Ana içeriğe geç
Sözlük

miktar ile cümle

miktar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kafein birçok bitkide değişik miktarlarda bulunmaktadır.Kofein obsahují mnohé rostliny.
Çavdar ve yulafın üretim miktarı diğer tahıllara göre daha azdır.Přesto je počet povrchových a podpovrchových krasových forem nižší než jinde.
Buna karşın devlet sübvansiyonları sınırlı miktardadır.Protekce na státní úrovni je limitovaná.
Üretilen idrar miktarı günde yaklaşık 20 litre kadar olabilir.Ztráty vody mohou být až 26 litrů za den.
1 Gy, 1 kg dokuda absorblanan 1 joule'lük enerji miktarıdır.Jeden gray odpovídá energii záření jednoho joulu absorbované jedním kilogramem látky.
Eşi, ona bir miktar para verir.Žena za něho zaplatí.
Şehir önemli bir tarım bölgesidir, bol miktarda kakao üretimi yapılır.Je centrem oblasti, v níž se pěstuje ve velkém kakaovník.
Tedavi dehidratasyonu önlemek için yeterli miktarda sıvı içmeyi gerektirir.Měla by se podávat s dostatečným množstvím tekutin, aby se předešlo dehydrataci.
Ancak ortalama dönüş ise yatırım miktarının 2,2 katına 3,6 yıllık bir süreye sahiptir.Přičemž průměrná doba dodání podle statistik je 2,3 dne.
Güneş yanığı, Cildin güneş ışığına aşırı miktarda maruz kalması sonucunda meydana gelen deri hastalığı.Rakovina kůže (melanom) Spálení sluncem Kožní zánět způsobený nadměrně dlouhým pobytem na slunci.
Böylece karmaşıklıktan önemli miktarda kaçınır.Postupovat od jednoduchého ke složitému v pořadí.
Az miktarda üretilmiştir.Bylo vyrobeno jen malé množství.
Dolayısıyla bu tip yönlendirme büyük miktardaki bilgi iletimi için daha verimli bir yöntemdir.Přímý prodej je velmi efektivní způsob zlepšení komunikačních dovedností.
Diğer önemli bir etken de beton içindeki hava miktarıdır.Další závažnou skutečností je špatná kvalita betonu.
Değişen miktarların büyüklüğünün ölçülmesinde kullanılan istatistik bir ölçüttür.Efektivní hodnota je statistická hodnota měřící velikost měnící se veličiny.
Rüzgârdaki Mümkün Güç Miktarı W = 0.5 r A v3 eşitliği ile verilir.Hlavní rozdíl je proudová kapacita s VOL = 0,4 V.
Ekonomisi geleneksel olarak yüksek miktarlardaki doğal kaynaklarına dayalıdır.Celkově však převládají přírodně cenná společenstva.
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.Pro tvůrce nebylo snadné sehnat dostatek financí pro natáčení.
Proton da buna eşit miktarda fakat ters işaretli yük taşır.Antičásticí protonu je antiproton, který má stejně veliký náboj opačného znaménka.
Aynı zamanda deneyinde, büyük miktarda nükleotid bazlı adenin ürediğini de görmüştür.Ve velkém množství vzniklo také během nukleosyntézy po Velkém třesku.
Fosforsuz deterjanların kullanıldığı ülkelerde sudaki fosfor miktarı çok düşüktür.Ve většině našich půdních systémů je fosfor v dostatečném množství.
İlkbaharda yağış miktarı biraz daha artmaktadır.Vodní stav se mírně zvyšuje na jaře.
Eğer bu tasfiyede sultanın iradesi varsa hazineye çok büyük miktarlarda para giriyordu.Sultán měl údajně požadovat také vysokou sumu peněz.
Çok açgözlüdür, büyük miktarda bir yiyeceği yemeye tereddüt etmez.Nejsou vybíraví a živí se širokou škálou potravy.
Elektrotta serbest kalan madde miktarı, bu maddenin eşdeğer ağırlığıyla doğru orantılıdır.Hustota plynu je nepřímo úměrná hmotnosti tělesa.
STS-5, 1982 : Yüksek miktarda döşeme kaybına devam edildi.Padesátý čtvrtý ročník (1982) – Byla přidána kategorie masky.
Daha düşük miktarlarda bitkilerde de bulunur.O přeslenech hovoříme i u nižších rostlin.
Büyük miktarda karbon depo alanlarıdır.Ve sníženinách leží mohutné uhelné vrstvy.
Komisyonculardaki mevduat çoğunlukla sadece belli bir miktarda koruma altına alınır.Zbylá část zisku zadržená na úrovni společnosti je zohledněna pouze v některých modelech.
Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır.Žije zde i nepatrná menšina křesťanů.
Kütlenin yanı sıra helyumdan daha ağır öğelerin miktarı da yıldızların gelişiminde önemli rol oynar.Prvky těžší než hélium hrají vedle hmotnosti velmi důležitou roli ve vývoji hvězdy.
Her oyuncu 800 dolar ile başlar ve her tur başına bu miktar artar.V 1. kole začíná hráč pouze s $800, všichni tedy začínají s pouhou pistolí.
Tam miktar aracın tasarımına ve göreve göre değişir.Záleží na lokalitě závodu a jeho typu.
Çorum ilinde çeşitlenmiş tarım yapısı olup ürün yelpazesi geniş üretim miktarları fazladır.I přes rozvinutou dílenskou výrobu a dělbu práce patřily žernovy mezi poměrně cenné výrobky.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.Trojice však šťastně vyvázne a podaří se jí drogy rozprodat a vydělat obrovský balík.
Bu miktar, Nobel Ödülleri'nin kendilerinde verilen miktara eşittir.Aceasta este echivalentă cu suma acordată pentru Premiile Nobel înșiși.
TNT eşdeğeri, patlamalarda salınan enerjinin miktarının ölçülmesinde kullanılan bir birimdir.Echivalentul TNT este o metodă de cuantificare / măsurare a energiei eliberate în explozii.
Ödül miktarı vakıf tarafından belirlenir.Mărimea remunerării este stabilită de Consiliu.
Timberlake, Madonna'nın önceden hazırladığı kayıtların miktarından etkilendi.Timberlake s-a declarat impresionat de cantitatea de material deja înregistrat de către solistă.
Her ikisi de büyük miktarlarda üretildi.Amândouă modelele erau disponibile în număr suficient de mare.
Ayrıca 1816-1817 kışları boyunca New England'da büyük miktarlarda hayvan ölmüştür.Multe animale au murit în Noua Anglie în timpul iernii din 1816–1817.
Bölge ayrıca bol miktarda maden suyu da barındırıyor. ^Chiar și astăzi, turnul adăpostește un rezervor de apă de mici dimensiuni.
En eski yıldızlarda çok az miktarda metal varken, daha sonra doğan yıldızlarda daha fazla metal vardır.Stelele mai vechi conțin mai puține metale, în timp ce stelele născute mai târziu conțin mai multe.
Bu element yıldızlarda, dev gaz gezegenlerinde büyük miktarda bulunur.Se găsește în cantități mari în compoziția stelelor și a planetelor gigantice gazoase.
Belli bir miktar para toplandı.O mare parte din bani a fost recuperată.
Fakat bunlar için büyük miktarda mali yardıma ihtiyacı vardı.Pentru aceste scopuri aveau nevoie de sume mari de bani.
Benzer bir biçimde, tüm enerji kütlenin bir eşdeğer miktarını gösterir.La energii înalte toate aceste particule se comportă asemănător.
Bu dilde iki imla cinsi (eril, dişil) ve üç imla miktarı (tekil, çoğul, çift) bulunurdu.Un asemenea op(us) ar fi circulat , cu doar două ori trei secole în urmă, «pe sub mână».
Yoksulluk sınırı, yeterli hayat standardında yaşayabilmek için gerekli olan minimum gelir miktarıdır.Sărăcia înseamnă o viață lipsită de șansele de a trăi în cadrul unui anumit standard minim de nivel de trai.
Kazandığı az miktarda parayı da barlarda arkadaşlarıyla içerek harcamaktadır.Preferau să cheltuie puținii bani pe care îi câștigau din concertele în cluburi pe alcool.
Bu sahalara düşen yıllık toplam yağış miktarı çok farklıdır.În această zonă, cantitatea anuală de precipitații variază considerabil.
Dökme demir: %2–%4 arasında karbon, %1 – %6 silisyum, ve az miktarda manganez içerir.Fonta turnată conține 2,11% – 6,67% carbon, 1% – 6% siliciu și mici cantități de mangan.
Finlandiya'da önemli miktarda kereste ve çeşitli maden ve tatlı su kaynakları bulunmaktadır.Finlanda dispune, ca resurse, de cantități mari de lemn și câteva resurse minerale și de apă.
Birçok sayıda uyuşturucu tedarikçisi yakalanmıştır ve yüklü miktarda uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.Tom l-a atins și a luat multe medicamente.
Sasaniler da barış karşılığında bir miktar para ödendi.Amintim pretul care a fost platit pentru aceasta pace.
Tarihsel açıdan, birimlerin büyük çoğunluğu aynı miktarlar için kullanıldı.Dintr-o măsură, se înlătură o cantitate măsurată în aceleași unități.
Bu miktar gezegenin ve yıldızın boyutlarına bağlıdır.Depinde de dimensiunile stelei.
Bu miktara doz denir.Această mărime se numește doza maximă permisă.
Bu para şu ana kadar bir ünlü resmi için ödenmiş en büyük miktardır.Această pagină este o listă a celor mai ridicate prețuri plătite vreodată pentru o pictură.
Üzerine bir miktar limon sikilir.Se decorează cu o felie de lămâie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod