Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.Фрэнк Камени вскоре понял смысл перемен, вызванных стоунволскими беспорядками.
Tanrı ile Işığın Prensi O'nu durdurmayı denediler, ve muazzam bir savaşa başladılar.Узнав про это, Бог-отец и принц Света решили остановить его и начали войну.
Mısırlılar tanrılar için muazzam tapınaklar yapmışlardır.В честь богов воздвигали грандиозные храмы.
Bu hazinede muazzam bir mali kaynak birikmişti.В этой сокровищнице собраны просто сказочные богатства.
Ayrıca Beydağları'nın o muazzam görüntüsü, o uzantısı şehre ayrı bir güzellik katmaktadır.Сидящий на скамье юноша держит в руках именно такое абсурдное подобие куба.
Muazzam bir ilerleme kaydettik....أحرز نجاحا مدهشا...
Şapka, onu takan kişiye muazzam güçler vermektedir.من أقواله : القوة المطلقة حتماً ستفسد مالكها.
Temmuz ayında Theo'ya tarlaları "karışık gökyüzü altında muazzam buğday tarlaları" olarak anlatmıştır.Eles os descreveu em julho para Theo como "vastos campos de trigo sob céus turbulentos".
Anna Komnini'ya göre Pakourianos küçük cüsseli fakat muazzam bir savaşçıydı.De acordo com Ana Comnena, Pacuriano foi pequeno de corpo, mas um poderoso guerreiro.
Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.Frank Kameny logo percebeu uma mudança crucial causada pelos tumultos de Stonewall.
Güneş'le kıyaslağında, 14-17 kat daha büyük kütlesi ve 22 kat daha büyük yarıçapıyla muazzam bir yıldızdır.Comparada ao Sol é uma estrela enorme, com 14–17 vezes a massa solar e mais de 22 vezes o raio.
Muazzam Turanşah gayet hızla Mısır'a doğru yola çıktı.A tempestade estava movendo-se rapidamente para Yap.
(Muazzam, yalnız burası tren istasyonu değil mi?) diye haykırmıştır.("Onde está a próxima estação de trem?").
Fakat muazzam eser bakidir ve Türk Cumhuriyeti'nin mazisi gelecek için teminattır."Certamente um castigo, e um castigo tal que se sirva de exemplo para o futuro".
Bu dönemde herkes kendisine "vâlide-i muazzama" diyerek saygı göstermiştir.Ele criou todos os povos pela sua palavra, assim como todos os huacas (espíritos).
Bu hazinede muazzam bir mali kaynak birikmişti.Deixou uma quantidade considerável de tesouro.
Vokal yeteneğini överek "Pop müziğin muazzam seslerinden biri ve beraber şarkılar yapmaya başlayacağız," dedi.E supostamente deveria conter a versão original da música "And Then We Kiss".
Gelen bilgilere göre şarkı akustik gitar, yüksek bir nakarat ve muazzam bir hook'u olan bir şarkıydı.De acordo com os presentes, a obra continha guitarra acústica e um refrão massivo.
Onun muazzam çalışmaları, ilmini takip edenlerde büyük bir merak uyandırmıştır.Serão emocionantes experiências de vida contadas por quem as viveu.
Hepsi de Roma İmparatorluğu'nun topraklarını genişlettiler ve muazzam inşaat projelerini gerçekleştirdiler.Elk breidde het gebied van het Romeinse Rijk uit en begonnen met grote bouwprojecten.
Şapka, onu takan kişiye muazzam güçler vermektedir.Hij heeft twee enorme handschoenen die hem bovenmenselijke kracht geven.
Prohorovka’daki gibi, Ruslar tanklardaki muazzam sayısal üstünlükten yararlandılar.Tak jak w bitwie pod Prochorowką Rosjanie dysponowali olbrzymią przewagą w ilości czołgów.
Sovyet yönetiminin Rusya’da 80 sene sürdüğü düşünülürse bu muazzam bir süredir.W czasach zaboru rosyjskiego tutejsza parafia została na 80 lat zlikwidowana.
Böylece resimlerde kötümser bir hava, muazzam bir görüntü ve gerçekdışı mekânların gizemi ortaya çıkmıştır.Pojawiają się w alternatywnej rzeczywistości, koszmarnym wymiarze miasta.
Ancak popüler kültürde çok beğenildi ve muazzam bir şöhret yakaldı.W swoim kraju cieszył się, i wciąż cieszy, ogromną popularnością.
Muazzam yeteneğiyle on yıldan kısa bir zamanda "büyük usta" unvanını kazanır.Wkrótce udaje jej się złapać jej słodkiego małego „Dolaresa”.
Bu andan itibaren parti muazzam biçimde büyüdü ve İran politikasında başlıca güçlerden biri haline geldi.Från denna tidpunkt växte partiet oerhört och blev en stor kraft i den iranska politiken.
III. Reich döneminde Almanya'nın en büyük gazete yayımcısı olmuş ve nazizmden muazzam kâr elde etmiştir.24 stundir var Islands tredje största tidning och var en annonsfinansierad gratistidning.
Muazzam resim yeteneği sayesinde 11 yaşında, Kraliyet Akademisi'nin okullarında kendine yer buldu.Hans otroliga talang gav honom en plats vid Royal Academy Schools då han var endast elva år gammal.
