Tabi bu sayede sahiplerine de bir miktar para kazandırdı.Så der var penge nok bag den nye ejer.
Özellikle Turunçgillerde büyük miktarlarda bulunur.Specielt kiselalger lever her i stort tal.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.Først fra oktober begynder de at sprede sig mere.
Bu da evrendeki karanlık madde miktarına katkıda bulunan bir diğer etkendir.Disse forhold er et af hovedargumenterne for tilstedeværelsen af store mængder mørkt stof i universet.
Bunun yanında açlık duygusunu ve yeme miktarını da düzenler.Som et svar på dette spiser personen og reduceres følelserne af sult.
En eski yıldızlarda çok az miktarda metal varken, daha sonra doğan yıldızlarda daha fazla metal vardır.De ældste stjerner indeholder få metaller, mens nyere stjerne har flere.
Yıllık ortalama yağış miktarı 650 mm'dir.Landsgennemsnittet er 650 mm om året.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.Island blomstrede i løbet af 2. verdenskrig og samlede betydelige valutareserver i udenlandske banker.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.Han ville derefter sælge frugten for et stort beløb.
Satışları 1980’lere kadar yüksek miktarlarda seyretti.Der blev solgt millioner af maskiner til godt ind i 1980'erne.
Özellikle son yıllarda yağış miktarı azalmıştır.Perth regionen har haft mindre mængder nedbør i de senere år.
Benzer durum yağış miktarına da yansımaktadır.Det opstemmede vand svarer til den termiske energimængde.
Ödül miktarı vakıf tarafından belirlenir.Honorarets størrelse fastsættes af Velfærdsministeriet.
Hieronymus orada Latince ve en azından bir miktar Yunanca öğrendi.Gerundium findes bl.a. på latin, flere romanske sprog og engelsk.
Köyde çok az miktarda büyükbaş hayvan bulunmaktadır.Her er kun meget få vilde elefanter tilbage i naturen.
1987 yılında yapılan bir araştırmada, Avusturya'da bol miktarda bağırsak kanserine rastlanması dikkat çekti.En efterundersøgelse i 1987 kunne bekræfte, at mosen var totalundersøgt.
Bunun için yüklü miktarda besine ihtiyaç duyar.Han har i den forbindelse haft en lang række tillidshverv.
Bu işlemde bir miktar ısı ortaya çıkacaktır.Dette giver en masse varme fra sig.
Babası ona yüklü miktarda elmasları borç olarak bırakmıştır.Peter Christian indskød større summer af sin egen formue.
Fakat miktar çok yüksek tutulmamalıdır.Stavene må ikke være for høje.
Bu bakımdan bol miktarda avlanılırlar.I en vis udstrækning jages de for kødets skyld.
Ancak Çift yarık deneyi örneğindeki prensipte, levha çok küçük miktarda sarsıntılar geçirir.Den vandrende pind bruger dog kun dette sekret i meget stressede situationer.
Başlıca ürünler buğday ve arpadır; az miktarda pamuk ve darı da yetiştirilir.Hovedafgrøden er bomuld, men der dyrkes også ris og andre afgrøder.
James ise babasının borç miktarını öder.Josephs venner betalte gælden for ham.
Ani ve ağır akışlara veya 80 ml'den büyük miktardaki akışlara menoraji denir.Pludselig voldsom blødning eller mere end 80 ml betegnes menorrhagi.
Bu, yeterli miktardan daha fazla.Det er mere end rigeligt.
Bu oran, dizinin bir önceki bölümünün izlenme oranından bir miktar azdır.Tidligere hadde han vært på trykk i flere små utgivelser (med forskjellige historier).
Bu miktar yoksullara verilecekti.Man kan telle antall fattige.
En çok elektron terimini "temel elektrik birimi miktarı" olarak tanıtmakla bilinir.Han er mest kjent for å ha innført begrepet elektron som «en grunnleggende mengde elektrisitet».
İsrail buna ev baskınlarıyla yüksek miktarda paraya el koyarak karşılık verdi.Israel svarte med å konfiskere store pengebeløp ved å raide husstander.
Bu miktar, Nobel Ödülleri'nin kendilerinde verilen miktara eşittir.Pengebeløpet som tildeles er også det samme som for Nobelprisene.
Bu bulutlar çoğunlukla hidrojenden ve % 23–28 helyum ile az miktarda daha ağır öğelerden ibarettir.Skyene består hovedsakelig av hydrogen, rundt 23–28 % helium og en mindre del tyngre grunnstoff.
Eser miktarda metan da vardır.En spormengde av metan finnes også.
1992 yılında adadaki ormanlık arazi miktarı %20'den azdı.I 2004 dekket skogen mindre enn halvparten av arealet i 1990.
Çok miktarda bilimsel, felsefi ve dini çalışmalar.Et stort antall vitenskapelige, filosofiske og religiøse avhandlinger.
Örnek olarak 1984'te bu miktar GSYİH'nin %24'ydü.I 1984 brukte landet eksempelvis 24 % av sitt BNP på forsvar.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Ellers kan den ligne på noen arter i familien grasmøll (Elachistidae).
Üretilen idrar miktarı günde yaklaşık 20 litre kadar olabilir.Produksjonskapasiteten kan være opp til ca. 1000 tonn/døgn.
19 Şubat 1980 günü grubun solisti Bon Scott yüksek miktarda alkol aldıktan sonra öldü.Utdypende artikkel: Bon Scott 19. februar 1980 døde Bon Scott etter en natt med heftig drikking i London.
Fakat miktar çok yüksek tutulmamalıdır.Hale: Skal ikke bæres ikke altfor høyt.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.Island blomstret i løpet av den andre verdenskrig og samlet betydelige valutareserver i utenlandske banker.
Bu nedenle az miktarda inşa edildi.Det er imidlertid fakta at det er bygget få.
Yakın kenarında, bir miktar kırmızıya kayma görünür.Nær roten er det noen rødaktige flekker.
Eski kavuşum tablolarına göre bu olayın önemli bir miktar hatalı verildiğini saptadı.Det gamle franske kartet viste seg å inneholde grove feil.
Aktinyum elementi, doğada uranyum cevherlerinde az miktarlarda bulunur.Aceton finnes i små mengder i urin.
Bu ise ancak gök ada halesinde önemli miktarda karanlık maddenin var olması ile mümkündür.Dekkvingene er nesten jevnbrede til litt avsmalnende, kan ha rødbrune (mørkere) flekker.
Fazla miktarda alındığında zehirlenmelere sebep olur.For store mengder vil i verste fall gi forgiftning.
İnsanlarda gebelik sırasında artan miktarda progesteron üretilir.Hos mennesker ses økende mengder progesteron i løpet av graviditeten.
Bu fiyat Danimarkalı bir sanatçının eserine ödenen en yüksek miktardı.Dette er den høyeste summen noen har betalt for en Sundance-film.
Kullanılabilir depolama alanı miktarı birkaç kez değişti.Kontrollen over høyden skiftet flere ganger.
Yıldızların çoğu için kaybedilen kütle miktarı kayda değer değildir.For de fleste stjerner er mengden materie som forsvinner ubetydelig.
Gölden tutulan balık miktarında artış olduğu görülmüştür.Den bunnlevende fisken lake har derimot økt i antall.
Göz mercekleri, ışık miktarına göre değişir.Den endrer størrelse i forhold til lyset mot øyet.
Bu işlemler fazla miktarda elektrik enerjisine ihtiyaç gösterir.Metoden krever store mengder elektrisk energi.
Su tüketim miktarları son yıllarda artarak devam etmektedir.Vannproblemet forventes å bli verre i årene som kommer.
Şarlo yolculuk esnasında kumar oynayarak bir miktar para kazanır.Ved hestehandel sto mye på spill.
Buz karotlarından elde edilen veri sayesinde karbondioksit miktarıda hesaplanmaktadır.Ved fordampning av isen frigjøres karbondioksid.
Ayrıca,burada önemli bir miktarda su aracılığıyla sürüklenme gösterilir.I tillegg hentes det inn vann fra en rekke bekkeinntak.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Først måtte et lagmedlem inn i lagets hvelv.
En eski yıldızlarda çok az miktarda metal varken, daha sonra doğan yıldızlarda daha fazla metal vardır.De eldste stjernene inneholder få metaller, mens nyere stjerner har flere.