Ana içeriğe geç
Sözlük

muhalefet ile cümle

muhalefet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kömüre karşı büyük bir muhalefet vardır.Grande polémica existe sobre o imposto automóvel.
Bununla birlikte muhalefet bir bütünlük oluşturmuyordu.Mas o movimento não era unanimidade.
1998, 2005 ve 2010 yılında yeniden seçilmiş bir seçimde muhalefet tarafından boykot edildi.Foi reeleito contra a oposição fraca em 1998, 2005 e 2010.
Siyasi iktidarın muhalefeti bastırmaya yönelik tüm yaptırımlarına karşı çıkıyoruz.Tratou de expulsar toda a oposição política.
Paraguay'ın ana muhalefet grubunun desteğini kazandı.A seleção do Paraguai conquistou a competição.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Os partidos de oposição, por sua vez, fizeram acusações de irregularidades sérias na eleição.
Seçimlerin ardından Baykal'a karşı muhalefet yükseliyordu.Violência diminui na Guiné após eleição polêmica.
Çünkü gücünü İngilizlere karşı muhalefetten alıyordu.E sente que está dividindo sua energia com o público.
Muhafazakâr Optimates kliği tarafından muhalefet edilmişlerdir.Estas reformas foram duramente combatidas pelos optimates liderados por Numídico.
Ülkedeki muhalefet gruplarını nasıl organize ediyorlar?Como se organizam os grupos de oposição no país?
Ancak bu muhalefete rağmen kanun 11 Haziran 1945'te kabul edildi.Na verzet werd dit vonnis op 19 januari 1945 bevestigd.
2010 yılında yapılan seçimler sonucu partisinin muhalefete düşmesi üzerine görevinden istifa etti.Bij de verkiezingen van 2010 beloofde hij dat zijn partij fraude zou aanpakken.
Fakat uzaktan muhalefetini sürdürür.Ze plaatste zich daarmee voor de WK Afstanden.
Giderek büyüyen öğrenci hareketleri paramento dışı muhalefetin bir parçası haline gelmişti.Het begeleiden van de studenten op buitenlandse studiereizen, werkte meer dan eens inspirerend.
Muhalefet yanlıları Sünniler ve rejim yanlısı Nusayriler bu bahaneyle çatışmaya girmişlerdir.Sommige bevrijdingsbewegingen provoceerden om die reden de regimes waartegen ze streden zelfs opzettelijk.
2012-2015 yıllarında Guyana Millet Meclisi'nde muhalefet lideri idi.Van 2012 tot 2015 was hij oppositieleider in de Nationale Assemblee van Guyana.
Genetiği değiştirilmiş organizmalara karşı muhalefet yürütmektedir.Hij zou op irrationele wijze de angst voor genetisch gewijzigde organismen aanmoedigen.
Mecliste etkili, Kağana muhalefet edebilir.Doch, snelle Pekkie kan het papiertje beetpakken.
Muhafazakâr Optimates kliği tarafından muhalefet edilmişlerdir.De klimaat- optimisten hebben ongelijk gekregen.
Vichy Hükümeti'ne muhalefet etti.Oorlogskruis van de Vichy-regering.
Muhalefet kamulaştırmanın anayasaya aykırı olduğu dillendirmiştir.Volgens hem is het ontslag ook in strijd met de constituties van de orde.
ETA'nın şiddet kullanmasına muhalefet etmektedir.Uważa, że na przemoc powinni odpowiedzieć przemocą.
Muhalefet gazeteleri kapatıldı.Wstrzymane zostały wydawnictwa prasowe.
1928 yılında muhalefetini geri çekmesinden sonra parti üyeliği tekrar verilmiştir.W 1928, gdy zerwał z opozycją, został ponownie przyjęty do partii.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Opozycja ogłosiła, że wybory nie mają sensu.
Trovoada sadece ana muhalefet adayı oldu ve % 38.82 oy aldı.Trovoada był głównym kandydatem opozycji i zdobył 38,8% głosów poparcia.
Onunla birlikte hem Suriye muhalefeti'nden hem de Beşşar Esad güçlerinden kayıp verildi.Jego przeciwnikami byli Drudż (demon kłamstwa) oraz Sauru.
Bu konuşmanın ertesinde şiddetli hava muhalefetinin içine girmişlerdir.W szczelinie tej jest silny przepływ powietrza.
Bu olay ile ilk defa Güney Kore'de iktidar ile muhalefet barışçıl bir yoldan el değiştirmiş oldu.Po raz pierwszy w dziejach ludzkości na Zachodzie pokojowa współpraca i współzawodnictwo zastąpiły wojnę.
Çünkü gücünü İngilizlere karşı muhalefetten alıyordu.Agitował naród do przeciwstawiania się rządom Brytyjczyków.
