Ana içeriğe geç
Sözlük

muamele ile cümle

muamele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.Hans indrømmer, at han ikke jager bjørne, men trolde.
Adil muamele ve yaralılar için tıbbi bakım sözü veriliyordu.Sanitetstjenesten varetager behandling af syge og sårede på kamppladsen.
Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir.Da vil vi se andre ting enn vi har sett før.
Kampta ABD askerlerine kötü muamele yapılacaktır.Tentara AS akan diperlakukan di kamp.
Bu metal her zaman dikkatli bir şekilde muamele edilmelidir.Kalium klorat harus ditangani dengan hati-hati.
Fakat ulu Tanrı, kullarına istidatlarına göre muamele eder."Dan seorang hamba yang pemaaf pasti akan Allah tambahkan kewibawaan baginya.”
Rust, Sovyet hapishanesinde kendisine iyi muamele edildiğini bildirdi.Ông thông báo rằng ông đã được đối xử tốt trong nhà tù của Liên Xô.
John Dewey’in başını çektiği birçok aydın kendisine yapılan muameleyi protesto etti.Dẫn đầu bởi John Dewey, nhiều trí thức đã phản đối cách xử sự này của ông.
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.Sắc thụ như cáo thụ nhưng không có bài chế cáo.
Şimdilik onlara güzel muamele et.(願わくは)優れた大持明者の教法が興隆しますように」。
"Bir "Özel Muamele" öyküsü".『Special』と同じマップ。
Bu metal her zaman dikkatli bir şekilde muamele edilmelidir.この魚雷は慎重な取り扱いを必要とする。
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.^ いずれも本来の持ち主に理不尽な扱いをされた模様。
Karbondioksit, muameleden sonra çıkarılabilir ve tekrar doldurulabilir.気化した二酸化炭素は回収して再利用が可能である。
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.入境時需支付互惠費。
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.在近世以後,亦可指町家(日语:町家)的妻室。
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.그때 식후(息侯)와 채 애후(蔡 哀侯)의 부인들은 진(陳)나라 진후(陳侯)의 여식들이었다.
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.딩고는 으르렁대기만 할 뿐 개처럼 짖지는 않는다.
Karbondioksit, muameleden sonra çıkarılabilir ve tekrar doldurulabilir.날아간 이산화탄소는 회수할 수 있으며 재활용이 가능하다.
21. yüzyılda Rusya, LGBT vatandaşlarına yönelik hukuksal muameleleri nedeniyle dünya çapında dikkat çekmiştir.21세기 이후로 LGBT 운동과 함께 많은 국가에서 동성 결혼을 합법화하고 있다.
Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir.ההופעה הייתה בסדר גודל שלא נראה עד אז.
Ayrıca Yahudilerin insanlık dışı muameleri hakkında Martin Bormann'ı protesto ettiği kanıtlar gösterdi.Той представя доказателства, че е протестирал срещу Мартин Борман за нечовешкото отношение към евреите.
Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir.Благодарение на Вас се чувствам толкова добре, колкото никога досега.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.Ресм-и обручина – данък, налаган при продажбата на вино.
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.Официалната версия е, че изпълнителят не го смята за достатъчно добър.
Adil muamele ve yaralılar için tıbbi bakım sözü veriliyordu.Последователно провежда принципите на санитарството и грижата за ранените.
Hastalıklı insanların vücut sıvısı ve doku örnekleri de özel itina ile muamele edilmelidir.С пробите от телесни течности и тъкани на заразени трябва да се борави със специално внимание.
Bu metal her zaman dikkatli bir şekilde muamele edilmelidir.С неодимовите магнити винаги трябва да се борави внимателно.
Böylece "hakemler Jordan'a veteran muamelesi yapıyor" hurafesi de tarihe gömülmüş oldu.За отношението на готите към лечебните бани Йордан пише: .
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.Druge supruge Kakuhihewe bile su Kaakaualani (sin Kauakahinuiakakuhihewa) i Koaekea (sin Kalehunapaikua).
Birçok Alman askeri madalya aldı ama aynı zamanda savaş esirlerine kötü muamele yaptığı için ünlü oldu.Nositelj je brojnih njemačkih odlikovanja, no postao je poznat i po zlostavljanju ratnih zarobljenika.
Arkasında, Probus tarafından onurlu bir şekilde muamele gören bir eş ve iki erkek çocuk bıraktı.Iza njega je ostala žena i dva sina prema kojima se Prob kasnije vrlo dobro ponašao.
