Roket muazzam bir hızda hareket eder.The rocket travels at a tremendous speed.
Tüccar, savaş sonrası döneminde muazzam servet biriktirdi.The merchant accumulated tremendous fortune during the postwar era.
Büyük filozofun şerefine muazzam bir anıt dikildi.An immense monument was erected in honor of the eminent philosopher.
Şu muazzam okyanus manzarasına bir bak.Look at this grand view of the ocean.
Muazzam bir sel yerel ulaşım ağı felç etti.A massive flood paralyzed the local transportation network.
Muazzam kalabalıkta arkadaşını gözden kaybetti.She lost sight of her friend in the huge crowd.
Sıradan insanlar muazzam bir güce sahip.Ordinary people possess enormous power.
Bu makine muazzam çukurlar kazabilir.This machine can dig giant holes.
Muazzam bir insan kalabalığı bekledi.A huge crowd of people waited.
Kalabalıktan muazzam bir tezahürat patladı.A mighty cheer burst from the crowd.
Deprem muazzam büyüklükte bir tsunamiye neden oldu.The earthquake caused a tsunami of immense size.
Tom muazzam servetin, onun emrinde olduğunu iddia etti.Tom claimed that the enormous property was at his disposal.
Tom kesinlikle muazzam bir iş yaptı.Tom did an absolutely tremendous job.
Bu muazzam bir anlaşma.It's a tremendous deal.
Çok muazzam.It's pretty overwhelming.
O kadar da muazzam değildi.It wasn't all that great.
Muazzam bir kahvaltı yaptım, bu yüzden şimdi gerçekten çok aç değilim.I had a huge breakfast, so I'm not really very hungry now.
O muazzam bir zaman kaybıydı.That was a colossal waste of time.
Soda muazzam miktarda şeker ve kalori içerir.Sodas contain enormous amounts of sugar and calories.
Basınç muazzamdı.The pressure was tremendous.
O muazzamdı.It was tremendous.
Tom muazzam bir oyun kurdu.Tom pitched a tremendous game.
Tom muazzam bir potansiyele sahiptir.Tom has enormous potential.
Sonuçlar muazzam olurdu.The consequences would be enormous.
Tom muazzam bir servet toplamış.Tom amassed an enormous fortune.
Tom muazzam bir rakip.Tom is a tremendous competitor.
Yemek muazzam.The food is tremendous.
Sel muazzamdı.The flood was massive.
Sami muazzam bir iş adamıydı.Sami was a pugnacious businessman.
Muazzam başarısının bir sonucu olarak, rekabet anında bienal bir olaya dönüştü.As a result of its tremendous success, the competition instantly grew into a biennial event.
Anna Komnini'ya göre Pakourianos küçük cüsseli fakat muazzam bir savaşçıydı.According to Anna Comnena, Pakourianos was tiny of body but a mighty warrior.
Tanrı ile Işığın Prensi O'nu durdurmayı denediler, ve muazzam bir savaşa başladılar.The Lord and the Prince of Light tried to stop it, and they waged a great war.
Onun gözetimi altında, Willow'un güçlere muazzam derecede yükselmiştir.Under her tutelage, Willow's power has increased massively.
Bu rapor yeni muazzam spinsiz bir bozonu(şu an Higgs bozonu olarak bilinmektedir) öngörmekteydi.This paper predicted a new massive spin-zero boson (now known as the Higgs Boson).
Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.Frank Kameny soon realized the pivotal change brought by the Stonewall riots.
Prohorovka’daki gibi, Ruslar tanklardaki muazzam sayısal üstünlükten yararlandılar.As at Prokhorovka, the Russians enjoyed tremendous numerical superiority in tanks.
Bu malzemeleri Yafa'nın ilkel limanından boşaltmak muazzam zor bir işlemdi.Unloading these materials in Jaffa's primitive harbor was an immense challenge.
Muazzam su kütleleri Batı Sibirya’nın güneyine doğru aynı anda ve defalarca boşalmıştır.Enormous water masses were drained simultaneously and repeatedly toward the south of West Siberia.
Moffat, Amy ve Rory'nin sonunu yazarken "muazzam bir baskı" hissettiğini belirtti.Moffat stated he felt "tremendous pressure" writing Amy and Rory's ending.
Bu çatışmada muhalif gruplar birlikte muazzam bir direnişe geçmişlerdir.With the forces assembled there, an immense battle will take place.
Eski ABD Başkanı Barack Obama, "Bunun kapsamı muazzamdı.Former U.S. President Barack Obama said, "the scope of it was immense.
1960'larda Washington için muazzam bir otoyol sisteminin planları yapıldı.During the 1960s plans were laid for a massive freeway system in Washington.
Stasov 19. yüzyıl ortalarındaki Rus kültüründe muazzam bir etkiye sahip oldu.Stasov became a prominent figure in mid-19th-century Russian culture.
Uzun moleküller için, olasıl ikincil yapıların sayı muazzamdır.For longer molecules, the number of possible secondary structures is vast.
Basitçe gerçeküstü sahnelerin ve müziğin birleşmesiydi ama film için muazzam bir bekleyiş yarattı.It was simply an assemblage of scenes without music, but create enormous anticipation for the film.
(Muazzam, yalnız burası tren istasyonu değil mi?) diye haykırmıştır.("It is magnificent but is it not the railway station?").
İstila güzergahı üzerindeki muazzam istihkam çalışmaları da önceden planlanmıştır.At least we know that traditional offshore asset protection trust planning works as anticipated.
Geriden düşman üzerine yoğun ok atışından sonra muazzam sayıda piyade ve süvariyle saldırılırdı.During an enemy counterattack, his position was menaced by a strong force of tanks and infantry.
Film daha sonra oğlu Randhir tarafından 1991'de tamamlandı ve muazzam bir başarı yakaladı.The film was later completed by his sons Randhir and Rishi Kapoor and was released in 1991.
Çünkü muazzam güç görüyorum, bunda hiçbir zayıflık görmüyorum.Because I see tremendous strength, I don't see any weakness in this.
Tayftan bitki örtüsünü tespit edebilmek muazzam.It's amazing that we can detect vegetation from a spectrum.
Ve İngilizcemizin oluşu gerceği şimdi muazzam bir stratejik olgu haline geliyor.And the fact that we have English is now becoming a huge strategic asset.
Muazzam bir başarı sağladı.And it was a huge success.
Çünkü muazzam büyüklükte.Well, it's massive.
Peki, muazzam büyük bir tank dolusu sıvı deterjanınız var.Well you have this great big tank full of liquid detergent.
Bu çok muazzam bir başarısızlık oranı.That is a huge failure rate.
Kuzey yarımkürede muazzam buz tabakaları büyüyordu.The Northern Hemisphere had massive growing ice sheets.
Her neyse, Tek Ağaç muazzam bir mercan kayalığının hemen yanında.Anyway, one tree is situated right next to a beautiful coral reef.
Beş sene sonra, geri geldim, bu aynı koy şimdi muazzam.Five years later, come back, and that same bay is now gorgeous.
Onların muazzam bir açıklayıcı gücü var.They have great explanatory power.