Laniakea, Hawaii dilinde muazzam cennet anlamına gelmektedir.Ordet "Laniakea" betyder "vidsträckt himmel" på hawaiianska.
Bu durum onu uluslararası ticaret için ideal bir merkez olmak için muazzam gelişmeye odaklandırmıştır.Staden är placerad som ett idealiskt centrum för internationella affärer.
Muazzam Turanşah gayet hızla Mısır'a doğru yola çıktı.Upproret gick till en början bra, han fick snabbt över Aegyptus på sin sida.
Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.Френк Камені незабаром зрозумів сенс змін, викликаних стоунволлськими безладами.
(Muazzam, yalnız burası tren istasyonu değil mi?) diye haykırmıştır.Шевченка) — залізничний вокзал».
Eski ABD Başkanı Barack Obama, "Bunun kapsamı muazzamdı.Americký prezident Barack Obama tehdy připustil, že zatím není známo, kdo tak učinil.
Günümüzde hala ayakta olan muazzam bir kliseye sahiptir.Ștefan cel Mare unde este și astăzi.
Muazzam bir yapım vââti olarak kabul edilmeye gidiyor" diye belirtti.Asemenea întreprindere merită să fie aplaudată”.
O muazzam bir zaman kaybıydı.A fost o pierdere enormă de timp.
Bu muazzam bir anlaşma.Asta este o afacere extraordinară.
Bu muazzam bir anlaşma.Asta este o afacere importantă.
Entertainment Weekly, "Sesini kullanışının ardında muazzam duygusal bir zekâ var.Az Entertainment Weekly szerint „hatalmas érzelmi intelligencia található a hangja mögött.
Ayrıca Beydağları'nın o muazzam görüntüsü, o uzantısı şehre ayrı bir güzellik katmaktadır.A város kivételes szépségét e csodás fekvése miatt is köszönheti.
(Muazzam, yalnız burası tren istasyonu değil mi?) diye haykırmıştır.(Ez az egyetlen távolsági autóbuszjárat, amely Eger vasútállomásra is lemegy.)
1960'larda Washington için muazzam bir otoyol sisteminin planları yapıldı.Az 1930-as években nagyszabású autópálya-építési program kezdődött Németországban.
Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.Frank Kameny ymmärsi pian Stonewallin mellakoiden mukanaan tuoman ratkaisevan muutoksen.
2010 yılından itibaren e-Sporlar hem görüntülenmede hem de ödül miktarında muazzam bir büyüme göstermiştir.2010-luvulla Suomi on kuitenkin alkanut monella mittarilla taantua sekä absoluuttisesti että suhteessa muihin.
Yaklaşan muazzam savaşta Secura, sağ kalanlardan biriydi.Στην προ-επαφής κοινωνία το ταπού ήταν μια από τις ισχυρότερες δυνάμεις στη ζωή των Μάορι.
Bu deri katlarının beslenme sırasında ağzın muazzam bir şekilde genişlemesine yaradığı anlaşılmıştır.Disse furer menes at tillade munden at udvides enormt under fødeindtag.
Şapka, onu takan kişiye muazzam güçler vermektedir.Biddet gav ham mægtige edderkoppelignende kræfter.
Dahası muazzam gemi ve malzeme kayıpları olmuştur.Tapet av redskaper og båter var stort.
Temmuz ayında Theo'ya tarlaları "karışık gökyüzü altında muazzam buğday tarlaları" olarak anlatmıştır.Pada bulan Juli, ia menjelaskan kepada Theo perihal "ladang gandum yang luas di bawah langit yang bergolak".
Yeni Suriye Sultanı Muazzam idareye geçince daha düzenli yeni takviyeler beklemeye başladılar.Pemerintah Australia mulai mempertimbangkan kompleks kedutaan baru yang lebih aman.
Muazzam su kütleleri Batı Sibirya’nın güneyine doğru aynı anda ve defalarca boşalmıştır.Jumlah air yang luar biasa mengering begitu saja dan mengalir ke selatan Siberia Barat.
Muazzam bir ilerleme kaydettik....Bác Tánh Lê Tiến Dũng...
Bu kayanın yarısında yer alan bir alanda, muazzam bir aslan biçiminde bir geçit inşa etti.Trên một nền nhỏ bên sườn đá ông cho dựng một cổng chào dạng một con sư tử lớn.
(Muazzam, yalnız burası tren istasyonu değil mi?) diye haykırmıştır.(丸亀駅〜坂出駅間のみの乗車はできない。
Orada muazzam bir cemaat vardır.仲間が大量にいる。
Sonunda Muazzam Eşref'in Şam'dan ayrılmasına izin verdi.最終趙煦亦准許范百祿離去。
III. Reich döneminde Almanya'nın en büyük gazete yayımcısı olmuş ve nazizmden muazzam kâr elde etmiştir.제3제국 시대에 아만은 (강제 점유를 통해) 독일 최대의 신문 출판인이 되었으며, 나치즘을 이용해 막대한 이익을 취했다.
Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.프랭크 카메니는 머지않아 스톤월 항쟁이 일으킨 중요한 변화를 깨달았다.