Mirasının büyük bir kısmı annesine kaldı.Vrouwtjes blijven voor een groot deel van het leven bij hun moeder.
2014 yılında Dünya Mirası olarak belirlenmiştir.Sinds 2014 is de site erkend als werelderfgoed.
Yunanistan'da on sekiz tane UNESCO Dünya Mirası bulunmaktadır.In België erkent UNESCO elf cultuurerfgoederen.
Oyun bir paşanın mirasının, mirasçıları arasında paylaşılmasını konu etmektedir.De twaalftafelenwet regelde al de verdeling van de erfenis tussen de erfgenamen.
Bu haklar mirasçılara devredilemeyeceğinden dava konusuz kalır.Dit vruchtgebruik wordt vervult ten koste van de erfgenamen.
Sanatın ve müziğin tadını almıştı, ki bunlar hemen hemen bir aile mirasıydı.De keizer was een liefhebber van muziek en de kunsten, en een groot bewonderaar van de Arabische cultuur.
Ben tüm bunları ondan neredeyse patolojik bir şekilde miras aldım.In vrijwel alle gevallen is daar een patholoog bij betrokken geweest.
Tarihsel olarak ise, LiveJournal'da oluşan bir kültür mirasını devam ettirmektedirler.Er is een ingebouwde client voor LiveJournal.
Reşit olduğunda babasından payına düşen mirası aldı.Wel deelt hij mee in de erfenis als zijn vader overlijdt.
Miras konusunda üvey kız kardeşine hiçbir şey kalmamıştır.Ze gaf geen inzage in haar moeders literaire erfenis.
Ancak, Miras Döngüsü, son bir kitapla devam edecek ve son bulacak.Het boek eindigt wanneer Bok uiteindelijk toch wordt aangeklaagd en het tot een proces komt.
Bir zamanlar yaşlı bir İsfahan Padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir.Hij is een oude man die droomt van een erfgenaam aan wie hij zijn bezittingen kan nalaten.
Babasının Mel lakabını miras almıştır.Hij had het kopersmelttalent van zijn vader geërfd.
14 Mayıs 2007'de Belarus'un kültür mirasları kapsamına alınmıştır.Op 14 augustus 2007 werd haar Tunesische staatsburgerschap ingetrokken.
Londra'nın en gözde turistik mekanlarından biridir ve bir Dünya Mirası alanıdır. ^Het eiland is een van de populairste toeristische attracties van Rusland, en staat op de werelderfgoedlijst.
Las Médulas Kültürel Peyzajı, UNESCO tarafından Dünya Mirası Alanlarından biri olarak listelenmiştir.Las Médulas is door de UNESCO erkend als Werelderfgoed.
Karl'ın mirasçı olan tek oğlu Leopold Johann 1716 yılında prens olarak ölmüştü.De enige zoon van Karel VI, Leopold Johan, stierf als kind in zijn geboortejaar 1716.
Böylelikle küçüklere örnek bir kültür mirası bırakırlar.Kleinschalige cultuurlandschappen zijn hiervan een voorbeeld.
Estonya bilim tarihi mirasının korunmasında gönüllü olmuştur.Nauta doet onderzoek naar de geschiedenis van ons intellectueel erfgoed.
Ama yine de torunlarına üç miras bıraktığı söylenebilir.Later kreeg hij ook drie kleinkinderen.
1950'lerde mirasçıları aile koleksiyonunu satışa çıkartana kadar sanatı unutulmuştu.Tegen het einde van de jaren dertig dacht Renders er aan zijn verzameling te verkopen.
Třebíč'te bulunan Yahudi Mahallesi ile Aziz Procopius Bazilikası UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dahildir.De Joodse wijk en de Sint-Procopiusbasiliek staan op de lijst van werelderfgoed van UNESCO.
Mirasçılar, paranın paylaşımı konusunda kayga etmeye başladılar.De erfgenamen kregen ruzie over de verdeling van het geld.
O inatçılığı babamdan miras aldım.Ik heb die koppigheid van mijn vader geërfd.
2004'ün sonuna kadar kültürel miraslar için altı ölçüt ve doğal miraslar için dört ölçüt bulunmaktaydı.Do końca 2004 roku było sześć kryteriów dla obiektów dziedzictwa kulturowego i cztery dla przyrodniczego.
Fakat Resulullah: 'Biz miras bırakmayız.My nie uczyliśmy się od nich”.
Babasının mirasının üçte ikisinin gitmesiyle, 29 yaşındaki Pascal soylu yoksulluğa mahkûm oldu.Po utracie dwóch trzecich majątku swego ojca, 29-letniemu Pascalowi w oczy zajrzało widmo biedy.
Harald Quandt'ın beş kızına 1,5 milyar Alman Markı (760.000.000 $) miras kaldı.Pięć córek Quandta odziedziczyło ogromny majątek, wart około 1,5 miliarda marek niemieckich (ok.
Bunlar karada yaşayan atalarından miras kalmıştır.Rodzice mieszkali na Grodzieńszczyźnie w swoim majątku Dołhe koło Prużany.
Dante'ye babasından miras kalan bir kılıçtır.Po ojcu odziedziczył miecz.
Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur.Dānu), (miała stu synów, najbardziej znanym wśród nich był Wipraćitti.
Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı.Podporządkowany woli brata, pozostawał jedynie władcą tytularnym.
Mirası, 1930'da, kızı Sylvia Graf'ın şirketin başkanlığını üstlendiği ölümünden sonra oğluna geçti.Po śmierci Grafa w 1930 roku firmę odziedziczyła jego córka Sylvia Graf.
Şehirde Dünya Mirasları listesi'ne dahil olan Himeji Kalesi bulunmaktadır.W Himeji znajduje się zamek Himeji, wpisany na listę światowego dziedzictwa UNESCO.
Miras Vakfı (ing.Heritage (ang.).
Sydney Opera Binası 28 Haziran 2007 tarihinde Dünya mirası listesine alındı.Budynek opery został wpisany 28 czerwca 2007 roku na listę światowego dziedzictwa UNESCO.
O ve kardeşi babalarından kalan yüklü miras ile çiftliği işletirler.Również w liczbie mnogiej (przez wy) zwracają się dzieci do rodziców i dziadków.
Sadece Brunei ve Doğu Timor, Dünya Mirası alanlarına sahip değildir.Bahamy i Belize nie będą już rajami podatkowymi.
Resim sonradan Neilson Poe'nun eşi ve Virginia'nın üvey kardeşi olan Josephine'in ailesine miras kaldı.Portret przekazano rodzinie przyrodniej siostry Virginii, Josephine, żony Neilsona Poego.
Drake'in hiç çocuğu olmadı ve o öldükten sonra mirası yeğenine kaldı.Napoleon Adam nie pozostawił potomstwa i po jego śmierci majątek przeszedł na jego siostrzeńców.
Galle Kalesi, bir Dünya Mirası alanıdır ve Asya'da, Avrupa'daki işgalcilerin kurduğu en büyük kaledir.Fort Galle jest największym z zachowanych miast fortowych wzniesionych przez Europejczyków w Azji.
Fakat birden Donati'nin bütün mirasını bir manastıra bıraktığı haberi yayılır.Zmarły Buoso Donati cały swój ogromny majątek zapisał bowiem mnichom.
Aynı zamanda miras konusunda kadınlara da hak verildi.Prawa do tronu posiadały także kobiety.
Leonardo babasının takma adını miras olarak aldı.To jemu Osborne-ojciec zawdzięczał swój majątek.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Mają nadzieję, że w ten sposób przejmą jego majątek.
1948'de ise Courtauld'un tüm koleksiyonu, galeriye miras kaldı.W 1978 roku jego kolekcja dzieł została przekazana Courtauld Gallery.
Hükümet de madenin Dünya Miras Listesi'ne eklenilmesi için başvuruda bulundu.Trwają zabiegi o wpisanie ich na listę narodowego dziedzictwa.
Köy ondan oğlu Halef Beye miras kalmıştır.Po nim wieś odziedziczyli jego synowie.
Oğlu, David Thomson’ın babasının tüm mirasının sahibi olması bekleniyor.Osobisty majątek spadkobiercy fortuny czyli Davida Thomsona ma dzisiaj wartość ok.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Dług spadkowy – dług spadkodawcy, za który odpowiedzialność ponosi spadkobierca.
Çin'deki 49. Dünya Mirası alanıdır.W XIX w. majątek ziemski.
Dünya Mirası Alanı.Struktura własności gruntów.
Aşağıdaki liste Doğu Avrupa'daki Dünya Mirasları listesidir.Co jest na liście światowego dziedzictwa?
2009 yılında kardeş şehri La Chaux-de-Fonds ile birlikte Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir. ^W czerwcu 2009 roku wpisane wraz z pobliskim miastem La Chaux-de-Fonds na listę światowego dziedzictwa UNESCO.
Mustafa Asim Efendi çok tutumlu olduğu için öldüğünde büyük bir servet miras bırakmıştir.Regina Protmann zmarła pozostawiając po sobie wielkie dziedzictwo.
Sanatın ve müziğin tadını almıştı, ki bunlar hemen hemen bir aile mirasıydı.Interesował się literaturą i muzyką, był wielkim miłośnikiem przyrody.
Aynı zamanda bir Dünya Mirası alanıdır.Był także właścicielem dóbr ziemskich.
Mirasının büyük bir kısmı annesine kaldı.Poza pewnymi wyjątkami dziedziczone są po matce.
Bir Dünya Mirası alanının bir parçasını oluşturmaktadır.Odziedziczyła po nim dobra ziemskie.
Tulkas'ın gücünü miras aldığı rivayet edilir.Haku odziedziczył po niej tę umiejętność.