los muertos eran simplemente transeúntes.
Bu muhalif hareket “sonnō jōi” hareketinde cisimleşecektir.El lema de dicho movimiento fue Sonnō jōi (尊王攘夷, 'Sonnō jōi'?
Baba Amr mahallesi muhaliflerin eline geçmiş ve çatışmalar yoğunlaşmıştır.Los amigos de Ben hur se sientan en las gradas, observando atentamente.
Libyalı muhalifler ne yaptıklarını bilmiyorlar.Los padres de Alicia no saben lo que ocurre.
Ayrıca onun döneminde birçok muhalifin uyuşturucu kaçakçısı damgasıyla idam edildiği iddia edilmektedir.Durante este episodio, también fue acusada de usar drogas ilegales.
Bu muhalif harekette Aleksandra Kollontay ile birlikte liderlik yapar.Establece una amistad con Alexandra Kollontai.
Bunun üzerine kendisi muhalif bir kampanya yapmaya başlamıştır.Se puede decir sin duda alguna que realizó una grandísima campaña.
De Tounens muhalif olarak kalmış ve anılarını 1863 yılında yayımlamıştır.De Tounens pubblicò le sue memorie nel 1863.
Muhalif oldukları için idam edilmiştir.Su di essi erano inchiodati i malfattori per l'esecuzione".
Muhaliflerin çekmiş olduğu videolarda Kaddafi'nin darp edildiği ortadadır.Dietro la soffiata ai giornali si scoprì che c'era Gheddafi..
Eski diktatörler genellikle muhaliflerini susturmak ve halkı siyaset alanının dışına itmekle yetinmişlerdir.I suoi detrattori dovettero spesso scegliere fra tacere e andare in esilio.
Bu muhalif harekette Aleksandra Kollontay ile birlikte liderlik yapar.Questi inoltre entrò in amicizia con Alexandra Kollontai.
Takip eden yıllarda muhalif kültürün temel yapıtlarından biri haline dönüştü.Nei suoi ultimi anni divenne un punto fermo della controcultura.
Rejim güçleri ile DEAŞ ve diğer muhalif gruplar arasında çatışmalar yaşanmaktadır.Avvengono violenti scontri con forze dell'ordine e squadristi.
26 Mart'ta muhalifler karşı saldırıya geçmişlerdir.Nella notte del 26 marzo proseguirono gli attacchi della coalizione.
Bu çatışmada muhalif gruplar birlikte muazzam bir direnişe geçmişlerdir.Attorno a questi ingressi si scatenò una tremenda battaglia.