2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu.I desember 2006 ble Netanyahu den offisielle lederen for den politiske opposisjonen i Knesset.
Muhalefet komşu eyalet Numidya'dan gelecekti.Opposisjonen kom fra den vestlige naboprovinsen Numidia.
Marozia'nun oğlu II. Alberic, Hugh ve Marozia'nın hükümdarlığına muhalefete önderlik etti.Marozias sønn Alberic II ledet opposisjonen for å styrte hennes og Hugos styre.
Muhalefet gazeteleri kapatıldı.Avisartikler er utelatt.
Vichy Hükümeti'ne muhalefet etti.Bonnet gikk inn for Vichy-regimet.
Franklin D.Roosvelt ve onun New Deal'ine karşı muhalefette bulundu.Hun anså de arbeidsløse som opponerte mot Franklin D. Roosevelt og hans New Deal som late.
Muhalifleri populares olarak adlandırılmışlardır.Representantene blir populært kalt Eidsvollsmennene.
Bu iddia muhalif kaynaklar tarafından da doğrulanmıştır.Det bekreftes også av hettittiske kilder.
Muhalifler aynı anda IŞİD ile de mücadele etmektedir.Personene starter søket samtidig.
Diğer Sith Lordlarının muhalefeti günden güne büyüdü.Manfreds makt vokste for hver dag.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ikke trekk forhastede slutninger.
Mitterrand, Gaulle'ye karşı muhalif bir tavır sergiledi.Bona bedrev en politikk fiendtlig mot Habsburg.
Buna muhalif olan davranışların hepsi bid'attır.Beslutninger som blir tatt der er bindende for alle.
Bunu yapmak amacıyla Markham, bilimsel topluluğa kadar ulaşan düşmanlık ve muhalefeti aştı.For å gjøre dette overvant han fiendtlighet og motstand fra store deler av det vitenskapelige samfunnet.
Ülkede kamu gösterileri ve herhangi bir muhalif kamu eylemi düzenlemek yasaktır.Frimodige ytringer om statsstyret og hvilken som helst annen gjenstand er tillatt for enhver.
Roh seçimi az bir farkla muhalefet liderleri Kim Dae-Jung ve Kim Young-Sam karşı kazandı.Roh vant valget med liten margin, mot de to ledende opposisjonspolitikerne Kim Dae-jung og Kim Young-sam.
Mayıs ayında Suriyeli muhaliflerin ilerlemesi durmuştur.Maoistenes militære framganger fortsatte i 2004.
Örneğin, muhaliflerini yargılanmadan tutuklattı, gazeteleri kapattı.Anklagene viste seg senere å være uriktige og stengingen av avisen uberettiget.
Böylece hükümet ve muhalefet partileri arasında bir anlaşmayla sonuçlandı.Valget kom etter at det ble inngått en avtale mellom opposisjonspartierne og regjeringen.
2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu.Pada bulan Desember 2006, Netanyahu menjadi pejabat Pemimpin Oposisi di Knesset dan Ketua Partai Likud.
Prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu.Perlawanan terhadap taktik kekuatan fisik Prusia bermunculan di berbagai kelompok sosial dan politik.
Hatta bazı muhalif kimseleri biat etmeleri için zorlamıştır.Kewajiban itu menjadi sunnah setelah ada sebagian orang yang mengerjakannya.
Buna muhalif olan davranışların hepsi bid'attır.Semua kegiatan yang diselenggarakan bersifat nirlaba.
Sütlaç Muhallebi PepeçuraArema Malang Persik Kediri
2004 yılında Papua Yeni Gine'de muhalefet lideri oldu.Ia menjadi pemimpin oposisi Papua Nugini pada 2004.
İran'ın önde gelen siyasi muhalifi olarak tanımlanmaktadır.Dia dianggap sebagai bek terbaik Pro Liga Iran.
Maria Christina ise ekonomi sıkıntıları atlatmak için liberal muhalefetten destek aramaya karar verdi.Maria Christina lalu tergerak untuk meredam rasa keberatannya.
Daha önce Muhalefet Lideri ve Avrupa Parlamentosu üyesi idi.Ia sebelumnya adalah seorang mantan menteri pemerintahan dan anggota parlemen.
Bundan sonra kazasker efendinin emrine muhalefet etme.Janganlah menghindar pada perintah raja.
2002 - 2006 yıllarında Fidesz komitesi muhalefet lideriydi.Dia adalah pemimpin oposisi kaukus Fidesz pada 2002-2006.
İyice karıştırılarak muhallebi haline getirilir.Dapat pula dijadikan campuran sambal.
Muhalifler aynı anda IŞİD ile de mücadele etmektedir.Mereka bermaksud melakukan serangan secara simultan.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Lalu rasulullah memberikan bendera itu kepadanya.
