Ana içeriğe geç
Sözlük

muamele ile cümle

muamele kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bellick'in geçmişi rüşvet ve mahkûmlara kötü muamele ile doludur.Bellick tiene un largo historial de corrupción y abuso de presos.
Beklenmedik sevk ve muamele ücretlerine dikkat edin.Reproducción social y cuidado no remunerado.
Ona iyi muamele edip Artuç nahiyesinin idaresini verdi.Intenta enseñarle a Hare buenos modales.
Arkasında, Probus tarafından onurlu bir şekilde muamele gören bir eş ve iki erkek çocuk bıraktı.Dejó atrás una esposa y dos hijos que fueron tratados con honores por el emperador.
Çok sayıda insan işkence ve kötü muameleden geçmiştir.Muchas personas sufrieron humillaciones y cosas peores.
Fritzl cinsel yönden kötü muamele şüphesiyle tutuklandı.Josef Fritzl fue arrestado al ser sospechoso de abuso sexual y secuestro.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.Notas Recompensa combinada con el desafío de inmunidad.
Bu metal her zaman dikkatli bir şekilde muamele edilmelidir.Questo metallo deve essere sempre maneggiato con attenzione.
"Bir "Özel Muamele" öyküsü".Это «чрезвычайное» сочинение!
Ama hem mahkeme safahatında, hem de yazışmalarda firari muamelesi görmüştür.Но я все время помнил об этом случае в суде, когда писал.
Bizans İmparatoru Selçuklu esirlerine çok iyi muamele yapmış; onları fidye karşılığı serbest bırakmıştır.Лев принял послов Византии почтительно и отпустил их с дарами.
Islam’da İnsan İlişkileri -Din Muameledir-.(Секс в исламе есть.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.Оплата за проезд производится при входе.
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.Супруги возлагали надежды на рождение наследника, которые не оправдались.
Burada tutuklulara ağır işkence ve kötü muameleler yapıldığı iddia edildi.Некоторые заключённые, по сообщениям, подвергались пыткам и плохому обращению.
Şimdilik onlara güzel muamele et.روى عنه بكر بن صالح.
Alüminyum florür (AlF3), hidroksitinin HF ile muamelesi sonucu veya elementlerinden üretilir.فلوريد الألومنيوم، AlF3، يمكن تحضيره بمعالجة الهيدروكسيد مع HF، أو يحضر من العناصر.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.مثال لتقسيم الدفع أثناء الخروج.
ABD silahlı kuvvetleri sivillere uluslararası hukukça yasaklanan insanlık dışı muamelelerde bulunmuştur.شعروا أن الأمريكيين من أصل أفريقي تلقوا معاملة غير عادلة من جانب سلطات تطبيق القانون.
John Dewey’in başını çektiği birçok aydın kendisine yapılan muameleyi protesto etti.واعترض مفكرون عدة بقيادة جون ديوي على المعاملة التي تلقاها راسل.
Arkasında, Probus tarafından onurlu bir şekilde muamele gören bir eş ve iki erkek çocuk bıraktı.Ele deixou a esposa e os dois filhos, que foram tratados honrosamente por Probo.
Çok kötü muamelelere tabi tutuldular.Eles eram muito mal tratados.
Bu metal her zaman dikkatli bir şekilde muamele edilmelidir.Esses imãs devem sempre ser manipulados cuidadosamente.
Fakat ulu Tanrı, kullarına istidatlarına göre muamele eder."Sim, fujo da vontade de Alá, mas por vontade Alá.».
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.Observe que estamos falando do criador, não da marca.
Bu tür yatırımlar özellikle olumlu vergi muamelesi yapan bölgelerde kaydedilir.Tais processos tratam de áreas específicas, com destaque para a área fiscal.
Beklenmedik sevk ve muamele ücretlerine dikkat edin.Cuidado com os caros planos de recuperação.
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.De vrouwen deden dat deels uit wraak over de dood van hun (westerse) echtgenoten.
"Bir "Özel Muamele" öyküsü".Het is een zogenaamde bijzondere overeenkomst.
Bellick de diğerlerinin gördüğü muameleyi görmek zorundadır.Hij vindt dat Brindle nog te veel bezig is met hoe anderen over hem denken.
Sınırda gümrük görevlileri ona sıradan insan muamelesi yapınca hayal kırıklığına uğrar.Dit bestaat bij haar uit het ceremonieel ontmaagd worden door een vaste cliënt, die daar goed voor betaalt.
Şarap da tıpkı ekmek gibi özel bir muameleye tabi tutulur.Vervolgens wordt de most net zo behandeld als witte wijn.
Bana çocuk muamelesi yaptılar.Ze behandelden me als een kind.
O yıllarca sistematik kötü muamele edildikten sonra böyle oldu.Zo is hij geworden na jaren systematisch te zijn mishandeld.
Ardından kadınlar, kadınların bu kötü muameleden nasıl kurtulacağını tartıştılar.W tle za nimi widać kobiety pochodzące z ludu, praczki pochłonięte pracą.
Bu nedenle Polonyalı, Yugoslav ve Rus esirler daha kötü muameleye maruz kaldı.Gorszemu traktowaniu podlegali jeńcy polscy, jugosłowiańscy i włoscy.
Çok kötü muamelelere tabi tutuldular.Są źle traktowane.
Adil muamele ve yaralılar için tıbbi bakım sözü veriliyordu.Wydano również instrukcje szybkiej i właściwej opieki lekarskiej dla rannych oraz postępowania ze zmarłymi.
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.Inny tytuł Psy się nie mylą.
Halka yumuşak muamele et.Gmina Wierzchowo Ludność.
Özel muamele beklemiyorum.Nie oczekuje specjalnego traktowania.
Her halukarda Vespasian'ın oğlu Domitian'dan saygısızca muamele gördü.Hon behandlades dock föraktfullt av Vespasianus son Domitianus.
Muamele vergisi, gelirin harcanması sırasında alınan vergidir.En sådan ränteutgift är avdragsgill vid taxeringen.
İşkence ve kötü muamele suçlarından verilen cezalar para cezasına çevrilemeyecek.Annan påföljd än penningböter eller dagsböter får inte förekomma.
"Bir "Özel Muamele" öyküsü".«Особлива» історична місія.
Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir.Він набагато більш успішний, ніж він коли-небудь очікував.
Hastalıklı insanların vücut sıvısı ve doku örnekleri de özel itina ile muamele edilmelidir.Se vzorky tělesných tekutin a tkání nakažených osob by se mělo zacházet se zvláštní opatrností.
Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir.A ukážeme vám je tak, jak jste je ještě neviděli.
Burada da gördüğü muamele değişmez.Nejsou v něm proměny existujícího.
Suudi kadınlara yönelik muameleler "cinsiyet ayrımcılığı" ve "cinsiyet apartheidı" olarak tanımlanmaktadır.Felul cum sunt tratate femeile este considerat de unele surse drept segregare sexuală și „apartheid sexual”.
Şimdiye dek görmediği kadar iyi muamele gösterilir.Și-a dat seama că poate nu e bine așa cum credea el până acum firesc.
Bu metal her zaman dikkatli bir şekilde muamele edilmelidir.Acest lucru face ca omul să fie încontinuu expus la acest metal.
ABD silahlı kuvvetleri savaş esirlerine savaş hukukunca yasaklanan muamelelerde bulunmuştur.Există legi internaționale care apără prizonierii de război de relele tratamente.
Bu nedenle Polonyalı, Yugoslav ve Rus esirler daha kötü muameleye maruz kaldı.Din acest punct de vedere, partizanii iugoslavi și sovietici au beneficiat de cele mai favorabile condiții.
Bu tür yatırımlar özellikle olumlu vergi muamelesi yapan bölgelerde kaydedilir.Ezt az iparágat többek között éppen a kedvező adóviszonyok vonzották ide.
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.A házasságot nem tekintették szentségnek és nem tartottak böjtöket.
Bellick de diğerlerinin gördüğü muameleyi görmek zorundadır.Bellick bejön megnézni, hogyan megy a munka.
Diğer hizmetçiler tarafından da benzer muameleler gördü.Sőt, még a két szolgálóról is ugyanezt állítja.
Bize köpek muamelesi ediyorlar, gık demiyoruz.Laumanvartijat eivät paimenna, eivätkä siis ole paimenkoiria.
"Bir "Özel Muamele" öyküsü"."Ainutlaatuinen" Säv.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod