Burada minik bir yaratık var.そしてスケールを変えて見てみるだけで
Bu sevimli minik beyinler ne biliyor ve bu bilgi nereden geliyor?¿Qué saben estas preciosas mentes jóvenes, y de dónde viene ese conocimiento?
Bu sevimli minik beyinler ne biliyor ve bu bilgi nereden geliyor?Que savent ces jeunes et beaux esprits, et d'où vient ce savoir?
Bu sevimli minik beyinler ne biliyor ve bu bilgi nereden geliyor?その知識はどこから来るのでしょう もちろん これは
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.Descobrimos que esses tufos esbatidos são fontes de gelo erguendo-se da superfície desta pequena lua.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.우리는 이 흐릿한 연기가 실제로는 얼음분수이며 이 작은 위성의 표면에서 뿜어져나오는것을 알아냈습니다.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.Přišli jsme na to, že ty pramínky jsou vlastně fontány ledu zvedající se z povrchu tohoto malého měsíce.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.Te delikatne smugi są fontannami lodu unoszącymi się z tego księżyca.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.We ontdekten dat die vage slierten in feite ijsfonteinen zijn opstijgend van het maanoppervlak.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.Zistili sme, že tie bledé kúdoly sú v skutočnosti ľadové gejzíry vyvierajúce z povrchu tohto malého mesiaca.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.Открихме, че тези бледи ивици всъщност са фонтани от лед, издигащи се от повърхността на тази мъничка луна.
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.מה שמצאנו היה שאותם אניצים דהויים הם למעשה מזרקות של קרח העולים מפני השטח של הירח הקטנטן הזה
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.ما وجدنها ، في مكان أعمدة البخار الباهتة هذه أنها في الحقيقة ، ينابيع من الثلوج. تنبع من سطح هذه القمر الصغير
Bu soluk dumanlarda keşfettiğimiz şey, minik uydunun yüzeyinden çıkan şeyin, aslında buz kaynakları olduğuydu.小さな衛星の表面から 噴出している氷です これだけで美しい光景ですが
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Det brugte spejle til at skabe illusionen af bittesmå folk optræde på en miniature scene.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Es verwendete Spiegel, um eine Illusion winziger Menschen auf einer Miniaturbühne zu schaffen.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Folosea oglinzi ca să creeze impresia unor oameni mici care joacă pe o scenă miniaturală.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Het gebruikte spiegels om de illusie te wekken van kleine mensen die op een miniatuurpodium optraden.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Il utilisait des miroirs pour créer l'illusion que de toutes petites personnes jouent sur une scène miniature.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.이것은 여러개의 거울을 이용해서 축소형의 무대에 환각적인 영상을 투영시키는 연극인데
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Používalo zrkadlá na vytvorenie ilúzie malých ľudí hrajúcich na malinkom pódiu.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Používá zrcadla k vytvoření iluze malých lidí hrajících na malinkém pódiu.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Rạp hát dùng những chiếc gương để tạo ra hình ảnh của những người tí hon biểu diễn trên một sân khấu thu nhỏ.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Tükrök segítségével keltette azt az illúziót, hogy apró emberek játszanak egy miniatűr színpadon.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Usaba espejos para crear la ilusión de que actuaba gente pequeña en un escenario en miniatura.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Usavam-se espelhos para criar a ilusão de pessoas minúsculas num palco miniatura.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Z uporabo ogledal so dosegli iluzijo, da majčkeni ljudje igrajo na miniaturnem odru.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Він використовував дзеркала для створення ілюзії манюсіньких людей, що виступали на мініатюрній сцені.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Там използваха огледала, за да създадат илюзията за ниски хора, които дават представление на малка сцена.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.Там использовались зеркала, чтобы создать иллюзию мини-человечков, выступающих на маленькой сцене.
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.הוא משתמש במראות על מנת ליצור אשליה של אנשים קטנים
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.كانت المرايا تُستخدم في هذا المسرح لصنع خيال لأشخاص بأحجام صغيرة
Bu yöntem, aynalar kullanarak minik insanların illüzyonlarını oluşturup minyatür bir sahnede gösterir.ミニチュア舞台で小人が 演じているような イリュージョンを作り出します 今回 鏡は使いませんが -
Çapı hemen hemen 500 km. Minik bir uydu.Đường kính của nó vào khoảng 500 km một mặt trăng bé nhỏ
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, anh là một con thỏ con dễ thương, nhưng anh biết đấy, điều đó không hiệu quả.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, du bist ein süßes, kleines Häschen aber weißt du, das wird nicht funktionieren.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, eşti un iepuraş simpatic, dar ştii, asta pur şi simplu n-o să funcţioneze.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, és um coelhinho bonito, "mas sabes, isto não vai resultar.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dane, ty jsi takovej rošťák. Víš, ale tohle nebude fungovat.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, je bent heel schattig, maar je moeten weten dat dit niet gaat werken.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, jesteś małym słodkim misiem, ale wiesz, to po prostu nie wypali.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, nagyon édi vagy, de, figyelj csak, ez nem fog menni.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, sei davvero simpatico, ma sai, questo non funziona.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Dan, t'es trop mignon, mais tu comprends, cela ne pourra jamais marcher.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun.댄, 너는 귀여운 토끼 같지만, 이건 절대로 성공 못해. 이렇게 하지말고
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Дан, много си готин, ама знаеш ли, така просто няма да стане.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Ден, милий мій зайчику, але ж ти знаєш, це просто не спрацює.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."Дэн, ты мой милый зайчик, но ты ведь знаешь, это просто не сработает.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun."דן, אתה ארנבון חמוד, אבל אתה יודע, זה פשוט לא הולך לעבוד.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun." دان، أنت شخص لطيف ، لكن لتعلم، لكن هذه لن تعمل.
"Dan, seni şirin minik tavşancık, bu böyle olmayacak biliyorsun.でもこれは上手く行かないよ なんでこんなことやってるんだ?」
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Du blir galen när man kallar dig liten som alla säger.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Du bliver gal, når man kalder dig lille, som alle siger.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.È proprio come dicono. Ti arrabbi da morire quando ti chiamano piccolo.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Hermostut, kun sinua sanotaan pieneksi.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Passas-te quanto dizem que és pequeno, ouvi dizer.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Te enfadas cuando te llaman canijo como dice todo el mundo.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Wściekasz się, kiedy cię nazywają małym - tak jak słyszałem.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.Τρελαίνεστε όταν σας λένε κοντό, όπως λένε οι φήμες.
Dedikleri gibi, insanlar sana minik deyince deliriyorsun.И вы злитесь, если вас называют маленьким, как все и говорят.