Ayrıca kemik iliği, kanın yeteri kadar pıhtılaşması için gerekli olan miktarda platelet üretemez.A csontvelő sem képes elég vérlemezkét előállítani, ami a megfelelő véralvadáshoz szükséges.
1000 nüfus başına bir yıldaki doğum miktarını oransal olarak verir.A nyers születési arányszám az 1000 emberre vonatkoztatott születések száma egy év alatt.
19. yüzyılda, madenin gümüş üretim miktarı düşmeye başladı.A 19. században a bányászati termelés fokozatosan csökkent.
Fazla miktarda ve uzun süreli kullanımdan kaçınmak gerekir.Ezzel elkerülik a költséges és hosszadalmas újratervezést.
Birden fazla bomba yan yana yerleştirildiğinde ciddi miktarda hasar verir.Mivel a robbanófej becsapódáskor a talaj fölött helyezkedik el, sokkal nagyobb területen végez pusztítást.
Fiyat ya ücretsiz olabilir ya da bir miktar dolar ve 99 senttir.Legyen az 99 penny, vagy akár 99 font.
Fiyatı düşük olduğu için büyük miktarlarda satın aldı.Alacsony árai miatt népszerű.
Bu devir nedeniyle çok miktarda personel işten çıkartıldı.Zalotayt több munkahelyéről elbocsátották emiatt.
Bu olayda büyük miktarda enerji açığa çıkar.Ezalatt bizonyos energiaveszteséget értenek.
THK'nın da envanterinde bir miktar AGM-45 Shrike bulunmaktadır.A Wikimédia Commons tartalmaz AGM–45 Shrike témájú médiaállományokat.
Ancak sulu koşullarda bu miktarları arttırmak gerekir.Több pólya esetén ezek az arányok módosulnak.
Çok az miktarda arıcılıkta yapılmaktadır.Nagyon kis mennyiségben hatékonyak.
Kireç tabakalarına karışmış bol miktarda demir filizi toprağa kızıl bir renk verir.A Raudfjellet hegy anyagában sok a szerpentinit, ami vörös színt kölcsönöz a kopár talajnak.
Bu o tarihe kadar bir senaryoya ödenen en yüksek miktardı.Ez lett a legmagasabb összeg, amennyit egy forgatókönyvért kifizettek Amerikában.
Karıştırma işlemi, karışımın miktarına göre yarım saat ile bir saat boyunca sürebilir.Fájdalmatlan, a kiterjedtségtől függően fél-egy órát vesz igénybe.
Öteki nehirlerin taşıdığı su miktarı mevsimlere göre büyük değişiklikler gösterir.Állományának nagysága ugyanabban a vízben is szélsőséges változásokat mutat.
Susamak, vücudumuzdaki sıvı miktarının azaldığına işaret eder.Hátránya, hogy csökkenti a szerves anyag mennyiségét.
Yılda aldığı yağış miktarı 2000 - 2200 milimetre olup kışlar genelde karlı, yazlar ılık geçer.Az átlagos éves csapadékmennyiség 2000–2200 mm között van, a tél időnként havas, a nyár meleg.
Polislerin yaptığı arama sonucunda arabasında belli miktarda uyuşturucu ve esrar bulunmuştur.A rendőrség az autóban egy baltát és több kést is talált.
Kıvamı koyu olursa bir miktar kaynar su ilave edilebilir.Ha túl sűrű, egy kevés meleg vízzel hígítható.
Fındık üretimi yapılmakta az miktarda da arıcılık yapılmaktadır.Kis mennyiségben a kozmetikai ipar is felhasználja szappangyártásra.
Bölünerek yıkılan alyuvarlar aşırı miktarda bilirubin maddesi üremesine neden olur.A műtéti úton szerzett sérülések sokkal specifikusabb memóriazavarokat eredményeznek.
Fakat bunlar için büyük miktarda mali yardıma ihtiyacı vardı.Jelentős mennyiségű pénzre volt ehhez szüksége.
Bu miktar normal betonda yaklaşık % 0,3-3 civarındadır.A hígítás szokásos mértéke 0,5%–3%.
Düşürülen tavuk eti miktarı Ganimet büyüsünden etkilenmez.Az egerészölyv sem veti meg a kislábú erdeiegér húsát.
Ayrıca Sovyet kaynakları önemli miktarlarda diğer sosyalist devletlere yardım olarak tahsis edilmiştir.Jelentős mennyiségben exportálták az egykori szocialista országokba is.
Ayakların arkasındaki tüyler bir miktar daha uzundur.A lábak hátsó oldalán is valamivel hosszabb a szőrzet.
Yıllık yağış miktarı ise 350 mm dolayındadır.A csapadék évi mennyisége 350 mm.
Yiyecek alımının zamanlaması, yiyecek miktarları ve türlerine uyacak dozaj ve zamanlamayı ayarlama.Ennek eredményeként a bevitt táplálék regurgitációja, hányinger és hányás léphet fel.
Japonya büyük miktarlarda buğday ve soya fasulyesi ithal etmektedir.Japánban jelentős szójabab- és gyümölcskártevő.
Bu durum volkanın atmosfere saldığı gaz ve tozların yapısı ve miktarı ile ilgili bir konudur.A cikk a Balaton vízének minőségével illetve mennyiségével foglalkozik.
Erkeklerde kadınlardan bir miktar daha fazla görülür.Férfiaknál nagyobb mértékben fordul elő.
Bu sayı, en büyük üretim miktarına karşılık gelmekteydi.Ezt a változatot gyártották a legnagyobb számban.
(Kazanılan para miktarında bir değişiklik olmaz.)(Hiszen legfeljebb ennyi pénzt hajlandó a jószágra elcserélni.)
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.Mexikó cserébe 18 millió dollárt kapott.
Bu miktarın, son yılların en düşük seviyesi olduğu bildirildi.Ez az elmúlt 35 év legalacsonyabb értéke.
Bol miktarda harp malzemesi ve ganimet ele geçirildi.Sok lovat és hadi felszerelést is zsákmányoltak.
Büyük miktarda toprak terk edildi ve buradaki ürünler işlenmeden kaldı.Ez a terület majdnem teljesen lakatlan volt és rengeteg szántóföld maradt műveletlenül.
Beş yıl içinde kullanılması gereken bu miktar iki yıl içinde tüketildi.Ez az összeg öt évre volt előirányozva, de két év alatt felhasználták.
Çok büyük miktarlarda altın almaya başladı.Ekezdett nagy mennyiségű aranyat vásárolni.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.Islanti kukoisti sodan aikana, ja sinne siirrettiin useiden ulkomaisten pankkien valuuttavarannot.
THK'nın da envanterinde bir miktar AGM-45 Shrike bulunmaktadır.Tätä edeltävästi kehiteltiin AGM-45 Shrike.
Geliştiriciler oyunun büyük miktarda alıcı bulamayacağını düşünmekteydi.Sijoittajien mielestä pelille ei löytyisi tarpeeksi suurta asiakaskuntaa.
Ayrıca bitki bol miktarda su istemektedir.Kasvi tarvitsee vettä runsaasti.
Fizikte, bir alan, uzayda ve zamanda her nokta için bir değere sahip olan fiziksel bir miktardır.Kenttä on fysikaalinen suure, jolla on arvo jokaisessa avaruuden pisteessä jokaisena ajan kohtana.
Latte macchiato ]] az miktar espresso ile beneklenen buhar ile kabartılmış süt.Latte macchiato (liattu maito) - kevyesti vaahdotetun maidon päälle kaadetaan espresso.
Fakat miktar çok yüksek tutulmamalıdır.Häntä ei saa olla liian korkealle kiinnittynyt.
B. E. Conway araştırma pseudocapacitance yüksek miktarda yaşandığı geçiş metal oksit elektrotlar nitelendirdi.B. E. Conway tutki siirtymämetallioksidien elektrodeja, joiden pseudokapasitanssit olivat suuria.
Böylece büyük miktarda para Paris’ten Versay’a, Komünü ezen ordunun kurulması için nakledildi.Niinpä paljon rahaa siirrettiin Pariisista Versailles’hin rahoittamaan armeijaa, joka murskaisi kommuunin.
James ise babasının borç miktarını öder.Lina lainaa isältään voidakseen maksaan Johnnien velat.
Bu sırada büyük miktarda enerji serbest bırakılmaktadır.Samalla vapautuu hyvin suuria määriä energiaa.
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.2008 euroiksi muutettuna noin 18 miljoonaa euroa).
Bazı bölgelerde bir miktar yağ eklenerek te yapılmaktadır.Osa öljystä jalostetaan paikallisesti Komissa.
Çok az bir miktar da Yahudi vardır.Juutalaisten osuus on myös pieni.
Çok az miktarda enerji kaynaması için yeterli.Kierros vaatii vain pienen energian.
Sonuç olarak az bir miktar hasar oluşmuştur.Maanjäristys aiheutti vain vähän vahinkoja.
Yatırımcı olarak Birleşik Devletler bu krizden bir miktar etkilendi.Kriisin seurauksena Yhdysvallat velkaantui pahasti.
Mars'taki minerallerin çokluğunu ve miktarını belirleyecek.Tällä pyritään selvittämään Marsin ytimen kokoa ja koostumusta.
Eğer eşit miktalardan eşit miktarlar çıkarılırsa, kalanlar da birbirlerine eşittir.Jos yhtä suurista vähennetään yhtä suuret, niin jäännökset ovat yhtä suuret.
Gölde bol miktarda balık bulunur.Järvessä on runsaasti kalaa.