Bu, bize ilginç ve bilimsel iţler ortaya çýkaran insanlardan kalan bir miras.Det er den arv historien har bragt os gennem menneskers arbejde med interessante ting, gennem vidennskaben.
Bu, bize ilginç ve bilimsel iţler ortaya çýkaran insanlardan kalan bir miras.Tohle je odkaz, který nám přinesla historie lidí dělající zajímavou práci, historie vědců.
Bu, bize ilginç ve bilimsel iţler ortaya çýkaran insanlardan kalan bir miras.Това е наследство, достигнало до нас с историята на хора, вършили интересна работа, историята на учените.
Bu, bize ilginç ve bilimsel iţler ortaya çýkaran insanlardan kalan bir miras.Это наследие, которое было доведено до нас истории людей, делающих интересную работу, историю ученых.
Bu, bize ilginç ve bilimsel iţler ortaya çýkaran insanlardan kalan bir miras.إن هذا تراث أعطاه لنا تاريخ أشخاص قاموا بأعمل شيّقة
Bu, bize ilginç ve bilimsel iţler ortaya çýkaran insanlardan kalan bir miras.庶民として、民衆として私たちが所有すべき遺産なのだが、
Bu bizim kültürel mirasımız.Aceasta este moştenirea noastră culturală.
Bu bizim kültürel mirasımız.C'est notre héritage culturel.
Bu bizim kültürel mirasımız.Das ist unser kulturelles Erbe.
Bu bizim kültürel mirasımız.Dat is onze culturele erfenis.
Bu bizim kültürel mirasımız.Det är vårt kulturella arv.
Bu bizim kültürel mirasımız.Det er vores kulturelle arv.
Bu bizim kültürel mirasımız.Đó chính là di sản văn hoá của chúng ta.
Bu bizim kültürel mirasımız.É a nossa herança cultural.
Bu bizim kültürel mirasımız.Esa es nuestra herencia cultural.
Bu bizim kültürel mirasımız.Ez a kulturális örökségünk.
Bu bizim kültürel mirasımız.Itulah warisan budaya kita.
Bu bizim kültürel mirasımız.그게 우리 문화 유산입니다.
Bu bizim kültürel mirasımız.Questa è la nostra eredità culturale.
Bu bizim kültürel mirasımız.Tämä on kulttuuriperintömme.
Bu bizim kültürel mirasımız.To je kultúrne dedičstvo.
Bu bizim kültürel mirasımız.To je naša kulturna dediščina.
Bu bizim kültürel mirasımız.To je naše kulturní dědictví.
Bu bizim kültürel mirasımız.To nasze dziedzictwo.
Bu bizim kültürel mirasımız.Αυτή είναι η πολιτισμική μας κληρονομιά.
Bu bizim kültürel mirasımız.Така ось вона, наша культурна спадщина.
Bu bizim kültürel mirasımız.Това е нашето културно наследство.
Bu bizim kültürel mirasımız.Это наше культурное наследие.
Bu bizim kültürel mirasımız.זוהי המורשת התרבותית שלנו.
Bu bizim kültürel mirasımız.وهذا هو ما تبقى من ميراثنا الثقافي.
Bu bizim kültürel mirasımız.これまでの話は 別に—
Bu büyüleyici miras, iş tecrübelerimin eseri...Amit ebből az elegáns munkából tapasztalatként szereztem, az a ragyogó kamera érzékenységem.
Bu büyüleyici miras, iş tecrübelerimin eseri...Η κληροδότηση μιας εμπειρίας σε δουλειά γεμάτη αίγλη...
Bu büyüleyici miras, iş tecrübelerimin eseri...انه الجمال خلف خبرت العمل وهذا الشعور بالعدسة
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.C'est crucial, car les livres sont notre héritage culturel.
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.Det er virkeligt vigtigt fordi bøger er vores kulturarv.
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.È molto importante perché i libri sono la nostra eredità culturale.
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.Je to velmi důležité, protože knihy jsou naše kulturní dědictví.
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.Това е наистина важно, защото книгите са нашето културно наследство.
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.فمن الصعب العثور عليها، وليست مما يمكن الوصول إليه عبر الإنترنت إنه شيء مهم جداً لأن الكتب هي إرثنا الثقافي
Bu çok önemli çünkü kitaplar kültürel mirasýmýz.本とは人々が事柄を著述するために向かう場であり、
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Das ist der Lohn eines gottlosen Menschen bei Gott und das Erbe, das ihm zugesprochen wird von Gott.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Dat is Gods bestemming voor de goddeloze; de erfenis die God hem geeft."
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Dette er den lodd som et ugudelig menneske får av Gud, den arv som er tilkjent ham av den Allmektige.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Ðó là phần mà Ðức Chúa Trời dành cho kẻ hung ác, Và ấy là cơ nghiệp mà Ngài định cho nó.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Ðó là phần mà Ðức_Chúa_Trời dành cho kẻ hung_ác , Và ấy_là cơ_nghiệp mà Ngài định cho nó .
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Esta, da parte de Deus, é a porção do ímpio; esta é a herança que Deus lhe reserva.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Ésta es la porción de parte de Dios para el hombre impío, la heredad que por su palabra le ha asignado Dios
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Ez a gonosz ember fizetése Istentõl, és az õ beszédének jutalma a Mindenhatótól.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Itulah nasib orang yang durjana, nasib yang ditentukan Allah baginya.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››이는 악인이 하나님께 받을 분깃이요 하나님이 그에게 정하신 산업이니라
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Questa è la sorte che Dio riserva all'uomo perverso, la parte a lui decretata da Dio
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Sådan lott får en ogudaktig människa av Gud, sådan arvedel har av Gud blivit bestämd åt henne.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Slig er den gudløses Lod fra Gud og Lønnen fra Gud for hans Brøde!
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Tämä on jumalattoman ihmisen osa Jumalalta, perintöosa, jonka Jumala hänelle määrää."
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Telle est la part que Dieu réserve au méchant, Tel est l`héritage que Dieu lui destine.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Tenci jest dział człowieka niepobożnego od Boga, to dziedzictwo naznaczone mu od Boga.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››Tenť jest podíl člověka bezbožného od Boha, to, pravím, dědictví vyrčené jemu od Boha silného.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››To je človeku brezbožnemu delež od Boga in dediščina, prisojena mu od Boga mogočnega.
Budur kötünün Tanrı'dan aldığı pay, Budur Tanrı'nın ona verdiği miras.››To je podiel bezbožného človeka od Boha a dedičstvo, pririeknuté mu od silného Boha.