miras ile cümle
miras kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››se, porém, não passarem armados convosco, terão possessões entre vós na terra de Canaã.
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››ziehen sie aber nicht mit euch gerüstet, so sollen sie unter euch erben im Lande Kanaan.
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››εαν ομως δεν θελωσι να διαβωσιν ωπλισμενοι με σας, τοτε θελουσι λαβει κληρονομιαν μεταξυ σας εν τη γη Χανααν.
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››если же не пойдут они с вами вооруженные, то они получат владение вместе с вами в земле Ханаанской.
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››Но ако не щат да преминат с вас въоръжени, тогава да вземат наследство между вас в Ханаанската земя.
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››ואם לא יעברו חלוצים אתכם ונאחזו בתככם בארץ כנען׃
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››ولكن ان لم يعبروا متجردين معكم يتملكوا في وسطكم في ارض كنعان.
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››倘 若 他 們 不 帶 兵 器 和 你 們 一 同 過 去 、 就 要 在 迦 南 地 你 們 中 間 得 產 業
Ama silahlanmış olarak sizinle ırmağın karşı yakasına geçmezlerse, Kenan ülkesinde sizinle miras alacaklar.››倘若 他 們不帶兵器 和 你 們一同 過去 、 就 要 在 迦南 地 你 們中間 得 產業
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Al morir su tío, Manuru heredó la deuda del tío lo que lo fuerza a ser esclavo en las minas.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Când a murit unchiul său, Manuru i-a moștenit datoria, ceea ce l-a condamnat să rămână sclav în mină.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Da hans onkel døde, arvede Manuru sin onkels gæld, der tvang ham yderligere til at være slave i minerne.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Gdy zmarł jego wuj, Manuru odziedziczył jego dług, który zmusił go do dalszej pracy w kopalni.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Když jeho strýc zemřel, Manuru zdědil strýcův dluh, což ho dále nutilo být zotročený v dolech.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Khi người chú mất, Manuru kế thừa món nợ của chú, và bị buộc làm nô lệ trong khu mỏ này lâu hơn nữa.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.그의 삼촌이 죽자, 마누르는 삼촌의 빚까지 물려 받아야 했어요. 그것 때문에 광산의 노예제 속으로 더 깊숙히 말려들게 되었죠.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Ko je umrl še stric, je Manuru podedoval njegov dolg, kar ga je prisililo v suženjstvo v rudnikih.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Когато чичо му починал, Мануру наследил дълга му, което го принудило да бъде роб в мините.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.Після смерті дядька Мануру успадкував його борги, які далі примушують його залишатися рабом у шахтах.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.После смерти дяди, Мануру унаследовал его долг и по-прежнему является рабом в шахте.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.כשדודו מת, מנורו ירש את חובו של הדוד, מה שהעמיק את שעבודו במכרות.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.عندما توفي عمه، ورث مانورو دَين عمه، الذي اضطره ليكون عبداً في المناجم.
Amcası öldüğünde ,onu madende köle olarak çalışmasına neden olan borcunu miras olarak aldı.そして彼は 鉱山の奴隷労働から 逃れられなくなりました この時 彼は14年も鉱山で働いていました
Ancak, 19. yüzyıl başlarında filozoflar, yazarlar ve ressamlar bunun bir miras olduğunu fark eder.Ale na začátku 19. století filozofové, spisovatelé a malíři začali přijímat divočinu jako její velké dědictví.
Ancak bu durumda ise, o zaman ben bu miras olsaydı genotip, kahverengi gözlü baskın çünkü, hatırlıyorum하지만 이런 경우라면, 제가 이런 유전자형을 물려받았다면 갈색 눈 형질이 우성이기 때문에
Ancak bu durumda ise, o zaman ben bu miras olsaydı genotip, kahverengi gözlü baskın çünkü, hatırlıyorumMaar als dat het geval is, als ik dan dit genotype zou erven, omdat bruine ogen dominant zijn...
Ancak bu durumda ise, o zaman ben bu miras olsaydı genotip, kahverengi gözlü baskın çünkü, hatırlıyorumلكن اذا هذه الحالة ,كانت ترث الطرز الجينى,لأنها بنية العين فرد سائد,
Ancak daha önemli bir mirasa sahip oldum- hayallerimi gerçekleştirmek için gerçek bir firsata.기회, 저의 꿈을 이룰 수 있는 진정한 것이였죠.
Ancak daha önemli bir mirasa sahip oldum- hayallerimi gerçekleştirmek için gerçek bir firsata.Pero heredé algo aún mejor - la oportunidad verdadera de alcanzar mis sueños.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Avšak Kaddáfi nám zanechal ťažké bremeno, dedičstvo tyranie, korupcie a zárodkov nesúladu.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Gheddafi ha lasciato dietro di sé un pesante fardello, un'eredità di tirannia, corruzione e diversioni.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.그러나, 가다피는 우리에게 무거운 짐을 남기고 떠났습니다 폭정과, 부패와, 견제의 씨앗을 유산으로 물려주었죠
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Lecz Kaddafi zostawił po sobie brzemię, dziedzictwo tyranii, korupcję i ziarna niezgody.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Nicméně Kaddáfí za sebou nechal těžké břímě, dědictví tyranie, korupce a zárodky nesouladů.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Sin embargo, Gaddafi dejó una pesada carga, un legado de tiranía, corrupción y semillas de alteración.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Totuşi, Gaddafi a lăsat în urmă o povară grea, o moştenire plină de tiranie, corupţie şi neînţelegeri.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Ωστόσο, ο Γκαντάφι άφησε πίσω του ένα βαρύ φορτίο, την τυραννία, τη διαφθορά και το έδαφος για νέα εκτροπή.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Обаче Кадафи остави страната в тежко положение, история на тирания, корупция, и семена на отклонения.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Однако Каддафи оставил за собой тяжёлое бремя, наследие тирании, коррупции и предпосылок к диверсии.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.עם זאת, קדאפי השאיר מאחור נטל כבד, מורשת של עריצות, שחיתות והסחות דעת.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.و لكن، القذافى ترك خلفه حمل ثقيل، ميراث من الإستبداد والفساد و بذور التفرقة.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.圧政 汚職 横領などの根源は今だ残ったままです 40年にわたるカダフィの独裁政権は
Anladım. Yani büyükbabamın mirasının yarısı... ...benim olacak, doğru mu?Ναι. "ρα λέτε ότι η μισή από την περιουσία του παππού μου έχει γίνει δική μου, σωστά;
Annem öldüğü için değil... ... arkasında hiç kaybolmayacak bir ilişki mirası bıraktığı için.אלא מפני שהיא השאירה אחריה מורשת של מערכות יחסים, שלא תוכל להיעלם לעולם.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Ja dziedziczę dom Armstrongów, więc nie możesz umrzeć przed spisaniem testamentu.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Jag ska ärva Armstrongs hushåll. Du kan inte dö förrän allt är i ordning.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Jeg skal arve Armstrongs hus. Du kan ikke dø, før alt er på plads.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Minä perin Armstrongin omaisuuden. Et voi kuolla ennen papereiden tekemistä.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Nós é que vamos herdar a casa Armstrong, por isso, não podes morrer até a papelada estar toda tratada.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Yo seré quien herede la mansión Armstrong, así que no puedes morirte hasta que todo el papeleo esté hecho.
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Εγώ θα κληρονομήσω τον Οίκο των Άρμστρονγκ. Δεν μπορείς να πεθάνεις πριν ετοιμαστούν τα χαρτιά!
Armstrong malikanesi bana miras kalacak, evraklar tamamlanıncaya kadar ölmene izin veremem.Имущество Армстронгов перейдёт ко мне, и я не дам тебе умереть, пока не будут оформлены бумаги.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı;디즈니는 더 이상 자신의 유산에 충실하지 않습니다
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Es war seiner Herkunft nicht länger treu, oder dem Ruf von Walt Disney.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Het was niet langer trouw aan zijn erfenis niet langer trouw aan Walt Disney.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Nie był już wierny swojemu dziedzictwu; nie był wierny Waltowi Disneyowi.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Nó không còn đúng với di sản của mình nữa; không còn đúng nghĩa với Walt Disney.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Non era più fedele alla sua eredità; non era più fedele a Walt Disney.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Nu mai era sincer tradiției sale; nu mai era sincer cu Walt Disney.
Artık mirasına dürüst olmamaya başladı; Walt Disney'e dürüst olmamaya başladı.Többé nem volt hű örökségéhez, nem volt hű Walt Disney-hez.