Ana içeriğe geç
Sözlük

muhal ile cümle

muhal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karaizm'e karşı aktif bir şekilde muhalefet etmiştir.Proti opozici postupoval Milošević rázně.
Sağ Muhalefet'in pek çok mensubu Moskova Davaları'nda yargılanmıştır.Mnoho z nich bylo za moskevských procesů popraveno.
Yeremya, P'ye muhalif olmuş JE'yi desteklemiştir.S přestupem mu pomohl P.
Bunun üzerine kendisi muhalif bir kampanya yapmaya başlamıştır.Začala se proti němu připravovat kampaň.
2012 yılı itibarıyla da, Suriye İç Savaşı'nda muhaliflerin safına geçmiştir.V prosinci 2012 byla Halfaja místem střetů v syrské občanské válce.
Seçimlere muhalefet etme yetkisi sadece Komünist Parti ve onun organizasyonlarına verildi.Toto rozdělení platilo pouze pro účely voleb a místní samosprávy.
Ele geçirilen muhalifler, uzun süreli hapis cezalarına çarptırılıyordu.Roubal si pobyt ve vězení zpestřoval neustálými stížnostmi.
Muhalefet kamulaştırmanın anayasaya aykırı olduğu dillendirmiştir.Následně se rozhořela kontroverze, zda tento zákon není protiústavní.
Görüşlerini savunmak için Uluslararası Komünist Muhalefeti'ni kurdular.Velkoněmci pro propagaci svých názorů vstoupily do opozice.
Günümüzdede muhalefet olan bu ittifak sağ ve sol pozisyondadır.Takovéto rozpoložení rozděluje postoj na levý a pravý.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Ničím už ji nezatěžkávejte.
Bu görüşünden dolayı muhaliflerince sert şekilde eleştirilir.Za tento svůj pevný antikomunistický postoj je mnohými kritizována.
Referandımla kabul edilen anayasa senatoda çoğunluk oluşturan muhalefetçe kabul edilmedi.Většinu návrhů, které byly v tomto projevu Trumanem předneseny, Kongres neschválil.
Siyah muhallebi dünyanın birçok yerinde tüketilmektedir.Celou malbu zdobí na mnoha místech zlato.
Yasal siyasi muhalifleri hapse gönderdi.Kauza dostala politiky do vězení.
Ayaklanmanın bastırılmasından muhalefet hareketi önemli kayıplara uğradı.Naprostou katastrofou pro povstalce byl fakt, že ztratili moment překvapení.
Bush yönetimine muhalif olarak insan embriyonik hücre araştırmalarını desteklemiştir.Prezident Bush stanovil omezení podpory výzkumu kmenových buněk.
Radikal Parti'nin en büyük muhaliflerinden oldu.Спешнев) Jeden z nejradikálnějších členů hnutí.
Bu 81 asker, muhalif olarak sınıflandırılmışlardır.Asi 80 kázání se dnes uznává za nepochybně pravá.
DP'ye muhalif olduğu dönemlerde Vakit gazetesinde parti aleyhinde yazılar yazdı.Během pokládání otázek ze strany novinářů se dostal do slovního konfliktu s M.
Prusya'nın güçlü-silahlı taktiklerine diğer sosyal ve politik gruplarda da muhalefet oluştu.Opoziția față de tactica Prusiei a ieșit la iveală și în alte grupuri politice și sociale.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.Reprezentanții s-au întrunit din nou în 1903 la o convenție constituțională.
Popüler muhalefet, çok sayıda doğal olmayan direniş eyleminde ifade edildi.Opoziția populației a fost exprimată prin numeroase acte de rezistență nonviolentă.
Muhaliflerin çoğu Goli otok'ta gulag benzeri hapishaneye gönderildi.Mulți au fost trimiși în lagăre asemănătoare gulagurilor, închiși la Goli Otok.
Muhaliflerin bir Suriye savaş uçağını düşürdüğü ve pilotu esir aldığı iddia edilmiştir.Britanicii au afirmat că au doborât două avioane de vânătoare și au luat prizonier un pilot.
Öneri Merkez Komitede Nadejda Krupskaya’nın muhalefetine rağmen kısmi çoğunlukla kabul edildi.Propunerile au fost adoptate cu majoritate de voturi în ciuda obiecțiilor lui Krupskaia.
Muhalifler aynı anda IŞİD ile de mücadele etmektedir.Toată familia se îmbăia împreună, în același timp.
Ekim Bildirgesi sonrası muhalefet İmparator'a karşı bölündü.Opoziția antițaristă era divizată de Proclamația din octombrie.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Adversarii săi s-au retras denunțând condițiile de organizare a votului.
Bu arada çok sayıda muhalif ülkeden kaçmaya çalışmaktadır.Mulți curiali au încercat să se refugieze în domeniul militar.
Muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti'nin adayı olarak 25 Nisan 2004 tarihinde göreve seçildi.El a fost numit pe 25 aprilie 2004 candidat al Partidului Social Democrat, aflat în acel moment în opoziție.
Bu nedenle muhalif grupların çatışmasının daha da kötüye gitmesi muhtemeldir.Deosebit de îngrijorătoare a fost creșterea atacurilor de suicid.
Hükümete muhalif bir politik çizgide yer aldı.Am pus la dispoziția președintelui mandatul meu pentru o soluție politică.
Diğer Alman muhalifler için de aynı şeyi yapmış olduğu söylenmiştir.Același lucru s-a întâmplat și cu cercetașii germani.
Ancak 360 yılında Constantius'un yönetimine yeniden muhalefet geldi.În anii 360, rezultatele politicii lui Constantin au fost evidente.
Muhalefetteki Bolşevikler, sorumluluk almayarak hükümet uygulamalarını sahiplenmedi.Bolșevicii nu au știut de bijuterii până după execuție.
Sendikalar devrimci fikirlere sahip radikal muhaliflerini ihraç etmeye başladı.În plus, au trebuit să înăbușe rebeliunile militarilor radicalizați de ideile revoluționare.
Ordu küçük muhalefetle karşı karşıya geldi.Armata s-a confruntat cu o opoziție neînsemnată.
Muhalefet daha belirgin oluyor.Opoziția devine mai evidentă.
Sezar düşmanlarını yasaklamak yerine hepsini affettiği için kendisine karşı güçlü bir muhalefet yoktu.Mivel Caesar megbocsátott ellenségeinek, ezért nem alakult ki igazi ellenállás.
Arap Baharı patlak verdiğinde, Suriye protestocular, çok sayıda muhalefet konseyi oluşturmaya başladı.Az arab tavasz kitörésekor a szíriai tüntetők több ellenzéki bizottságot is összefogtak.
Bir şeye hemen muhalefet etme.Nem egy alkalommal elveri Dugót.
W.E. bir muhalliftir.A .y. egy indulatszó.
Yeremya, P'ye muhalif olmuş JE'yi desteklemiştir.Azt szeretnénk bizonyítani, hogy P után is van még prímszám.
Bu kanuna dayanarak tüm muhalefet partilerini ve muhalif gazeteleri kapattırdı.Ez alapján eltörölte az ellenpápák minden határozatát, dekrétumát és törvényét.
1742'de yeterince güçlenen muhalefetin zorlamasıyla Walpole istifa etti.Lecsökkent támogatottsága miatt Walpole 1742-ben, húszévnyi hivatalviselés után lemondott.
Günümüzdede muhalefet olan bu ittifak sağ ve sol pozisyondadır.A jobboldali radikalizmus tegnap és ma.
Michelet Demokrasi'nin inançlı bir taraftarı ve dahi Ruhban sınıfı'nın sert bir muhalifti.Meggyőződéses pacifista és demokrata volt, a weimari köztársaság elszánt védelmezője és szószólója.
Muhaliflerin tepeyi geri alma girişimleri başarısız oldu.Az egyik csoport sikertelenül tért vissza a hegyről.
Parlamentoda muhalif kanatta yer almaktadır.A parlament helyszíne Karasjok.
Bu muhalefetin sebebi insanı değil, ekonomikti.Véleménye szerint a gazdaság van az emberért, és nem az ember a gazdaságért.
Fakat uzaktan muhalefetini sürdürür.A távolban csatazaj halatszik.
Muhalifler kendi bayraklarını dikti.Önkormányzatok szintén hozhatnak létre saját zászlókat.
1819 yılında İbrahim Paşa Arap Yarımadasındaki bütün muhalefeti azaltarak Kahire'ye döndü.1819 végén Ibrahim visszatért Kairóba, mivel Arábiában minden ellenállást elfojtott.
IV. Aleksios'a herkes muhalefetti.IV. Gaston nyughelye vitatott.
2004 - Muhalefet lideri Viktor Yuşçenko, Ukrayna seçimlerini kazandı.2004 – Az ukrajnai választások második fordulójában Viktor Juscsenko diadalmaskodott.
2012 yılının Mart ayında Şam rejimi muhalifleri şehir merkezinden püskürtmüştür.Szomália képviselői 2012 márciusában adták le csatlakozási kérelmüket a Kelet-afrikai Közösség vezetőinek.
İdlip şehir merkezi ise 2012 yılı Mart ayında muhaliflerden temizlenmiştir.E külvárosok létrehozásához a szükséges területeket 2010 májusában szabadították fel.
Plehanov Sovyet rejiminin muhalifi idi.Solohov hű volt a szovjet rendszerhez.
Yeni Osmanlılar, İstanbul’da hükümete muhalif bir gizli örgüttü.Egyes tagjai szoros együttműködésben voltak a Fekete Kéz szerbiai titkos szervezettel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod