mirasçı ile cümle

mirasçı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
1550 yılı aralık ayında Almanya'ya dönerek imparatorluk mirasçılığı üzerine yapılan tartışmalara katıldı.През 1550 се завръща в Германия, за да вземе участие в дискусиите за наследството на империята.
Bu haklar mirasçılara devredilemeyeceğinden dava konusuz kalır.Двойката не оставя наследници.
Böylece Heinrich otomatik bir şekilde mirasçı oluyordu.След това Франц се вижда като наследник.
Müller eski kocasının mülklerinin mirasçısı ve aynı zamanda başarılı bir değirmen sahibiydi.Müller, nasljednica imanja svog pokojnog muža, bila je kći uspješnog mlinara.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Zapuščina brez dediča postane državna lastnina.
Mars Üniversitesi'nde mühendislik öğrencisi ve Mars'ın batı yarımküresinin mirasçısıdır.Je študenka inženirstva na Mars Univerziteti.
Gecikmesinde sakınca varsa, mirasçılardan birisinin talebi üzerine kayyım atanır.Če tega ne bi mogel ali hotel storiti, naj bi zastavnino vrnili njegovi nasledniki.
1950'lerde mirasçıları aile koleksiyonunu satışa çıkartana kadar sanatı unutulmuştu.Jo menas buvo ilgam laikui užmirštas iki pat 1950 m. kai jo palikuonys ėmė pardavinėti šeimos kolekciją.
Böylece bir yıl sonra Bran Kalesi Prenses llenaa'nın oğlu ve mirasçısı Dominic von Habsburg'a verildi.Po metų pilis buvo grąžinta karališkai šeimai, Princesės Ileanos sūnui ir įpėdiniui Dominykui Habsburgui.
Yeni kurulan bu kulüp ise 1922 yılında kurulan kulübün mirascısı olarak kabul edilmiştir.Klubo emblemoje puikuojasi 1922 metų data, kuri laikoma šio klubo įkūrimo metais.
Müller eski kocasının mülklerinin mirasçısı ve aynı zamanda başarılı bir değirmen sahibiydi.Müller oli oma abikaasade varanduse pärija ning eduka möldri tütar.
Oyun bir paşanın mirasının, mirasçıları arasında paylaşılmasını konu etmektedir.Pärimisleping on kokkulepe pärandaja ja teise isiku vahel.
1189 yılında II. Guglielmo bir mirasçı bırakmadan ölmesiyle krallık bir kaos içine atılmıştır.Ta suri aastal 1189 ilma pärijateta, mis viis kuningriigi langusse.
Gecikmesinde sakınca varsa, mirasçılardan birisinin talebi üzerine kayyım atanır.Kui esimese järjekorra pärijaid ei ole, siis tulevad pärima teise järjekorra pärijad.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.농부들이 그 아들을 보고 서로 말하되 이는 상속자니 자 죽이고 그의 유업을 차지하자 하고
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.Виноградарі ж, побачивши сина, казали між собою: Се наслїдник: ходімо вбємо його, та й заберемо наслїддє його.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.Но виноградари, увидев сына, сказали друг другу: это наследник; пойдем, убьем его и завладеем наследством его.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.ויהי כראות הכרמים את הבן ויאמרו איש אל אחיו זה הוא היורש לכו ונהרגהו ונאחזה בנחלתו׃
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.واما الكرامون فلما رأوا الابن قالوا فيما بينهم هذا هو الوارث هلموا نقتله وناخذ ميراثه.
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.不 料 、 園 戶 看 見 他 兒 子 、 就 彼 此 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 來 罷 、 我 們 殺 他 、 佔 他 的 產 業
‹‹Ama bağcılar adamın oğlunu görünce birbirlerine, ‹Mirasçı bu; gelin, onu öldürüp mirasına konalım› dediler.不料 、 園戶 看見 他 兒子 、 就 彼此 說 、 這是 承受 產業 的 . 來罷 、 我們殺 他 、 佔 他 的 產業
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Ale oni winiarze rzekli między sobą: Tenci jest dziedzic; pójdźcie, zabijmy go, a będzie nasze dziedzictwo.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Ale tí vinári si povedali: Toto je dedič; poďte, zabime ho, a dedičstvo bude naše!
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Ale vinaři řekli jedni k druhým: Tentoť jest dědic; pojďte, zabijme jej, a budeť naše dědictví.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Dar vierii aceia au zis între ei: ,Iată moştenitorul; veniţi să -l omorîm, şi moştenirea va fi a noastră.`
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.저 농부들이 서로 말하되 이는 상속자니 자 죽이자 그러면 그 유업이 우리 것이 되리라 하고
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Mais ces vignerons dirent entre eux: Voici l`héritier; venez, tuons-le, et l`héritage sera à nous.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Ma quei vignaioli dissero tra di loro: Questi è l'erede; su, uccidiamolo e l'eredità sarà nostra
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Mas aqueles lavradores disseram entre si: Este é o herdeiro; vinde, matemo-lo, e a herança será nossa.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Men disse vingårdsmenn sa til hverandre: Dette er arvingen; kom, la oss slå ham ihjel, så blir arven vår!
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Men vingårdsmännen sade till varandra: 'Denne är arvingen; kom, låt oss dräpa honom, så bliver arvet vårt.'
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Oni pa, vinogradniki, reko med seboj: Ta je dedič. Pridite, ubijmo ga, in naša bo dediščina.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Pero aquellos labradores dijeron entre sí: "Éste es el heredero. Venid, matémosle, y la heredad será nuestra.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.А тия земеделци рекоха помежду си: Тоя е наследникът; елате да го убием, и наследството ще бъде наше.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Виноградарі ж тиї казали між собою: Що се наслїдник; ходімо вбємо його, то й наше буде наслїдство.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.Но виноградари сказали друг другу: это наследник; пойдем, убьем его, и наследство будет наше.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.והכרמים ההם אמרו איש אל רעהו הנה זה הוא היורש לכו ונהרגהו ולנו תהיה הירשה׃
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.ولكن اولئك الكرامين قالوا فيما بينهم هذا هو الوارث. هلموا نقتله فيكون لنا الميراث.
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.不 料 、 那 些 園 戶 彼 此 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 來 罷 、 我 們 殺 他 、 產 業 就 歸 我 們 了
‹‹Ama bağcılar birbirlerine, ‹Mirasçı budur, gelin onu öldürelim, miras bizim olur› dediler.不料 、 那些 園戶 彼此 說 、 這是 承受 產業 的 . 來罷 、 我們殺 他 、 產業 就 歸 我 們了
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›농부들이 그를 보고 서로 의논하여 가로되 이는 상속자니 죽이고 그 유업을 우리의 것으로 만들자 하고
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›וכראות אתו הכרמים נועצו יחדו לאמר זה הוא היורש לכו ונהרגהו ותהי לנו הירשה׃
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›فلما رآه الكرامون تآمروا فيما بينهم قائلين هذا هو الوارث. هلموا نقتله لكي يصير لنا الميراث.
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不 料 、 園 戶 看 見 他 、 就 彼 此 商 量 說 、 這 是 承 受 產 業 的 . 我 們 殺 他 罷 、 使 產 業 歸 於 我 們
‹‹Ama bağcılar onu görünce aralarında şöyle konuştular: ‹Mirasçı budur; onu öldürelim de miras bize kalsın.›不料 、 園戶 看 見他 、 就 彼此 商量 說 、 這是 承受 產業 的 . 我 們殺 他 罷 、 使產業歸於 我們
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››aber die Kinder des Reiches werden ausgestoßen in die Finsternis hinaus; da wird sein Heulen und Zähneklappen.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Ale synové království vyvrženi budou do temností zevnitřních. Tamť bude pláč a škřipení zubů.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››ale synovia kráľovstva budú vyvrhnutí do zovnútornej tmy; tam bude plač a škrípanie zubami.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Ale synowie królestwa będą wyrzuceni w ciemności zewnętrzne, tam będzie płacz i zgrzytanie zębów.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››a sinovi kraljestva bodo vrženi v zunanjo temo: tam bo jok in škripanje z zobmi.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Ez ország fiai pedig kivettetnek a külsõ sötétségre; holott lészen sírás és fogaknak csikorgatása.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Iar fiii Împărăţiei vor fi aruncaţi în întunerecul de afară, unde va fi plînsul şi scrîşnirea dinţilor.``
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››나라의 본 자손들은 바깥 어두운 데 쫓겨나 거기서 울며 이를 갊이 있으리라
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››mas os filhos do reino serão lançados nas trevas exteriores; ali haverá choro e ranger de dentes.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Men Rigets Børn skulle kastes ud i Mørket udenfor; der skal der være Gråd og Tænders Gnidsel."
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››men rikets barn skal kastes ut i mørket utenfor; der skal være gråt og tenners gnidsel.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››men rikets barn skola bliva utkastade i mörkret därutanför; där skall vara gråt och tandagnisslan.»
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››mentre i figli del regno saranno cacciati fuori nelle tenebre, ove sarà pianto e stridore di denti»
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››mutta valtakunnan lapset heitetään ulos pimeyteen; siellä on oleva itku ja hammasten kiristys."
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Nhưng các con bổn quốc sẽ bị liệng ra chốn tối tăm ở ngoài, tại đó sẽ có khóc lóc và nghiến răng.

İlgili Sayfalar