mirasçı ile cümle

mirasçı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››Nhưng các con bổn quốc sẽ bị liệng ra chốn tối_tăm ở ngoài , tại đó sẽ có khóc_lóc và nghiến răng .
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››pero los hijos del reino serán echados a las tinieblas de afuera. Allí habrá llanto y crujir de dientes
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››а сини царства будуть повикидані у темряву надвірню: там буде плач і скриготаннє зубів.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››а сыны царства извержены будут во тьму внешнюю: там будет плач и скрежет зубов.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››а чадата на царството ще бъдат изхвърлени във външната тъмнина; там ще бъде плач и скърцане със зъби.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››אבל בני המלכות המה יגרשו אל החשך החיצון שם תהיה היללה וחרוק השנים׃
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››واما بنو الملكوت فيطرحون الى الظلمة الخارجية. هناك يكون البكاء وصرير الاسنان.
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››惟 有 本 國 的 子 民 、 竟 被 趕 到 外 邊 黑 暗 裡 去 . 在 那 裡 必 要 哀 哭 切 齒 了
Ama bu egemenliğin asıl mirasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacak.››惟有 本國 的 子民 、 竟 被 趕到 外邊 黑暗 裡 去 . 在 那 裡 必要 哀哭 切齒了
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››A ešte povedal Abram: Hľa, mne si nedal semena, a tak hľa, cudzí syn môjho domu bude mojím dedičom.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››--Añadió Abram--: A mí no me has dado descendencia, y he aquí me heredará un criado nacido en mi casa
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Disse mais Abrão: A mim não me tens dado filhos; eis que um nascido na minha casa será o meu herdeiro.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››És monda Ábrám: Ímé énnékem nem adtál magot, és ímé az én házam szolgaszülöttje lesz az én örökösöm.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Et Abram dit: Voici, tu ne m`as pas donné de postérité, et celui qui est né dans ma maison sera mon héritier.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››I mówił Abram: Otoś mi nie dał potomka, ale oto sługa domu mego dziedzicem moim będzie.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››아브람이 또 가로되 주께서 내게 씨를 아니주셨으니 내 집에서 길리운 자가 나의 후사가 될 것이니이다
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Og Abram sagde: "Du har jo intet Afkom givet mig, og se, min Hustræl kommer til at arve mig!"
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Řekl ještě Abram: Aj, mně jsi nedal semene; a aj, schovanec můj bude mým dědicem.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Še reče Abram: Glej, meni nisi dal zaroda, in glej, moj domači hlapec bode dedič moj.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Şi Avram a zis: ,,Iată că nu mi-ai dat sămînţă, şi slujitorul născut în casa mea va fi moştenitorul meu.``
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Soggiunse Abram: «Ecco a me non hai dato discendenza e un mio domestico sarà mio erede»
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››ειπε προσετι ο Αβραμ, Ιδου, δεν εδωκας εις εμε σπερμα και ιδου, οικετης μου θελει με κληρονομησει.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››Аврам рече още: Ето Ти не ми даде чадо; и, ето, един роден в дома ми ще ми стане наследник.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››И сказал Аврам: вот, Ты не дал мне потомства, и вот, домочадец мой наследник мой.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››ויאמר אברם הן לי לא נתתה זרע והנה בן ביתי יורש אתי׃
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››وقال ابرام ايضا انك لم تعطني نسلا وهوذا ابن بيتي وارث لي.