2006 Aralık’ta Netanyahu resmi olarak Knesset’te muhalefet lideri ve Likud Partisi’nin başkanı oldu.Tháng 12 năm 2006, Netanyahu trở thành Lãnh đạo đối lập chính thức trong Knesset và Chủ tịch Đảng Likud.
Bu muhalif hareket “sonnō jōi” hareketinde cisimleşecektir.Điều này đã thúc đẩy phong trào Sonnō jōi (tôn Hoàng nhương di).
2002 - 2006 yıllarında Fidesz komitesi muhalefet lideriydi.Ông là nhà lãnh đạo của phe đối lập Fidesz giai đoạn 2002-2006.
Örneğin, muhaliflerini yargılanmadan tutuklattı, gazeteleri kapattı.Nhân Văn bị buộc đình bản và báo đóng cửa hẳn.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.Các đại diện lại họp với nhau vào năm 1903 đẻ tổ chức một hội nghị hiến pháp.
1933'te kentin yönetimi yerel Nazi Partisi'ne geçmiş ve bu problem demokratik muhalefetle bastırılmıştır.Năm 1933, chính quyền thành phố bị kiểm soát bởi Đảng Quốc xã địa phương, họ đàn áp phe dân chủ đối lập.
Rosas'ın gücü arttıkça muhalifler daha fazla edebi eser üretti.Điều này có nghĩa là nếu Robinson làm việc càng nhiều thì ông ta càng hái thêm được nhiều dừa.
Parti, siyasi olarak, Gorbaçov iktidarına muhaliflerin merkezi oldu.Trong Bộ chính trị phe Gorbachyov được hình thành.
Protesto ve muhalefet etme haklarına saygı göstermek gerek.Ông tham gia các cuộc phản kháng và biểu tình cho đất nước.
2008 - Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref muhalefet baskısı nedeniyle istifa etti.2008 – Tổng thống Pakistan Pervez Musharraf tuyên bố từ chức nhằm tránh một cuộc luận tội trước Quốc hội.
Örneğin krallıkla yönetilen bir ülkede iktidar kral iken muhalefet mevcut değildir.Trong thời kỳ Cộng hòa không có vị vua nào cai trị.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Đa số các thành viên của họ bị kết án tù dài hạn.
ABD'nin İran'a olası bir askeri müdahalesine muhalefet etmiştir.Iran đã chỉ trích chiến dịch của Mỹ.
Onlar, kendilerine muhalif olanların çocuklarının, ebedi olarak cehennemde kalacağını söylerler.もし本当にに天孫の子ならば、火も害(そこな)うこと能(あた)わじ。
1998 yılının sonlarında, üç muhalif yazar, bir siyasi lider ve eşi iki aylık sürede İran'da öldürüldü.1998年後半には反体制派の作家3人と政治指導者、そして彼の妻がイランで殺害された。
Aralarındaki fark, istidracın Allah'ın rızasına muhalif sûrette meydâna gelmesidir.それで貞節な女は従順に、アッラーの守護の下に(夫の)不在中を守る。
Puna Parlamentosu üyesi olmadığı için muhalefet lideri değildi; bu pozisyonda Tom Marsters doluydu.しかし、国会での野党代表は務められないので、これにはトム・マースターズが就いた。
Bir şeye hemen muhalefet etme.後で歪まないこと。
Ana muhalefet partisidir.対義語は与党。
1996 oylamasının sonuçları, muhalefet partilerinin yeni kurulan parlamentonun dışında kalmasına yol açtı.1996年の国民投票は、新しい議会からの野党の排除につながった。
1983 yılında, Yugoslav Halk Ordusu'nun doğası hakkında yaptığı muhalif makaleler yazdı.ところが1983年、ユーゴスラビア人民軍の本質的な部分に対する反体制的な論文を発表した。
Muhalefetin yeni hükûmet kurma çabasında bir sonuç alınamadı.他の植民地は新法の執行に反対しなかった。
5 Ocak 1642 günü Avam Kamarasına bizzat gelerek kendisine muhalif beş vekili tutuklamaya kalkar.1642年1月4日、チャールズ1世自らが5議員を逮捕しに庶民院に来るが、内報により5議員は事前に逃れ去る。
Rehineler Suriye hükümetinin elindeki esir muhaliflerle değişim sağlanarak serbest kalmıştır.主の日に帰還した捕囚の民が占領するカナン人の境界である。
Seçimde, muhalefet adayı Hakainde Hichilema'yı yendi ve 25 Ocak 2015 tarihinde göreve başladı.その選挙では対立候補のハカインデ・ヒチレマに辛勝し、2015年1月25日に就任した。
Tobwaan Kiribati Partisi tarafından desteklenerek 2016 başkanlık seçimlerinde, tek muhalefet adayı oldu.2016年キリバス大統領選挙(英語版)においてTobwaan Kiribati Partyの新人候補として支持された野党唯一の候補であった。
Fakat Muhalefete Devam Edecektir” görüşü paylaşıldı.これでは治世を保つことは困難でしょう」と反対意見を示した。