2001 yılındayız. 2001 Eylül ayı mizah "Muhakeme" yetisine ilk ve son olarak yenik düşüyor.W 2001, we wrześniowym sezonie telewizyjnym w 2001 dowcip, raz na zawsze, ustępuje opinii.
2001 yılındayız. 2001 Eylül ayı mizah "Muhakeme" yetisine ilk ve son olarak yenik düşüyor.Το 2001, στην τηλεοπτική σεζόν του Σεπτεμβρίου 2001, το χιούμορ δίνει τη θέση του στην κρίση μια για πάντα.
2001 yılındayız. 2001 Eylül ayı mizah "Muhakeme" yetisine ilk ve son olarak yenik düşüyor.В 2001, в вересні на телебаченні гумор поступається критиці раз і назавжди.
2001 yılındayız. 2001 Eylül ayı mizah "Muhakeme" yetisine ilk ve son olarak yenik düşüyor.В 2001 году, в телесезон сентября 2001 года, юмор окончательно уступает место решениям и суждениям.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Acest lucru descurajeaza acel tip de cetățean cu ratiune care mi se pare că vrem să o avem.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Cela décourage le genre de citoyenneté rationnelle qu'il me semble, nous voulons.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Dies entmutigt die Art von mitdenkenden Bürgern die wir, so scheint es mir, haben wollen.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Dit ontmoedigt het soort redelijk denkende burgerschap dat we moeten hebben, lijkt mij.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Ez pont azt a fajta gondolkodó polgárságot bátortalanítja el, amit létre szeretnénk hozni.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Hal ini menurunkan semangat bernalar masyarakat yang menurut saya kita inginkan bersama.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Isto desencoraja o tipo de cidadania racional que me parece que queremos ter.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.이는 분별 있는 시민의식을 저해합니다. 분별 있는 시민의식은 바람직한 것일 테지요.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Questo scoraggia quella cittadinanza pensante che mi sembra vorremmo avere.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Tak zniechęcamy myślących obywateli, a przecież takich najbardziej nam potrzeba.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Tämä ei kannusta kansalaisia sellaiseen järjen käyttöön, mitä nähdäkseni haluamme.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.To nás vzdaluje tomu typu rozumné společnosti, které podle mě chceme dosáhnout.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Y esto nos aleja de cualquier acercamiento juicioso que en mi opinión deberíamos tener.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Αυτό δεν ευνοεί την ύπαρξη της σκεπτόμενης πολιτείας που νομίζω ότι επιθυμούμε να έχουμε.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Това обезсърчава онзи вид разсъдливо гражданство, което ми се струва, че искаме да имаме.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.Это лишение силы духа своего рода обосновывающее подданство, кажется мне тем, что мы хотим иметь.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.זה מניא מלנהוג באזרחות שקולה מן הסוג שלדעתי אנו מעוניינים בה.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.ويبدو لي بأن هذا النوع من النصيحة يثبط نوع المواطنة المسئولة والتي جميعا نسعى إليها.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.市民権を阻んでいると思います もう一つ問題があります これで終わりです
Bunun nedeni ise, tek bir duruşma yargıcının, hayatını muhakeme ile geçiren bir hukukçunun, -Webbink :
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Không, họ muốn được đánh giá.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.아니요. 사람들은 심판을 원했습니다.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Mas não, elas querem julgamento.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Nee, ze willen oordelen.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Nein, sie wollen Urteile.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Nie, chcą osądu.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Non, ils veulent du jugement.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.No, vogliono giudizio.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Nu, ei vor să judece.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Pero no, la gente quiere juzgar.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Tidak, mereka ingin mengadili.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Όχι, θέλουν κρίση.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Не, те искат разсъдливост.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Нет, они хотят решать и судить.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.Ні, вони хочуть критики.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.לא, הם רוצים שיפוט.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.لا ، انهم يريدون الحكم.
Fakat onlar "Muhakeme"yi tercih etti.テレビの登場人物を投票で追い出したり
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Anh ta chưa bao giờ tự suy nghĩ điều gì cả.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Dia tak pernah berpikir soal dirinya.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.Cậu ấy chưa bao giờ nghĩ cho bản thân Cậu ấy chỉ nói những gì cha mẹ cậu ấy dạy
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.Han har aldrig tänkt själv utan gått på vad hans föräldrar sagt.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.Han har aldrig tänkt själv utan gått på vad hans föräldrar sagt.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.자기 자신의 생각에 대해서는 말을 하질 않아. 다 자기 부모님이 해준말만 하지.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.Mai pensato in proprio, ripete solo cio' che dicono i genitori.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor..הוא אף פעם לא חשב בעצמו .הוא אומר מה שההורים שלו אומרים
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.لم يفكر بنفسه أبدا يقول فقط ما يقوله أصدقاءه
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış. Ebeveynleri ne diyorsa onu tekrar ediyor.アルコール依存の 人種差別主義者だが...
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Er hat noch nie für sich selbst gedacht.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Hän ei ole koskaan ajatellut itsenäisesti.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Han tænker aldrig for sig selv.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Hij heeft nooit zelf nagedacht.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Il n'a jamais réfléchi par lui-même.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Nigdy sam nie myślał.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Nikdy nad tím sám nepřemýšlel.
Hiçbir zaman kendi muhakemesini yapmamış.Nunca ha pensado por él mismo.