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››亞 伯 蘭 又 說 、 你 沒 有 給 我 兒 子 、 那 生 在 我 家 中 的 人 、 就 是 我 的 後 嗣
Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››亞伯蘭 又 說 、 你 沒有給 我 兒子 、 那 生 在 我 家中 的 人 、 就是 我 的 後嗣
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunBeszélj a pletykák Venus Egy szép szó, egy becenevet neki elvakult fia és örököse,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunBicaralah kepada saya kata gosip Venus yang adil, Satu panggilan untuk anak dungu dan ahli waris,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunFalar com o meu fofocas Venus uma palavra justa, um apelido para o seu filho e herdeiro obtuso,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunGovori moj gossip Venus eno banano beseda, en vzdevek za svojega sina in dediča purblind,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunHablar con mi compadre Venus una palabra justa, un apodo para su hijo y heredero de miope,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunHovoriť so svojím klebety Venuša jeden spravodlivý slovo, jeden za jej prezývka slabozrakých syn a dedič,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşun내 소문 금성 한 공정 단어, 그녀 반소 경의 아들과 후계자에 대한 하나의 별명, 통화
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunMluvit se svým drby Venuše jeden spravedlivý slovo, jeden za její přezdívka slabozrakých syn a dědic,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunMów do plotek jeden Venus uczciwe słowo, jeden pseudonim dla jej przyślepy syna i następcy,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunParla al mio pettegolezzi Venere una parola giusta, un soprannome per il figlio ed erede molto miope,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunParle à mon bavardage Venus un mot juste, un surnom pour son fils et héritier myope,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunPuhu minun Gossip Venus yksi reilun sana, saman lempinimen hänen purblind poika ja perillinen,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunSprechen Sie mit meinem Geschwätz Venus eine Messe Wort, ein Spitzname für ihren blöden Sohn und Erbe,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunSpreek tot mijn roddel Venus een eerlijk woord, een bijnaam voor haar kortzichtig zoon en erfgenaam,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunTala med min skvaller Venus ett rättvist ord, en smeknamn för henne skumögd son och arvinge,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunTal til min sladder Venus en retfærdig ord, Et kælenavn for hendes purblind søn og arving,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunVorbeşte-mi un singur cuvânt barfa Venus echitabil, Un pseudonim pentru fiul ei îngust şi moştenitor,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunΜιλήστε με το κουτσομπολιό μου Αφροδίτη μία δίκαιη λέξη, ένα ψευδώνυμο για κουτός γιος και κληρονόμος του,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunГовори ми клюки Венера една справедлив дума, един псевдоним за тъп си син и наследник,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunדברי רכילות המילה היחידה שלי ונוס הוגן, אחת כינוי בנו ויורשו לה קשה תפיסה,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunالتحدث إلى كلمتي القيل والقال one فينوس العادلة ، واحد كنية لابنها متبلد الذهن وريث ،
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşun! - これキングコフェチュア王が乞食 - メイドをlov'dするとトリミングを撮影した若い赤褐色キューピッド、彼
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Ainsi tu n`es plus esclave, mais fils; et si tu es fils, tu es aussi héritier par la grâce de Dieu.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Altså er du ikke længer Træl, men Søn; men er du Søn, da er du også Arving ved Gud.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Aşa că nu mai eşti rob, ci fiu; şi dacă eşti fiu, eşti şi moştenitor, prin Dumnezeu.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Así que ya no eres más esclavo, sino hijo; y si hijo, también eres heredero por medio de Dios
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.A tak již nejsi slouha, ale syn, a poněvadž syn, tedy i dědic Boží skrze Krista.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Azért nem vagy többé szolga, hanem fiú; ha pedig fiú, Istennek örököse is Krisztus által.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.그러므로 네가 이 후로는 종이 아니요 아들이니 아들이면 하나님으로 말미암아 유업을 이을 자니라
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Niinpä sinä et siis enää ole orja, vaan lapsi; mutta jos olet lapsi, olet myös perillinen Jumalan kautta.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Portanto já não és mais servo, mas filho; e se és filho, és também herdeiro por Deus.
Bu nedenle artık köle değil, oğullarsınız. Oğullar olduğunuz için de Tanrı sizi aynı zamanda mirasçı yaptı.Quindi non sei più schiavo, ma figlio; e se figlio, sei anche erede per volontà di Dio

İlgili Sayfalar