Bu büyük ölçüdeki mali muameleler haftada bir kez gerçekleştirilecektir.Zlato se može kupiti u ograničenim količinama tjedno.
Birçok yüksek rütbe polisini kötü muamelesiyle suçladı.Mnogi ustaški časnici su se odnosili podcjenjivački prema Domobranstvu.
Yine hatıralarına göre yeni sahibi ona iyi muamele etmemiştir.Chátranie kaštieľa však napriek tomu neustalo, pretože nový vlastník sa o údržbu majetku nestaral.
11. ilke, işçilerine muamele etmekten çok Toyota tarafından muamele edilen iş ortaklarına bakar.Načelo 11 skrbi za poslovne partnerje, ki jih obravnava Toyota, podobno kot obravnavajo svoje zaposlene.
Bu sayede atlara büyük sevgi duymaya başladı ve hayvanlara daha iyi muamele için endişe duydu.To je pripomoglo k njeni veliki ljubezni do konj in skrbi za ravnanje z živalmi.
Hastalıklı insanların vücut sıvısı ve doku örnekleri de özel itina ile muamele edilmelidir.Z vzorci telesnih tekočin in tkiv obolelih oseb je treba ravnati izredno previdno.
Genel İslâm ahlâkına uygun olarak, efendilerin kölelerine iyi muamele etmeleri gerekmekteydi.Da bi cariniki lahko pravnomočno uradovali v gospodarjevem imenu, so morali biti sužnji.
Fritzl cinsel yönden kötü muamele şüphesiyle tutuklandı.Sultan je vezirja za slabe odločitve kaznoval z izgonom.
Gençlere istekleri halinde ayrı muamele yapılır.Mladi se trudijo iti v korak z novimi zahtevami.
Bu tarz muameleler kamptaki ölü sayısını arttırdı.See abinõu kahandas järsult suremust operatsioonisaalis.
Birçok yüksek rütbe polisini kötü muamelesiyle suçladı.Mitmed asjatundjad kritiseerisid prokuratuuri kehva tööd.
Amaç, farklı muameleleri önlemek, eşitliği sağlamaktır.Selles näites annab mittevõrdne kohtlemine egalitaarsema tulemuse.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.1989-ben miután nyíltan beszélt a bennszülött lakosság elleni brutális bánásmódról elrabolták.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Em 1989, depois de ter falado sobre as brutalidades infligidas aos indígenas... ...foi sequestrada.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.En 1989, tras denunciar el brutal trato hacia el pueblo indígena, la secuestraron.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Nel 1989, dopo aver parlato delle brutalità inflitte agli indigeni, fu rapita.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Pada 1989, setelah bicara tentang perlakuan brutal terhadap penduduk asli Ia diculik
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V letu 1989, potem ko je javno spregovorila o brutalnem ravnanju z domorodci, je bila ugrabljena.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.V roku 1989 po tom, čo otvorene prehovorila o brutálnom zaobchádzaní s pôvodným obyvateľstvom, bola unesená.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.Το 1989, μίλησε ανοικτά για τη βάναυση μεταχείριση των ιθαγενών... και την απήγαγαν.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.В 1989, после того, как она заговорила о жестоком обращении с индейцами, ее похитили
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.През 1989, след като разказва за бруталността спрямо коренното население, я отвличат.
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.ב-1989 אחרי שיצאה נגד הטיפול ,הברוטלי בילידים המקומיים .היא נחטפה
1989'da, yerli halka yapılan canavarca muamele hakkında konuştuktan sonra, kaçırıldı.彼女は誘拐されました 1989年11月2日
Albay Mustang ya da General Armstrong şu anda bir şey başlatırsa isyancı muamelesi görecekler.Hvis enten Mustang eller general Armstrong indleder noget lige nu, - - vil de blive betragtet som rebeller.
Albay Mustang ya da General Armstrong şu anda bir şey başlatırsa isyancı muamelesi görecekler.Jeśli pułkownik Mustang albo generał Armstrong cokolwiek zrobią, zostaną potraktowani jak buntownicy.
Albay Mustang ya da General Armstrong şu anda bir şey başlatırsa isyancı muamelesi görecekler.Jos Mustang tai kenraali Armstrong aloittavat jotakin nyt- -heitä kohdellaan kapinallisina.
Albay Mustang ya da General Armstrong şu anda bir şey başlatırsa isyancı muamelesi görecekler.Om antingen Mustang eller general Armstrong inleder nåt nu- -kommer de att ses som rebeller.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod