Bu bölgeden güneş ışığının geçmesi çok az miktarda olur.Εκεί συμβαίνουν πολύ λίγες ηλιακές εκλάμψεις.
Ayrıca az miktarda sebze, meyve ve bağcılık da yapılmaktadır.Παράγονται επίσης λίγα σταφύλια, φρούτα και κηπευτικά.
Her bireyin renk miktarı göz renginin görünümünü belirler .Σημαντικό διακριτικό κάθε κρασιού είναι και το χρώμα του.
James ise babasının borç miktarını öder.Αγωνίστηκε να εξοφλήσει τα υπερβολικά χρέη του πατέρα του.
Hieronymus orada Latince ve en azından bir miktar Yunanca öğrendi.Ο Αδριανός έγραψε ποίηση τόσο στα λατινικά όσο και στα ελληνικά.
Oreos'un popülaritesi arttıkça, onunla birlikte gelen dağıtım miktarı da artar.Όσο μεγάλωνε η σημαντικότητα του Όσιρι, ομοίως μεγάλωνε και η δημοφιλία του.
Bunun dışında az miktarda esnafçılık da yapılmaktadır.Έτσι, παράγονται και πολύ λιγότερα ραδιενεργά απόβλητα.
Büyük miktarda karbon depo alanlarıdır.Αποτελούν τη συντριπτική πλειοψηφία των αρωματικών υδρογονανθράκων.
Yıllık yağış miktarı azdır.Η ετήσια βροχόπτωση είναι μέτρια.
Yüksek miktarda yumurta ve tereyağı içerir.Δεν περιέχει ούτε αυγά ούτε βούτυρο.
Bir kesit üzerinden birim zamanda geçen yük miktarı elektrik akımının büyüklüğünü verir.Η ένταση του ηλεκτρικού ρεύματος δείχνει πόσο φορτίο περνά στη μονάδα του χρόνου.
Hidrojen sülfür az miktarda petrolde, kaplıcalarda ve tabiî gaz kuyularında bulunur.Μικρές ποσότητες υδροθείου βρίσκονται στο αργό πετρέλαιο και στο φυσικό αέριο.
Bunun nedeni bünyesinde az miktarda nikotin bulunmasıdır.Είναι φτωχά σε περιεκτικότητα νικοτίνης.
Kasabada önemli miktarda Macar nüfusu yaşamaktadır.Μια μεγάλη κοινότητα των Ινδών ζει εδώ.
Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır.Επιπρόσθετα, υπήρχε σημαντική μειονότητα Κοπτών χριστιανών.
Gölde bol miktarda balık bulunur.Η λίμνη έχει άφθονα ψάρια.
Göl, Afrika'daki en büyük su miktarına sahip olup Dünya'da 2. sırada yer alır.Η λίμνη είναι η τρίτη μεγαλύτερη στην Αφρική και η δεύτερη βαθύτερη.
Yıllık yağmur miktarı 250–350 mm dir.Το μέσο ύψος βροχής κάθε χρόνο είναι 250 με 350 χιλιοστά.
Ona ait olduğu sanılan çok miktarda mücevher de kaybolmuştur.Σε αυτόν βρέθηκαν πολλά χρυσά κοσμήματα.
Yağda yeter miktarda çözünmeli ve yağla karışabilmelidir.Το νερό προστίθεται, ώστε να δύναται να αναμειχθεί με το ρύζι.
Kıvamı koyu olursa bir miktar kaynar su ilave edilebilir.Εάν είναι πάρα πολύ παχύ, μπορεί να προστεθεί λίγο βραστό νερό.
Bu sikke birimi 20 yıl boyunca çok miktarda basılmıştır.Ένα μυστικό που έμεινε καλά κρυμμένο επί είκοσι ολόκληρα χρόνια.
Mevcut yıllık üretim miktarı 2-2,5 milyon ton civarındadır.Το πραγματικό ειδικό βάρος είναι γύρω στα 2,5.
Yapılışı Derin bir kap içerisine bir miktar su konulur.Τα οστά σχηματίζουν ένα παχύ στρώμα στο βάθος του σπηλαίου.
Kireç miktarı suyun sertliği/yumuşaklığını belirler. c.Κακή στεγανότητα της πλήρωσης της αριστερής υδροδόκης. γ.
Bir mal için olan talep miktarını belirleyen en önemli unsurun o malın fiyatı olduğuna dayanır.Για τους περισσότερους, αυτή η αξία προσδιορίζει την τιμή ενός εμπορεύματος.
II. Dünya Savaşı'nın ardından bir miktar Polonyalı Yahudi Bolivya'ya geldi.Efter 2. verdenskrig kom en lille mængde af polske jøder til Bolivia.
Belli bir tepkime hızı için gereken substrat miktarı da önemlidir.Den mængde substrat, der er nødvendig for at opnå en given reaktionshastighed, er også vigtig.
Ve bazıları çok az bir miktar da olsa daha da iyiye gitmektedir.Ringere er de som oftest; og de, der er bedre, er få.
1853'teki anayasada din özgürlüğü garanti ediliyordu ve ülkede yüklü miktarda boş arazi vardı.Forfatningen af 1853 garanterede religionsfrihed, og landet havde store, ubeboede landreserver.
Kullanıcıların sınırsız miktarda ses yakalamasına izin verir.Registrerede brugere kan uploade et ubegrænset antal klip.
Bu fiyat Danimarkalı bir sanatçının eserine ödenen en yüksek miktardı.Det er den højeste udmærkelse en dansk maler kan få.
Her ikisi de büyük miktarlarda üretildi.Begge modeller blev fremstillet i store antal.
Çoğu duman dedektörü, ufak bir miktar amerikyum-241 içerir ve bu izotop alfa ışıması yapar.De fleste røgalarmer indeholder en lille smule af alfakilden americium-241.
Yine de büyük miktardaki herhangi bir ağır gaz için tehlike durumu da vardır.Der er dog en fare forbundet med at indånde tunge gasser i større mængder.
Her ödül sahibine, bir madalya, bir diploma ve miktarı yıllara göre değişen para ödülleri verilir.Hver prismodtager får en medalje, et diplom og en pengepræmie, der har varieret i størrelse gennem årene.
TNT eşdeğeri, patlamalarda salınan enerjinin miktarının ölçülmesinde kullanılan bir birimdir.TNT-ækvivalent er en enhed, der bruges til at kvantificere energiindholdet i eksplosioner.
Yıldızların çoğu için kaybedilen kütle miktarı kayda değer değildir.For de fleste stjerners vedkommende er den tabte masse ubetydelig.
Bu dilde iki imla cinsi (eril, dişil) ve üç imla miktarı (tekil, çoğul, çift) bulunurdu.Sá (den), þessi (denne), hinn (den anden af to).
Kuruluşundan beri İsrail GSYİH'nin önemli miktarını savunmaya harcadı.Helt fra statens oprettelse har Israel måtte investere en betydelig del af sit BNP i forsvaret.
657'nin sonlarındaki Çin seferinde, Tang topraklarını önemli miktarda genişletmiştir.Ved udgangen af 657-kampagnen havde Tang-imperiet nået sit største omfang.
Rengin yoğunluğu kandaki indirgenmiş hemoglobin miktarına bağlıdır.Intensiteten af farven afhænger af mængden af den reducerede hæmoglobin i blodet.
Bu ise ancak gök ada halesinde önemli miktarda karanlık maddenin var olması ile mümkündür.Hulrummene og sprækkerne i jorden (porerne) er for en stor dels vedkommende fyldt med luft.
Yıllık yağmur miktarı 250–350 mm dir.Nedbøren er på 250-300 mm om året.
Isıtıldığında alkol miktarı daha da düşürmektedir. ^ Shimbo, Hiroko; Shimbo Beitchman (2000).Shimbo, Hiroko; Shimbo Beitchman (2000).
Kıvamı koyu olursa bir miktar kaynar su ilave edilebilir.Hvis man ønsker ekstra hurtig varme, kan man smide en smule vand på stenene.
Üretilen şarabın alkol oranı %11-13, asidite miktarı ise 5-7 gram/litre civarındadır.Duemælk består af ca. 11-13 % protein og ca. 5-7 % fedt.
Maaşın miktarı genellikle bir iş günü veya saati baz alınarak hesaplanır.Menneskeligt arbejde beregnes som arbejdskraftens/medarbejderens anvendelse pr. time.
Bunların içinde çok az miktarda Danimarka’dan gelenler de vardır.Meget få jorder i Danmark er endnu nået dertil.
Örnek olarak 1984'te bu miktar GSYİH'nin %24'ydü.I 1984 brugte landet eksempelvis 24 % af sit BNP på forsvar.
Bir miktar koyun ve büyükbaş sığırda mevcuttur.Der er en besætning af højlandskvæg og får.
Renksiz, ağır, kokusuz bir soy gaz olan ksenon Dünya atmosferinde eser miktarda bulunur.Xenon er en tung, farveløs og lugtfri ædelgas, og findes i små mængder i jordens atmosfære.
Kısaltılmış halde muhafaza edildiğinden bilgiler daha küçük yerde, daha yüksek miktarda muhafaza edilebilir.Den kan skifte størrelse og gemmes i den mindste lomme, hvis det skulle blive nødvendigt.
Kalede bol miktarda yiyecek vardı.Imidlertid var der store mængder guld på egnen.
Isı değiştiricide (4) bir miktar ısı kaybeden soğutkan buharlaştırıcıya (5) ulaşır.Fra (4) til (5) vil det temmelig meget ophedede kølemiddel miste en del i temperatur.
Dış ticaretten de önemli miktarda gelir sağlanmaktadır.Til gengæld er udenrigshandelen betydelig.
Bazı gıdalardan alınan glukoz, diğer gıdalardaki aynı miktarda glikozdan daha fazla (veya daha az) emilir.Tyggegummi befinder sig i fordøjelsessystemet i lige så lang tid som alt andet mad.
Toplam su buzu miktarının bir kilometre küp olduğu tahmin edilmektedir.Skøn over den samlede mængde is ligger på tæt på en kubikkilometer.
Bu ise çevreden büyük miktarda ağaç kesilmesini gerektirmekteydi.Blandt andet er det nødvendigt at genskabe mange dele af træ.
Ayrıca ülkede bir miktar Polonyalı da yaşar.Der findes også en stor gruppe etniske polakker i USA.