mucize ile cümle
mucize kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Allah'ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiştir.De soera geeft voorbeelden van Gods tekenen.
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Als door een wonder werd hij gespaard.
Bir mucize olmuştur.Een dag als een wonder.
Savaş sonrası Japonya büyük bir ekonomik mucizeye tanıklık etti.In de naoorlogse decennia kende Mexico een stabiele economische ontwikkeling.
İnanca göre İshak, Allah'ın İbrahim'e vadettiği ve kısır olan eşi Sara'dan mucizevi bir şekilde doğan oğuldur.Ismail was de eerstgeboren (wettige) zoon van Ibrahim, die hij bij zijn vrouw Hagar kreeg.
Bu büyük bir mucize!Het is een wonder van de eerste rang!
Man, mûcizevi bir yiyecektir.Żywienie Człowieka (stacjonarne).
Öncültür özgün "keiretsu"lar, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ekonomik mucize sırasında Japonya'da ortaya çıktı.Pierwsze keiretsu pojawiły się w Japonii w okresie "cudu gospodarczego" po II wojnie światowej.
Çünkü sende yapılan mucizeler Sodomda yapılmış olsaydı, bugüne dek ayakta kalırdı.Bo gdyby w Sodomie działy się cuda, które się w tobie dokonały, zostałaby aż do dnia dzisiejszego.
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Doznawała przeżyć mistycznych.
Bu mucizelerin yanı sıra, kızını Yahudilere satan sapkın kadının ifadesi alındı.Dodatkowo pojawiły się zeznania córki obłąkanej kobiety, która miała sprzedać dziecko Żydom.
Her zaman çalıştı, hayal etti ve kendi mucizesini yarattı.Zawsze myślał, działał i planował z Bogiem.
Bir mucize olmuştur.Dokonał się cud.
Peygamberimizin yüzlerce mucizesi olduğu anlatılıyor.Świętemu przypisuje się dokonanie kilku cudów.
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Lekarzom cudem udało się go uratować.
İşte bu Mucizenin anısına Yahudiler her sene Hanuka bayramından 8 gün boyunca hanukiya yakarlar.W okresie przesilenia zimowego żydzi obchodzą trwające osiem dni Święto Świateł Chanukka.
O mucize de gerçekleşiverir.I cud zdarza się.
Fakat bu arada mucize yaşandı.Miał wówczas zdarzyć się cud.
Bu olay tarihe "süt mucizesi" olarak geçmiştir.Co to jest „argument z cudu”?
Mucize göstermesi beklenmektedir.Czy wierzycie w cuda!
Orada mucizevî bir uykuya dalarlar.Śpi z pluszowym misiem.
Allah'ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiştir.Han fick i uppdrag att framföra en uppenbarelse från Gud.
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Bara ett geni kan lösa gåtan.
Allah'ın mucizesi eseri babasız olarak doğmuştur.Han visste inte varför Gud straffade honom; möjligen kunde det bero på hans far.
Ancak bir mucize eseri kim oldukları hemen anlaşılmaz.Vad de inte vet är att helvetet just har börjat.
Bir mucize olmuştur.Det var ett underverk.
Bu maç ayrıca Almanya'da Bern Mucizesi olarak bilinmektedir.I Tyskland är denna match känd som Das Wunder von Bern.
Savaş sonrası Japonya büyük bir ekonomik mucizeye tanıklık etti.Efter ockupationens avslutande genomförde Japan en anmärkningsvärd ekonomisk återhämtning.
Kehanet ve mucizeleri belirli olguların doğal belirtileri olarak izah etti.Omen och förebud, trodde han, är de naturliga tecknen på vissa företeelser.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Han argumenterar bland annat för att mirakel är omöjliga.
Rolling Stones dergisinin yazarı Peter Travers da; "Ledger'ın muhteşem performansı bir oyunculuk mucizesi.Peter Travers från Rolling Stone skrev att Lawrence "är något slags mirakel.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)I trakten runt Kōh-e Surkh Lās̲h̲ finns ovanligt många namngivna berg.
Homer, kellik sorunu için yeni bir "mucizevi buluş" olan Dimoxinil reklamlarını televizyonda görür.Homer Simpson ser en reklamfilm för Dimoxinil, ett nytt "mirakelmedel" mot skallighet.
Marshall Yardımı'yla Alman "ekonomi mucizesi"ni yaratan Ekonomi Bakanı Ludwig Erhard başbakanlığa getirildi.Västtysklands finansminister Ludwig Erhard har kommit att personfiera Wirtschaftswunder.
"Mucize O'nun işiydi".Hans glädje låg i själva arbetet."
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Він дивом залишився живим.
Bu anlayışa göre mucize gibi olaylar yoktur.Тут, звичайно, не обійтися без чуда!
Ancak birkaç dakika sonra Filumena mucizevi bir şekilde iyileşiverir.Філомени, спроможна творити великі чудеса оздоровлення.
Fakat bu arada mucize yaşandı.Судячи з усього, сталося чудо.
Mucize Ashabı Kehf Musa Hızır Deccal DİB Kehf Suresi mealiAllmusic review Кліп Slow Me Down Кліп Falling
Mucize gerçekleşmedi."«Дива не сталося.
Diğer taraftan Antakya kalesi içinde beklenmedik bir mucize ortaya çıkmıştı.Несподівано для нас все відбулося в Маріїнському палаці.
Mucize Nağmeler: Live 1, Mucize Nağmeler programındaki canlı kayıtlarından oluşan performans albümü.Узагальнені результати публікуються у en:Living Planet Report.
İşte bu Mucizenin anısına Yahudiler her sene Hanuka bayramından 8 gün boyunca hanukiya yakarlar.На честь цього чуда щороку в єврейських домівках запалюють ханукальні світильники.
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Але вдалося буквально чудом його врятувати.
Bu mümkün olan en küçük mucizeydi.Це найменш досліджувана сьогодні тема.
Bir mucize olmuştur.Це стало своєрідним чудом.
Bir mucizeye ihtiyacım var.Мені потрібне диво.
Onun hâlâ hayatta olması bir mucize.Це диво, що вона все ще жива.
Onun hâlâ hayatta olması bir mucize.Це диво, що він все ще живий.
Bu bir mucize!Це диво!
Bu maç ayrıca Almanya'da Bern Mucizesi olarak bilinmektedir.Zápas je v Německu známý jako Zázrak v Bernu.
Bir mucize olmuştur.Stal se zázrak.
Mucize gerçekleşmedi."RECENZE: Zázrak se nekoná.
"Bizim için bu bir mucize".Takový je to zázrak!"
İsa, birçok mucize göstermeye devam etti.Byl svědkem mnoha Ježíšových činů a zázraků.
(Bir mucize! ...Bir boş rüya değil).Ne, ne, to nebyl sen).
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Díky zachránci si ji můžete projít .
Mucizeye olan inancın azalması nedeniyle Faust’a karşı edebi bir ilgi oluşmaya başlamıştır.Časem víra v zázraky poklesla, ale vzrostl zájem o Fausta jako literární postavu.
Haydi bakalım şimdi göster mucizeni!Jděte do prdele s takovým zázrakem!