Ana içeriğe geç
Sözlük

muazzam ile cümle

muazzam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ne kadar muazzam.How grand.
Robin muazzam meşgul oldu.The robin was tremendously busy.
Çok büyüktü, kesinlikle muazzamdı.And it was huge -- it was absolutely enormous.
Muazzam bir mücadele olacak.So, there's going to be a tremendous struggle.
Ancak aynı zamanda açıktan kapalıya muazzam bir hareket de olacak.But, also, there's going to be tremendous movement from the open to the closed.
Daha karmaşık olacak. Ama, muazzam bir düzenlenişin gerçekleşeceğini söylemek istiyorum.But the point is that it's going to be a massive readjustment.
Bu araç, 50 km/s gibi muazzam bir maksimum hıza sahiptir.This vehicle has an amazing maximum speed, its rate is 50 km/h.
Bu muazzam bir etki.That is a huge effect.
Aldığım tepkiler muazzamdı. Gerçekten görülmeye değerdi.The reactions I got were tremendous, it was really good to see.
Romalılar pencere camlarını da muazzam yapmışlardı.The Romans had perfected window glass.
Çok muazzam bir sırt kuvveti gerektirir kendini zor koşullarda ayakta tutmak.It takes tremendous strength of the back to uphold yourself in the midst of conditions.
Havaya ve suya... ...muazzam oranda kirlilik yaydık.We piled enormous amounts of pollution into the air and into the water.
Muazzam bir adam.He's a tremendous guy.
Varlıkları ve muazzamlıklarıyla çok karizmatik gözüküyorlar.And you have this extraordinary ability to render both strength and elegance, simultaneously.
Muazzam derecede viral bir video.Hugely viral video.
Yani, bağlı veri -- muazzamdır.So, linked data -- it's huge.
Ondan çıkan bu muazzam güce kavuşursunuz.You get this really huge power out of it.
Hiç gördünüz mü bilmiyorum ama -- gerçekten muazzam.I don't know if you've ever seen it -- it's really fantastic.
Ve biliyoruz ki birlikte oyun oynamanın aile ilişlkilerine muazzam yararları var.Well, we know that playing games together has tremendous family benefits.
Muazzam farklılıklar ilaçsız, ameliyatsız ortaya çıkabilir.Huge differences can occur without drugs, without surgery.
Bu muazzam cömertlik hayatımın anlamını derinden sarstı ve değiştirdi.This profound gift of generosity challenged and changed the very purpose of my life.
1000'den fazla çeşit -- muazzam bir çeşitlilik.More than 1,000 species -- an enormous variety.
Muazzam çeşitlilik sağlayabilirsiniz.You can vary enormously.
Bu, muazzam miktarda madde anlamına geliyor.It's a huge amount of stuff.
Bu muazzam bir bulgudur.This discovery is transforming.
"Ses verme niteliği zaman ve anlamdır" -- muazzam bir alıntı!So, "Sonority is time and meaning" -- a great quote.
Muazzam anlaşmazlıklar.Enormous disagreements.
"Makine muazzam bir şey." "Mükemmel çalışıyor.""Machine a thing of beauty, and a joy forever." "Perfect running."
Öğrenmek için muazzam bir tutkuları var.They have a tremendous passion to learn.
Arada muazzam bir fark var.It makes a huge difference.
Ve şimdi Japonya'da değişim hızının muazzam olduğunu görebiliriz.And now we can see that the rate of change was enormous in Japan.
Sahra-altı Afrikadaki muazzam ayrılığı görmek ilgi çekicidir.It's interesting to see the enormous diversity within sub-Saharan Africa.
Bunlar muazzam güçlü kuvvetler, ne istediğimizi ve kendimizi nasıl gördüğümüzü tanımlıyorlar.These are hugely powerful forces that define what we want and how we view ourselves.
Bu muazzam bir miktar.That's an enormous amount of cars.
Muazzam ticari ve kültürel çıkarımlara sahip inanılmaz derecede güçlü bir dinamik oyunda.An extremely powerful dynamic that has huge commercial and cultural implications is at play.
Büyük ihtimalle 11 Eylül saldırısı kendisi için muazzam bir başarıydı.He probably thought 9/11 was his greatest achievement.
Bu da muazzam bir enerji patlamasına yol açmış durumda.And this has unleashed tremendous energy.
Yanıtı ah, muazzam ...Hi Dohi!
En soldaki bölümde Jason'ın muazzam güzellikte şekillendirilmiş figürünü görüyoruz.On the extreme left is this magnificent rendering of Jason.
Bu yıldızların muazzam kütlesi bütün yıldızları gökadanın içinde dairesel yörüngelerde tutar.This huge mass of all these stars keeps stars in circular orbits in the galaxy.
Yoksulluğu tarihe gömmek için muazzam fırsat olduğunu söyleyerek bitirmek istiyorum.I want to end just by saying that there's enormous opportunity to make poverty history.
O yüzden, her zaman, her zaman o muazzam yani, esinlenebileceğiniz bir değişkenlik var.So there's always, always that huge -- I mean, just this kaleidoscope of things to draw from.
Şimdi -- muazzam hayal gücü, çok teşekkür ederim.Now -- great imagination, thank you very much.
Mucizeler, muazzam düşük olasılıklardan başka bir şey değiller.Miracles are just events that are extremely improbable.
Başa çıkmamız gereken bu muazzam sağlık verisi hedefine bir şekilde ulaşıyor.But it actually hits home. It's not just hitting us in our heads; it's hitting us in our hearts.
Restoranın muazzam bir iş çıkaracak.This is so that your business will unravel into greatness.
Ve şimdi bildiğimiz, bunun ekonomiler üzerinde muazzam etkisi olduğu, ki daha sonra konuşacağız.And what we know now is this has huge impact on economies, which I'll talk about later.
Mühendislik, matematik ve bilime -kısaca eğitime- olan destek muazzam şekilde arttı.Support for engineering, math and science -- education in general -- boomed.
Ve bu beni muazzam bir şekilde serbest kılıyordu.And that was enormously liberating to me.
Muazzam bir başarı.A quite incredible feat.
Dalai Lama'nın muazzam moral otoritesi hakkında düşünün- ve bu onun moral alçakgönüllüğünden gelir.Think about the enormous moral authority of the Dalai Lama -- and it comes from his moral humility.
Bütün bu muazzam süre içinde ne görüyor olabilirlerdi?What would they have seen? Over nearly all that immense time,
Muazzam bir çözüm.Massive solution to the problem. Flash forward:
Muazzam teknolojik gelişim, ciddi ölümcül bir hastalığı alıp çözülebilir hale getirdi.Massive technological advance: took an incredibly deadly disease, made it solvable. Adherence rates.
Kesinlikle, muazzam bir detay, ve yine de neredeyse tüm takımı keşfettik.Absolutely, exquisitely minute, and yet we've discovered pretty much the full set.
Ve kesinlikle muazzam bir heyecanla açılmasını bekliyorum.And I'm certainly looking forward with immense excitement to it being turned on.
Ve bu zamanla, vücutta muazzam etkileri olan stres tepkisine dönüşürAnd so over time, this becomes a stress response, which has enormous effects on the body.
O muazzam bir sevgiye sahipti, o herkesi sevdi.He had an enormous amount of love, he loved everybody.
Yerimi bulmaktı ve bu bağlantıyla gelen muazzam sorumluluktu.It was finding my place and the huge responsibility that comes with connection.
Bence, Huck, tabii ki, muazzamdı.I mean, Huck, of course, was tremendous.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod