mirasçı ile cümle

mirasçı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
1931 yılında Pulitzer'in mirasçıları gazetenin satışı için mahkemeye başvurdu.En 1931, les héritiers de Pulitzer décidèrent de vendre le journal, ce qui les amena devant la justice.
Her durumda, Postumus'un cezalandırılması Tiberius'un Augustus'un mirasçısı olarak önceliğini güçlendirdi.En todo caso, el destierro de Póstumo aseguró la prioridad a Tiberio como heredero de César Augusto.
Mars Üniversitesi'nde mühendislik öğrencisi ve Mars'ın batı yarımküresinin mirasçısıdır.Es una estudiante de ingeniería en la Universidad de Marte y heredera al hemisferio occidental de ese planeta.
Les XX bazı yönleriyle L'Essor grubunun da mirasçısıydı.Los XX fue, en cierta medida, un sucesor del grupo L'Essor.
Buna göre, kişinin ölümü hâlinde mültezimlik hakkı mirasçılara geçmiyordu.De no existir beneficiarios, pasará el derecho a los herederos del muerto.
Gecikmesinde sakınca varsa, mirasçılardan birisinin talebi üzerine kayyım atanır.E se ci fosse stato più di un figlio, si spartivano l'eredità delle epikleros.
Türkiye, Osmanlı Devleti'nin mirasçısıdır.Турция является наследницей Оттоманской империи.
1550 yılı aralık ayında Almanya'ya dönerek imparatorluk mirasçılığı üzerine yapılan tartışmalara katıldı.В декабре 1550 году он вернулся в Германию, чтобы принять участие в обсуждении судьбы императорского престола.
İki mirasçı Stark Hanedanı'na bağlılıklarını sunup yemin eder.Два наследника дают клятву Дому Старков, вновь присягая им на верность.
Ayrıca kendilerinden başka şehrin mirasçısı kalmamıştır.Он не оставил после себя прямых наследников.
Kutsal Roma imparatorları kendilerini Roma imparatorluk mirasının mirasçısı olarak görmekteydiler.Несколько государств считало себя наследниками Римской империи.
Oyun bir paşanın mirasının, mirasçıları arasında paylaşılmasını konu etmektedir.ميراث‎) — право наследника на получение доли в наследстве.
Ancak, Swazi geleneklerine belli ölçüde bağlıdır ve mirasçısı seçme yetkisine sahip değildir.ومع ذلك فهو ملزم بدرجة معينة من تقاليد إي سواتيني ولا يملك سلطة اختيار خليفته.
Böyle bir kişi, çocuğu olmayan kız kardeşi öldüğünde, onun terekesinin tamamına mirasçı olur.فلو مات شخص وله أبناء وبنات، ثم مات أحدهم قبل القسمة، وليس له وارث سواهم، فالقسمة بين الباقين على صفة واحدة.
Mirasçılar üç ay içerisinde mirası reddedebilir.قد حفظ القرآن الكريم في ثلاث أشهُر .
Les XX bazı yönleriyle L'Essor grubunun da mirasçısıydı.Les XX foi em certos aspectos sucessor do grupo L'Essor.
Her durumda, Postumus'un cezalandırılması Tiberius'un Augustus'un mirasçısı olarak önceliğini güçlendirdi.Em todo caso, o desterro de Póstumo assegurou a prioridade a Tibério como herdeiro de Augusto.
Müller eski kocasının mülklerinin mirasçısı ve aynı zamanda başarılı bir değirmen sahibiydi.Müller, herdeira dos bens de seus maridos falecidos, também era a filha de um bem-sucedido dono de um moinho.
Beatrix on yaşındayken Hollanda tahtının varsayımsal mirasçı oldu.Assim, Beatriz tornou-se herdeira presuntiva da coroa real neerlandesa aos dez anos de idade.
Bu sebeple Türk ulusu Hititler, Urartular'ın eserlerinin doğal mirasçılarıdır.Os burgueses eram inimigos naturais da aristocracia possuidora de terras.
Thorin'in ve Frerin'in çocuğu olmadığından onun oğulları Fili ve Kili tahtın mirasçılarıydı.Como Karim não teve filhos, seus sobrinhos herderam suas propriedades e riquezas.
Kutsal Roma imparatorları kendilerini Roma imparatorluk mirasının mirasçısı olarak görmekteydiler.De Frankische vorsten beschouwden zich als de erfgenamen van de Romeinse keizers.
Bu sebeple Türk ulusu Hititler, Urartular'ın eserlerinin doğal mirasçılarıdır.De provinciale overheden lijken de natuurlijke klanten te zijn van het project.
Oyun bir paşanın mirasının, mirasçıları arasında paylaşılmasını konu etmektedir.De twaalftafelenwet regelde al de verdeling van de erfenis tussen de erfgenamen.
Bu haklar mirasçılara devredilemeyeceğinden dava konusuz kalır.Dit vruchtgebruik wordt vervult ten koste van de erfgenamen.
Karl'ın mirasçı olan tek oğlu Leopold Johann 1716 yılında prens olarak ölmüştü.De enige zoon van Karel VI, Leopold Johan, stierf als kind in zijn geboortejaar 1716.
1950'lerde mirasçıları aile koleksiyonunu satışa çıkartana kadar sanatı unutulmuştu.Tegen het einde van de jaren dertig dacht Renders er aan zijn verzameling te verkopen.
Mirasçılar, paranın paylaşımı konusunda kayga etmeye başladılar.De erfgenamen kregen ruzie over de verdeling van het geld.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Dług spadkowy – dług spadkodawcy, za który odpowiedzialność ponosi spadkobierca.
Mirasçılar üç ay içerisinde mirası reddedebilir.Antagligen kläcks ungarna efter tre månader.
