Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.Pro ty, co sedí vzadu, píše se tu: "Pak se stane zázrak.
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor."Rồi một phép màu xảy ra."
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.Takana istuville, siinä lukee "Sitten tapahtuu ihme."
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.[Tu następuje cud.] "Punkt drugi trzeba dościślić."
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.Voor de mensen achteraan, er staat "Hier gebeurt een mirakel." En:
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.Za tiste zadaj, tu piše: Nato se zgodi čudež.
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.Για εσάς στα πίσω καθίσματα, λέει εδώ "Και μετά συμβαίνει ένα θαύμα."
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.За тези от вас назад, тук пише "И тогава става чудо.
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.Здесь написано: "Тогда происходит чудо.
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.לאלה מכם שיושבים מאחור, כתוב כאן "ואז מתרחש נס."
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.للجالسين في الخلف، انه يقول " ثم حدثت معجزة.
Arkada oturanlar için okuyorum, "Sonra bir mucize oluyor.ここではもっとありのままでいなくちゃ」と言っています
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Acontece que o mundo natural está repleto de maravilhas hiperbólicas.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Het blijkt dat de natuurlijke wereld vol is van hyperbolische wonderen.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Il s'avère que le monde naturel est rempli de merveilles hyperboliques.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Izkazalo se je, da je narava polna hiperboličnih čudes.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Kiderült, hogy a természetes világ tele van hiperbolikus csodákkal.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.자연엔 쌍곡선의 경이로움들로 가득차 있다는게 밝혀져요
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Okazuje się, że świat przyrody jest pełen hiperbolicznych niezwykłości.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Resulta que el mundo natural está lleno de maravillas hiperbólicas.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Se pare ca lumea naturala este plina de minuni hiperbolice.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Si scopre che il mondo naturale è pieno di meraviglie iperboliche.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Wie sich herausstellt, ist die Natur voller hyperbolischer Wunder.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Оказва се, че природата е пълна с хиперболични чудеса.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.Оказывается, мир природы полон гиперболических чудес.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.מתברר שעולם הטבע מלא בפלאים היפרבוליים.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.لقد وضح أن عالم الطبيعة ملئ بعجائب الهندسة الزائدية.
Aslında doğal hayat hiperbolik mucizelerle dolu.かぎ針で編めば
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekつまりこれは、
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekA je tu hodně věcí, které se musí vyléčit. Je to skoro nemožný úkol.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekE há muito para curar, na verdade... é quase como se fosse impossível.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekKimondhatjuk, az a dolgunk itt a Földön, hogy csodát tegyünk.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekMan könnte behaupten, dass wir dabei sind ein Wunder auf der Erde zu vollbringen.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekMan skulle kunna säga att vi egentligen är i branschen att skapa ett mirakel här på Jorden.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekMożecie powiedzieć, że naszym zadaniem jest stworzeniu cudu, tu na Ziemi.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekSe podría decir de hecho que, afrontamos la tarea de obrar un Milagro, aquí en la Tierra...
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekSi exista o multime de rani de vindecat, si care acum sunt aproape imposibil de facut.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekSi può dire che il nostro obiettivo è realizzare un miracolo qui sulla Terra.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekVoitaisiin sanoa että mitä pitäisi tehdä on tosissaan ihme maan päällä.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekWe hebben heel wat te repareren en eigenlijk is het bijna onmogelijk.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekΜπορεί κανείς να πει ότι σκοπός μας είναι να προκαλέσουμε ένα θαύμα στη Γη.
Aslında işimiz Dünya'da bir mucize gerçekleştirmekИ има много изцеление, което трябва да бъде направено, всъщност почти е невъзможно.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Aber eigentlich ist es doch keins, es ist einfach nur eine wunderbare Sache.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.A dire il vero no, non lo è, è una cosa meravigliosa.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Ale właściwie to nie, tak naprawdę to wspaniała sprawa.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Dar, de fapt, nu e, de fapt e un lucru minunat.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.De tulajdonképpen ez egy fantasztikus dolog.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.En realidad no lo es, en realidad es una cosa maravillosa.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.정말 대단한 일입니다.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Maar eigenlijk is het dat niet, het is geweldig.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Mais en fait, non, c'est en fait une chose merveilleuse.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Thực ra là, không phải, đó thực ra là một điều tuyệt vời.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Всъщност не е, чудесно е, че съм тук.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.Нет, вообще никакого чуда в этом нет, на самом деле это было замечательно.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.אבל למעשה, זה לא. למעשה זה דבר נפלא.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.ولكن في الواقع، أنها ليست كذلك، فعلا شيء رائع.
Aslında mucizeden de öte harika bir şey.母は言ったものです
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Apám baptista lelkész volt, és hitt a csodákban, hitt benne, hogy Isten elrendezi az egészet.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.저의 아버지는 침례교 목사였고 , 그는 기적과, 하나님이 그 뇌종양을 돌볼것이라고 믿었죠.
Babam baptist bir vaizdi, ve mucizelere inanırdı, ve bu da tanrının sorunumuzla ilgileneceğiydi.Mein Vater, ein Baptistenpriester, glaubte an Wunder und daran, dass Gottes Wille sich seiner annehmen würde.