Franklin D.Roosvelt ve onun New Deal'ine karşı muhalefette bulundu.Brown war ein Gegner der Franklin D. Roosevelt und dessen New Deal.
Diğer muhalefet ise yalnızca 14 sandalye kazanabildi.Von den vorherigen 13 Begegnungen konnte Deutschland nur zwei Spiele gewinnen.
20 Haziran 1978 günü Mahmut ve eşine karşı pasaport rejimine muhalefetten yeni bir ceza davası açıldı.Am 21. Januar 2014 wurde gegen McDonnell und seine Frau ein Gerichtsverfahren eröffnet.
Böylece hükümet ve muhalefet partileri arasında bir anlaşmayla sonuçlandı.Damit einher gingen Streitigkeiten in der Parteiführung und Parteiaustritte.
Bu muhalefetin sebebi insanı değil, ekonomikti.Nicht die Droge ist’s, sondern der Mensch.
9 Eylül Kurultayı'nda üç muhalefet partisinin iş birliği kabul edildi.Diese wurde am 9. Juni auf Parteitagen der drei Parteien bestätigt.
Sol Muhalefet üyeleri, 1927.Ölgemälde, 1927.
Ama gerçekte muhalefet bölünmüştü.Es gab eine echte Trennung.
Tunus'ta laik hükümet, dini aşırılıklara karşı olan muhalefette örtünün kullanılmasını yasaklamıştır.En Tunisie, le gouvernement séculaire a banni l'utilisation du voile en opposition à l’extrémisme religieux.
Muhalefet ve genelde Hristiyanlardan oluşan rakipleri, silahlı milisler oluşturdular.L'opposition, et leurs adversaires principalement chrétiens ont constitué des milices armées.
Prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu.L'opposition à la politique armée de la Prusse apparut dans les autres groupes sociaux et politiques.
Muhalefet gazeteleri kapatıldı.La suspension des journaux destouriens est levée.
1952 yılında İsrail İle Barışa Muhalefet Örgütünü kurar.En 1952, il crée l'Organisation pour s'opposer à la paix avec Israël.
Bu konuşmanın ertesinde şiddetli hava muhalefetinin içine girmişlerdir.Pendant cette coupure de courant, ils vont beaucoup parler.
Öncülleri Sol Muhalefet ve Uluslararası Komünist Birlik'tir.De l'Opposition de gauche à l'Union communiste.
1928 yılında muhalefetini geri çekmesinden sonra parti üyeliği tekrar verilmiştir.En 1928, son appartenance au parti est rétablie après qu'il a abandonné sa position contestataire.
Ama gerçekte muhalefet bölünmüştü.L'opposition reste cependant divisée.
Roh seçimi az bir farkla muhalefet liderleri Kim Dae-Jung ve Kim Young-Sam karşı kazandı.Le résultat est une victoire morale majeure pour l'opposition, menée par Kim Dae-jung et Kim Young-sam.
Ayaklanmanın bastırılmasından muhalefet hareketi önemli kayıplara uğradı.Les troubles consécutifs à la mise en œuvre du projet déclenchent une forte répression.
Parti içerisindeki muhalefetinin sonuçsuz kalması üzerine, 13 Ağustos 1997'de partiden istifa etti.À la suite de la défaite électorale de son parti, il a démissionné le 13 mai 2004.
Fakat uzaktan muhalefetini sürdürür.Sa notoriété se répand au loin.
Parti içindeki De Groot liderliğine karşı muhalefet bu sırada büyümektedir.Son engagement politique à l'extrême-gauche s'accroît alors durant cette période.
Vichy Hükümeti'ne muhalefet etti.Refusé par le gouvernement de Vichy.
Ana muhalefet partisidir.C'est le principal parti d'opposition.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ne rends pas coup pour coup.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Les candidats de l’opposition s’étaient retirés pour protester contre les irrégularités du scrutin.
DP içindeki muhalefetin büyümesi üzerine, parti yönetimi 19 milletvekilini Haysiyet Divanı'na verdi.Du temps du royaume de Prusse, dix-neuf membres de la famille se voient décorer de l'Ordre Pour le Mérite.
Bu, ne bir rejim muhalefeti şeklinde bir davranış silsilesini ne de popüler kültür konusu içerir.Par conséquent, ce ne serait pas un amalgame disparate de populations, d'un point de vue culturel.
Önceleri İttihatçılar ile çalışmış, sonradan onlara muhalefet edince sürgüne gönderilmiştir.Y antes de que pudieran hacer algo, saqueó Fomentos, llevando con él los Silmarils.
Bâb-ı Âli Baskını olarak anılan bu olaydan sonra muhalefet şiddetli polis baskısıyla etkisiz hale getirildi.Mientras se retiraban de Neopatria, el déspota se había enterado de la inminente batalla.
Ağustos 2011 yılında Abal'ı devirmek için muhalefet milletvekilleri ile birlikte katıldı.En agosto de 2011 se unió a la oposición para hacer caer al gobierno de Abal.
2008 - Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref muhalefet baskısı nedeniyle istifa etti.2008: en Pakistán, el presidente Pervez Musharaf presenta su renuncia, tras sufrir amenaza de impeachment.
Böylece Muhafazakarlar, 1983 seçimlerinde bölünmüş bir muhalefet karşısında rahat bir zafer kazandılar.De todos modos tuvo que vencer una revolución en su contra en diciembre.
Konsey daha sonra Suriye Devrimci ve Muhalefet Güçleri Ulusal Koalisyonuna katıldı.El consejo más tarde unió la Coalición Nacional para las Fuerzas de la Oposición y la Revolución Siria.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Los partidos de oposición hicieron acusaciones acerca de graves irregularidades en las elecciones.
Sağ Muhalefet'in politikaları Yeni Ekonomi Politikası ile yakından ilişkiliydi.El fenómeno de la globalización está intrínsecamente unido al de la Nueva Economía.
Parti içindeki De Groot liderliğine karşı muhalefet bu sırada büyümektedir.A partir de entonces, la rivalidad entre él y Mayorga crece aún más.
Bu kısmın inşa projelerine, çeşitli sebeblerden birçok muhalefet gelmektedir.Por problemas constructivos este edificio sufre varias reparaciones.
20 Ekim 1991 günü yapılan genel seçimlerden sonra ana muhalefet partisi lideri olarak çalışmalarını sürdürdü.Hasta las elecciones que se celebraron el 20 de febrero se mantuvo como primer ministro en funciones.
Bu liberal burjuvazinin muhalefetini arttırmasına yol açtı.Ello buscaba limitar el auge de la burguesía.
Muhalefet komşu eyalet Numidya'dan gelecekti.Este antagonismo existirá dentro de Nuria.
2012-2015 yıllarında Guyana Millet Meclisi'nde muhalefet lideri idi.Fue jefe de la oposición en la Asamblea Nacional de Guyana entre 2012 y 2015.
Muhafazakarlarık iktidarda kalmak için seçimlerde hile yapması, muhalefet arasından aşırı öfkeye yol açtı.La postura abstencionista del radicalismo en los comicios de entonces, facilitó su llegada a ellos.
Aynı zamanda hem FIS ile iktidar ve muhalefet güçleri tarafından hem de görüşmeleri engellendi.Al final, el Fantasma y él lucharon entre sí con sus rayos y superpoderes, pero se reconciliaron.
"İktidarla Muhalefet Arasında Afrin ve Esat Anlaşmazlığı Sürüyor".«Entre la lealtad a la democracia y la resistencia al autoritarismo».
2001 yılında Millet Meclisi'nde muhalefet partisi genel başkan yardımcısı olarak atandı.En 2001, fue nombrado como el líder adjunto del partido de oposición en la Asamblea Nacional.
Ancak bu plan İoannis Dukas'ın muhalefeti nedeniyle mümkün olmamıştır.Ni siquiera pude hacerlo por razones profesionales independientes del Opus Dei.
Muhalefette kaldığı yıllarda devrimci çizgiden uzaklaşarak sosyal demokrasiye yakınlaştı.En los últimos años se ha ido librando parcialmente de la tutela comunista acercándose a la socialdemocracia.
Bu kararname halk tarafından beğenildi ve genel olarak muhalefet tarafından da destek gördü.Esta Carta fue inicialmente popular, y la oposición, en general, la acogió con agrado.
ETA'nın şiddet kullanmasına muhalefet etmektedir.Denunciar públicamente a ETA y el uso de la violencia.
Muhalefet güçleri Kasım 1976’da demokratik örgütler platformunu oluşturmak için bir araya geldiler.Queste si erano riunite nel novembre 1976 per creare una piattaforma di organizzazioni democratiche.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Non rispondere subito.
Ancak, muhalefete (Charta 77) yasal destek sağlamaya ve dinî eylemlerine devam etti.Articolo 42 (abrogato) mantiene le festività legali.
Seçimlere muhalefet etme yetkisi sadece Komünist Parti ve onun organizasyonlarına verildi.Fu autorizzato a rimanere operativo solo il Partito Comunista, con organizzazioni ad esso subordinate.
Bu ayrılıklar Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF)’na karşı ilk muhalefet hareketini doğurdu.Questa decisione ha incontrato obiezioni da parte della cooperativa First Division (CED).
Referandımla kabul edilen anayasa senatoda çoğunluk oluşturan muhalefetçe kabul edilmedi.Il testo è approvato, a meno che non sia votata una mozione di censura che ottiene la maggioranza.
Bir dönem Takrir-i Sükun Kanunu'yla sindirilen bu muhalefet zaman zaman tehlikeli boyutlara ulaşıyordu.È evidente che una polizia di questo tipo in tempi di confusione era aperta ad abusi pericolosi.
Daha sonra parlamentoda muhalefet lideri oldu.Da quell'anno fu dunque a capo dell'opposizione in Parlamento.
Ama gerçekte muhalefet bölünmüştü.Более того, они серьёзно расходились.
Aralık 1976 - Haziran 1982 Muhalefet Lideri olarak görev yaptı.С декабря 1976 года по июнь 1982 года — лидер оппозиции.