Özgün adı Bloodline Mirasçılar (film, 1998), Stefan Ruzowitzky'nin yönettiği Alman filmi.Överraskande arv, tysk-österrikisk film från 1998 skriven och regisserad av Stefan Ruzowitzky.
Oyun bir paşanın mirasının, mirasçıları arasında paylaşılmasını konu etmektedir.Залишок ділиться між спадкоємцями по чоловічій лінії.
Mirasçılar üç ay içerisinde mirası reddedebilir.Exulanti museli bez majetku do jednoho měsíce Moravu opustit.
Bunun üzerine Muhammed, onu evlat edindiğini ve artık kendisine mirasçı olduğunu bildirdi."I poznal opět Adam svou ženu a ta porodila syna a dala mu jméno Šét (to je vložený) .
17 Şubat 1974), Brunei Sultanı'nın ilk doğan oğlu ve mirasçısıdır.17 februarie 1974) este primul fiu născut și moștenitorul sultanului din Brunei.
Ancak, Swazi geleneklerine belli ölçüde bağlıdır ve mirasçısı seçme yetkisine sahip değildir.Cu toate acestea, el este legat de o anunită tradiție swazi și nu are autoritatea de a-și alege moștenitorul.
1189 yılında II. Guglielmo bir mirasçı bırakmadan ölmesiyle krallık bir kaos içine atılmıştır.Cu toate acestea, moartea sa fără moștenitori din 1189 a aruncat regatul într-o stare de haos.
Her durumda, Postumus'un cezalandırılması Tiberius'un Augustus'un mirasçısı olarak önceliğini güçlendirdi.Mindenesetre Postumus száműzetése valóban biztosította Tiberius számára Augustus örökségét.
Gecikmesinde sakınca varsa, mirasçılardan birisinin talebi üzerine kayyım atanır.Ha a kitagadás érvénytelen, az örökösnek kötelesrészre van igénye.
Bu anlamıyla Faşizm füturizmin mirasçısıdır.Ettől kezdve a Festetics család birtoka.
Les XX bazı yönleriyle L'Essor grubunun da mirasçısıydı.A XX-ak bizonyos értelemben a L'Essor csoport hagyományait követte.
1931 yılında Pulitzer'in mirasçıları gazetenin satışı için mahkemeye başvurdu.Vuonna 1931 Pulitzerin perilliset menivät oikeuteen saadakseen luvan New York Worldin myymiselle.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Sen vastakohta on ansiomaa eli muu kuin perintönä saatu maa.
Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.Rikas kauppias adoptoi pojan ja teki hänestä perillisensä.
Mars Üniversitesi'nde mühendislik öğrencisi ve Mars'ın batı yarımküresinin mirasçısıdır.Σπουδάζει μηχανολογία στο Πανεπιστήμιο του Άρη και είναι η κληρονόμος του δυτικού ημισφαιρίου του πλανήτη.
1335 yılında Habsburglar Meinhardiner hanedanının mirasçısı olarak Karintiya ve Krain'i elde ettiler.I 1335 arvede habsburgerne Kärnten og Krain efter den bayeriske adelslægt Meinhard.
Bu haklar mirasçılara devredilemeyeceğinden dava konusuz kalır.Pemberitahuan tentang diharamkannya mewasiatkan harta pusaka kepada ahli waris.
Mirasçılar üç ay içerisinde mirası reddedebilir.Các sản phụ có quyền nghỉ thai sản trong ba năm.
9 yılında, Augustus Tiberius'tan Germanicus'u oğlu ve mirasçısı olarak evlatlık edinmesini emretti.Năm 9, Augustus ra lệnh cho Tiberius nhận Germanicus làm con nuôi và là người kế vị.
Mirasçılar arasındaki taksim işlemi noterde de yapılabilir.Phương thức này cũng có thể dùng được cho các ký tự ở giữa dãy số.
Bu anlamıyla Faşizm füturizmin mirasçısıdır.そのため遺産相続順位の筆頭となっている。
Bunun üzerine Muhammed, onu evlat edindiğini ve artık kendisine mirasçı olduğunu bildirdi.啓輔も同時期に悟郎から武司が自分の実の子供だということを知る。
Müller eski kocasının mülklerinin mirasçısı ve aynı zamanda başarılı bir değirmen sahibiydi.穆勒不但是她前两任丈夫财产的女继承人,同时也是一名成功磨坊老板的女儿。
Ayrıca kendilerinden başka şehrin mirasçısı kalmamıştır.無雙城主獨孤一方的大哥。
1550 yılı aralık ayında Almanya'ya dönerek imparatorluk mirasçılığı üzerine yapılan tartışmalara katıldı.同年开始作为帝国的代表摄政西班牙,直至1550年12月返回德意志,参与帝国继承权的讨论。
Müller eski kocasının mülklerinin mirasçısı ve aynı zamanda başarılı bir değirmen sahibiydi.뮐러는 전남편의 재산들을 상속받게 되어 있었고, 경제적으로 유복한 방앗간 주인의 딸이었다.
Miras şirketine dava açılacaksa, mirasçıların tamamı davalı olarak gösterilmelidir.그렇기 때문에 위반자가 명예위원회의 재판에 회부될 경우, 피고인은 항소할 수 있는 권리가 있다.
Miras şirketine dava açılacaksa, mirasçıların tamamı davalı olarak gösterilmelidir.בהיעדר תובע כללי עשוי המשנה לתובע הכללי לכהן כתובע כללי.
Mirasçılar üç ay içerisinde mirası reddedebilir.האפרוחים מסוגלים לעוף לאחר 3 שבועות.
Bu anlamıyla Faşizm füturizmin mirasçısıdır.От него аз наследих семената на лудостта.

İlgili Sayfalar