mucize ile cümle
mucize kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Wie durch ein Wunder ist er noch am Leben.
Mucizeye olan inancın azalması nedeniyle Faust’a karşı edebi bir ilgi oluşmaya başlamıştır.Da der Wunderglaube abnahm, wurde das Interesse gegenüber Faust ein literarisches.
Fakat bu arada mucize yaşandı.Doch dann geschieht ein Wunder.
(Bir mucize! ...Bir boş rüya değil).(Reihe: Träume, die keine blieben.)
"Bizim için bu bir mucize".Und dies kommt einem kleinen Wunder gleich.»
Bir mucize olmuştur.Ich habe ein Wunder gesehen.
Allah'ın mucizesi eseri babasız olarak doğmuştur.Dort soll der Gott nach seiner Geburt aufgezogen worden sein.
Lauda mucizevi bir şekilde kurtulmakla kalmadı, altı hafta (iki yarış) sonra yarışlara döndü.Lauda musste zwei Rennen pausieren und fuhr bereits sechs Wochen nach seinem Unfall wieder Rennen.
Ancak, Alman ekonomik mucizesi ile tekrar rahata kavuştu.Nach dem Krieg konnte es Hans dank des deutschen Wirtschaftswunders wieder zu etwas bringen.
Atatürk'ün Ekonomi Mucizesi.Wirtschaftswunder Liechtenstein.
Her teknoloji gibi bilgisayar da kendi başına bir mucize değildir.Ohne Wissenschaft ist alles ein Wunder.
Bu olay tarihe "süt mucizesi" olarak geçmiştir.Dieser Umstand wird als „Maiglöckchen-Phänomen“ bezeichnet.
Peygamberimizin yüzlerce mucizesi olduğu anlatılıyor.Die Heiligenlegende überliefert zahlreiche Wunder.
İkonları aracılığı ile Meryem inananlarına pek çok mucize sunmaktadır.Die Madonna bewirkte nach der gläubigen Meinung zahlreiche Wunder.
Mucize göstermesi beklenmektedir.Wunder muss man ausprobieren.
Kentin en önemli meydanı olan Mucizeler Meydanı (Campo dei Miracoli)'de yer alır.Gebäude Casa de Ciudad Montes La Milagrosa.
Onun kazada ölmemiş olması bir mucize.C'est un miracle qu'il ne soit pas mort dans cet accident.
Tom mucizelere inanır mı?Tom croit-il aux miracles ?
Bir gün, bir mucize gibi kaybolacak.Un jour, c'est comme un miracle, ça disparaîtra.
Piyasaya inanıyorum ancak onun mucizelerine değil.(...)Je crois au marché mais pas à ses miracles. (...)
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Seul un miracle pourrait la sauver.
Habib, onlardan delil olarak bir mucize istedi.Al-Muhtadî a voulu user d’un stratagème.
Fakat bu arada mucize yaşandı.Mais dans ce cas le miracle est arrivé.
Ana madde: Kur'an mucizeleri Kur'an ilim ilişkisi ile ilgili farklı eleştiriler de getirilmiştir.D'autres récits leur attribuent une sagesse infinie (l'omniscience).
"Bizim için bu bir mucize".C'est un truc énorme pour moi ».
Mucize gerçekleşmedi."Le miracle n'a pas eu lieu.
Tora'da, Hezekiya'nın ağır hastalandığı fakat mucizevi bir şekilde iyileştiği yazılıdır.Lors de son séjour à Metz, Blidulphe atteint d'une grave maladie, guérit de façon mystérieuse.
Bu mümkün olan en küçük mucizeydi.Et c'est visiblement le plus petit possible.
Ancak, Alman ekonomik mucizesi ile tekrar rahata kavuştu.Il facilita le miracle économique français et le miracle économique allemand.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)Vers les six heures du soir, nous vîmes descendre du côté du sud une colonne d'environ 2 000 hommes. (...)
Göstermesi istenen mucize de belliydi.Mais le monument devait témoigner de sa piété.
Bir mucize olmuştur.Un miracle.
"Mucize O'nun işiydi".A été et reste l'âme de son œuvre ».
Şimdi hayattaki en büyük mucizeyi yaşamaya geldi sıra.Et vous allez faire le plus étrange voyage de votre vie.
Böylelikle mucizeler yapabildi.On le voyait accomplir des miracles.
O mucize de gerçekleşiverir.Et le miracle a eu lieu !
Onun kazada ölmemiş olması bir mucize.Es un milagro que él no haya muerto en el accidente.
Şimdi yalnızca bir mucize bize yardım edebilir.Sólo un milagro puede ahora ayudarnos.
Bir gün, bir mucize gibi kaybolacak.Un día, como un milagro, desaparecerá.
Allah'ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiştir.Así que Alá reveló la Sura al-Kauthar.
Oberwesel'de de "mucizeler" Yahudiler aleyhine tek kanıt olarak kullanıldı.En Oberwesel fueron de nuevo «milagros» la única evidencia contra los judíos.
Yahudi bilirkişiler tarafından, bu mucizevi olayı anmak için, sekiz günlük bir bayram ilan edildi.Una festividad de ocho días fue instaurada por los Sabios para conmemorar este milagro.
Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve 'süregelen bir büyüdür' derler.Y cuando los hijos de Israel se vieron, dijeron uno a otro, es el maná: porque ellos no sabían lo que era.
(Bir mucize! ...Bir boş rüya değil).(El sueño no es ninguna fachada.
Böylelikle mucizeler yapabildi.Y que puede, por lo tanto, realizar milagros.
Fakat mucizevi bir şekilde hayatta kalabilmiştir.Por algún milagro está vivo.
Fakat bu arada mucize yaşandı.Pero al final sucede un milagro...
Bu makine sayesinde mucizevi bir şekilde 1899 yılından 802.701 yılına gitmiştir.De esta manera vi en mi última mirada el mundo del año 802.701.
Bu maç ayrıca Almanya'da Bern Mucizesi olarak bilinmektedir.El partido es conocido como el Milagro de Berna en Alemania.
Bu güç sayesinde mucizevi yetenekler sergileyebilirler.Por encima de ese valor pueden aparecer procesos fermentativos.
Ancak bir mucize onları kurtarabilir.Sólo el amor podrá salvarlos.
Resul: Mucizesi ve kitabı olan peygamber.Nuestro libro de la memoria y la escritura.
Bir mucize olmuştur.Es un milagro.
İslam peygamberinin gösterdiği mucizeler nelerdir?¿Cuáles son las invasiones y guerras en las que participó el Profeta Muhammad?
Bu iyileşmeyi adanın bir mucizesi olarak görür ve adaya büyük hayranlık duyar.La primera temporada fue una auténtica locura, que bien recuerdan en las Islas.
Kendisine ulaştırılan mendili yüzüne süren Abgar mucizevi şekilde iyileşir.La prenda parece sanar sus heridas de forma misteriosa.
Bu mümkün olan en küçük mucizeydi.Era lo mínimo que podían conceder.
"Mucize O'nun işiydi".«El milagro también fue económico».
"Bizim için bu bir mucize".Lo veo como un milagro."
İki kere mucizevi şekilde ölümden dönmüş, 1987 ve 1994'teki uçak kazalarından kurtulmuştu.Ella lleva las cicatrices desde que sobrevivió a un terrible accidente de avión en 1987.