Kongreye, muhalefetteki Cumhuriyetçi Millet Partisi ve Hürriyet Partisi temsilcileri de katıldılar.Swoje wątpliwości wyrażali również senatorowie, także ci z Partii Republikańskiej.
IV. Aleksios'a herkes muhalefetti.Przyparty do muru Aleksy IV odmówił.
Feodal asillerin muhalefetini ezerek, topraklarına ve mallarına el koymayı planlar.Pozostawia Novalee w spadku swoją ziemię, ubezpieczenie i kapitał.
Bununla paralel olarak Sol Muhalefet'in aksine ayrı bir parti kurma eğilimleri bulunmamaktaydı.Najwyraźniej w obozie łacińskim istniało stronnictwo przeciwne jakimkolwiek układom.
2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu.I december 2006 blev Netanyahu officiellt oppositionens ledare i Knesset samt ordförande för Likud.
Popüler muhalefet, çok sayıda doğal olmayan direniş eyleminde ifade edildi.Motståndet uttrycktes i ett flertal icke-våldsaktioner.
Muhafazakâr Optimates kliği tarafından muhalefet edilmişlerdir.De var motståndare till de konservativa optimaterna.
Önceleri İttihatçılar ile çalışmış, sonradan onlara muhalefet edince sürgüne gönderilmiştir.Efter den första suran (Al-Alaq) mottagits, följde en period av tystnad då inga vidare budskap uppenbarades.
Marozia'nun oğlu II. Alberic, Hugh ve Marozia'nın hükümdarlığına muhalefete önderlik etti.Marozias son Alberic II ledde oppositionen för att störta hennes och Hugos styre.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ej att förväxla med Bråån.
Bu kısmın inşa projelerine, çeşitli sebeblerden birçok muhalefet gelmektedir.Frågan varför de genomförde sitt attentat har olika orsaker.
Sağ Muhalefet'in pek çok mensubu Moskova Davaları'nda yargılanmıştır.Kommissionen drog slutsatsen att Moskva-rättegångarna var justitiemord.
İç muhalefeti bastırmakta önemli bir rol oynamıştır.Han motverkade kraftfullt adoptionismen.
Fakat uzaktan muhalefetini sürdürür.Vidare blev hon sjua i distanstävlingen.
Muhalefet komşu eyalet Numidya'dan gelecekti.Detta skedde trots protester från grannstaden Granada.
Bununla birlikte İşçi Muhalefeti'nin pekçok eski destekçisi de Birleşik Muhalefet'e katıldı.Många tidigare partipolitiskt obundna reformivrare anslöt sig dock till Progressiva partiet.
Bu, en fazla parti içi muhalefetin işine yarayacaktı.Det låter som att de gjorde den här mest för skojs skull.
Bu liberal burjuvazinin muhalefetini arttırmasına yol açtı.Detta skulle till viss del öka hantverkarnas frihet.
Ana muhalefeti İşçi Partisi yürütmektedir.Det största oppositionspartiet, Labour, går framåt.
Muhalefet komşu eyalet Numidya'dan gelecekti.Опозиція виявилася у сусідній провінції Нумідія.
Prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu.Опозиція до прусської тактики залізної руки виникла і серед інших соціальних і політичних груп.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Не сподівайтесь всього одразу.
Maria Christina ise liberal muhalefetten destek aramaya karar verdi.Так, Марія Елеонора виступила проти агресивної релігійної політики.
Muhalefet gazeteleri kapatıldı.Решту видавництв закрили.
Bunun sonucunda 1930'larda hem Troçkist hem de "sağcı" muhalefet bir dönüşüme uğradı.У 20-ті роки це була боротьба із «лівою» та «правою» опозиціями, потім із «троцькізмом».
Seçim sistemini eleştiren muhalefet 1989 Mayıs seçimlerini boykot etti.Загальні риси виборчої системи були такі самі, як і на виборах 1989 року.
Bu büronun, ABD'nin o zamanki ana muhalefet partisi olan Demokratik Parti'nin merkezi olduğu ortaya çıktı.Ця перемога підтвердила статус Демократичної партії як основної політичної сили США того часу.
2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu.V prosinci 2006 se stal oficiálním vůdcem opozice v Knesetu a předsedou strany Likud.
Burada yerel halkın muhalefetinden ötürü 1923 yılında okulunu İngiltere'deki Lyme Regis'e taşıdı.Vzhledem k nepřátelství místních obyvatel se přestěhovala znovu roku 1923 do Lyme Regis v Anglii.
ETA'nın şiddet kullanmasına muhalefet etmektedir.A tak se jí chtěl Adam zmocnit násilím.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod