misafir ile cümle
misafir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Cennet... bana ilginç bir misafir yolladı.Ο ουρανός μου έστειλε ιδιαίτερα ορμητικό επισκέπτη.
Cennet... bana ilginç bir misafir yolladı.Небо... прислало мне очень лихого посетителя.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.A primeira coisa evidente era que ela estava perfeitamente saudável, lúcida e com excelente raciocínio.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Azonnal egyértelmű volt, hogy teljesen épelméjű, tudatánál van és az intelligenciája is rendben.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Bolo okamžite jasné, že bola perfektne duševne zdravá a lucidná a vysokej inteligencie.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Bylo okamžitě zřejmé, že byla perfektně duševně zdravá, při smyslech a velmi vzdělaná.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Det stod snabbt klart att hon var fullkomligt redig, klar och intelligent.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Det var tydeligt med det samme, at hun var ved sine fulde fem og klar og godt begavet.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Era evident imediat că era perfect raţională şi lucidă, cu o inteligenţă bună.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Era immediatamente evidente che era perfettamente sana, lucida e con una buona intelligenza.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Es war sofort klar, dass Sie geistig völlig gesund, bei klarem Verstand und recht intelligent war.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Kävi heti ilmi, että hän oli täysin järjissään ja selkeästi ajatteleva älykäs nainen.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.그 할머니가 온전한 정신이고 정신이 맑으며 좋은 지능을 가졌다는 것을 바로 알 수 있었습니다.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Rõ ràng là bà ta hoàn toàn minh mẫn và vẫn rất thông minh.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Y resultaba más que evidente que estaba completamente sana, y lúcida con una buena inteligencia.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Ήταν εμφανές αμέσως ότι είχε σώας τας φρένας είχε διαύγια πνεύματος καθώς και αδιαμφισβήτητη ευφυία.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Веднага стана ясно, че тя е в пълно съзнание, с ясен ум и доста интелигентна.
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.Сразу же было очевидно, что она совершенно здорова, в здравом уме, и с ее рассудком все в порядке
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.הלכתי לפגוש אותה. ותכף ומייד היה לי ברור שהיא שפויה לחלוטין
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.وكان واضحا على الفور انها كانت عاقلة تماماً وصافية الذهن و ذكية بدرجة جيدة
Çok açıkça belliydi ki, bu misafir gayet aklı başında, anlaşılır ve akıllı idi.明らかでした 頭ははっきりしていて 理解力もある でも非常に当惑していました
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Mert nem szeretem, ha hallgatózik.
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Parce que je n'aime pas que tu écoutes aux portes. Non.
Çünkü konuşmamıza kulak misafiri olmandan şüphelendim.Επειδή το φαντάστηκα ότι θα κρυφάκουγες τη συζήτησή μας.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.He oído que hay un intruso.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.Jag hörde om en inkräktare.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.Jeg hørte, at der var en indtrængende.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.-Kuulin tunkeilijasta.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.Podobno jest tu intruz.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.Soube que havia um intruso.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.Έμαθα ότι υπήρχε εισβολέας.
Davetsiz bir misafir olduğunu duydum.Я слышал, сюда кто-то проник.
Davetsiz misafir azılı bir katil.Den indtrængende er en voldelig morder.
Davetsiz misafir azılı bir katil.El intruso es un asesino violento.
Davetsiz misafir azılı bir katil.Inkräktaren är en våldsam mördare.
Davetsiz misafir azılı bir katil.Intruz jest niebezpiecznym mordercą.
Davetsiz misafir azılı bir katil.O intruso é um assassino violento.
Davetsiz misafir azılı bir katil.Tunkeilija on väkivaltainen tappaja.
Davetsiz misafir azılı bir katil.Ο εισβολέας είναι ένας βίαιος δολοφόνος.
Davetsiz misafir azılı bir katil.Нарушитель - опасный убийца.
Davetsiz misafir?!En fremmed?
Davetsiz misafir?!En inkräktare?!
Davetsiz misafir?!Intruzi?
Davetsiz misafir?!Tunkeilija!
Davetsiz misafir?!Um intruso?!
Davetsiz misafir?!¿Un intruso?
Davetsiz misafir?!Un intruso?
Davetsiz misafir?!Ένας εισβολέας;
Davetsiz misafir?!Посторонний?!
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.요양원에 거주중인 한 90대 할머니가 눈에 뭐가 보인다고 하였습니다.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Azt mondták, hogy az egyik lakó, egy 90-es éveiben járó öreg hölgy, dolgokat lát.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.De fortalte mig, at en af beboerne, en gammel dame i sine 90'ere, så ting.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.De sa att en av de boende, en dam i 90-årsåldern, såg saker.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Disseram-me que uma das residentes, uma senhora nonagenária, estava a "ver" coisas.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Erään asukkaan, yli 90-vuotiaan rouvan, kerrottiin näkevän asioita.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Họ nói rằng có một bà lão hơn 90 tuổi nhìn thấy những thứ kỳ lạ.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Ils m'ont dit qu'une de leurs pensionnaires, une vielle dame de 90 ans, voyaient des choses.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Me dijeron que uno de los residentes, una anciana de unos 90 años, estaba viendo cosas.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Mi-au spus că unul dintre pacienţii internaţi, o bătrână de 90 de ani, avea halucinaţii.
Dediklerine göre, 90 yaşlarındaki bayan misafirlerden biri birşeyler görüyormuş.Mi hanno detto che una delle ospiti, un'anziana signora ultra novantenne, vedeva delle cose.