Honda CBR250 sadece Japonya'da ve az miktarda Avustralya'da satılmıştır.Офіційно Camry Hybrid продається тільки в Північній Америці та Японії.
Yeraltı suları, yer yer ortaya çıkar ve bol miktarda bulunmaktadır.Při nárazu na zem se ulomila vrtule a část převodů (viz foto).
Şili şehirleri Chile Chico ve Puerto Ingeniero Ibáñez büyük miktarda küllerle örtülür.Chilská města Chile Chico a Puerto Ingeniero Ibáñez byla pokryta velkou vrstvou tohoto popela.
Medyayı oynat Filler problemler üzerinede önemli miktarda zaman harcayabilmektedir.Přehrát média Sloni jsou schopni strávit značný čas řešením problémů.
En çok elektron terimini "temel elektrik birimi miktarı" olarak tanıtmakla bilinir.Zavedl termín elektron jako „základní jednotku množství elektřiny“.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.Množství časných vzpomínek z dětství, které si člověk dokáže vybavit, závisí na mnoha faktorech.
2013 Kasım ayında Falcon 9 araçlarının üretim miktarı ayda bir adetti.Rychlost výroby v listopadu 2013 byla jeden Falcon 9 za jeden měsíc.
Her sene paranın miktarı değişir.Každý rok se suma peněz zvyšuje.
Dağlarda bol miktarda kuşburnu, böğürlen ve ahududu da mevcuttur.Je to tedy dílčí část kerných (zlomových) pohoří a vrásno-zlomových pohoří.
19 Şubat 1980 günü grubun solisti Bon Scott yüksek miktarda alkol aldıktan sonra öldü.Dne 19. února 1980 zemřel v Londýně Bon Scott po zkonzumování značného množství alkoholu.
1921'de miktar 132 milyar Goldmark'a azaltıldı.Výše reparací byla v roce 1921 stanovena na 132 miliard marek ve zlatě.
Bu ona geniş bir şöhret ve çok miktarda öğrenci kazandırdı.Ta mu získala velkou popularitu a přinesla množství žáků.
Nükleer patlamalar büyük miktarlarda radyasyon ve radyoaktif enkazlar meydana getirir.Nukleární výbuch produkuje značnou radiaci a množství radioaktivního odpadu.
Bol miktarda balık bulunur.Otázka je, kolik bylo ryb.
Escherichia ve Lactobacillus gibi aeroblar daha az miktarda bulunurlar.Další rody, jako Escherichia a Lactobacillus, tak časté nejsou.
Minimum bahis miktarı, büyük kör bahis kadardır.Nicméně minimální sázka se rovná výši spodního limitu hry (big blind).
Bol miktarda su ile yetiştirilir.Váže na sebe velké množství vody.
Kullanıcıların sınırsız miktarda ses yakalamasına izin verir.Uživatel si může vytvářet neomezené množství nástěnek.
Eğer eşit miktalardan eşit miktarlar çıkarılırsa, kalanlar da birbirlerine eşittir.Odejmou-li se od rovných rovné, zbývající části jsou si rovny.
Ayrıca çok miktarda titanyum da içerirler.Kdo vypije příliš Titaniků, půjde ke dnu.
Toplam miktar madde yahut enerjinin özgürlük derecesine bağlıdır.Celkové množství bitů odpovídá celkovému počtu stupňů volnosti hmoty/energie.
Birkaç özel gen varyantı, riski az ila orta miktarda artırır.Řada specifických variant genů riziko malou až střední měrou zvyšuje.
(Kazanılan para miktarında bir değişiklik olmaz.)(SZ potřebné procento hlasů opět nezískala.)
TNT eşdeğeri, patlamalarda salınan enerjinin miktarının ölçülmesinde kullanılan bir birimdir.Ekvivalent TNT je metoda vyjádření energie uvolněné při explozích.
Dil kuralları büyük miktarda basitleştirilmiştir ve Romen kreol dillerine benzer.Gramatika je velmi zjednodušená, podobná kreolským jazykům.
Sarhoşluk, fazla miktarda alkollü içecek tüketiminden kaynaklanan durum.Velmi mnoho poranění bylo výsledkem opileckých rvaček.
Kalede bol miktarda yiyecek vardı.Ujistil je také, že potravin je na hradě ještě dost.
House'un biyolojik babası hakkında bir miktar bilgi verilir.Aloisův biologický otec není znám.
Yani üretim miktarının artmasıyla birim maliyetlerde azalma sağlanabilir.Zjevně s cílem snížení výrobních nákladů.
Toprakda da bol miktarda demir bileşikleri bulunur.Na Disku se nacházejí velké zásoby železné rudy.
Ticaretin gelişmesi sürümdeki para miktarının artmasını gerektirir.Rozšiřování obchodu vyžadovalo stále větší množství peněz v oběhu.
Kizilderililerin halen önemli miktardaki kısmı bu bölgelerde yaşamaktadır.Část obyvatel stále v těchto prostorách žije.
İkinci olarak, ayrışan madde miktarı çözeltiden geçen elektrik miktarına doğrudan bağımlıydı.Za druhé, korelační energie je velmi závislá na použité bázi.
Bu miktara doz denir.Tento jev se nazývá kolika.
Konutlarda tüketilen suyun miktarı genel olarak yıllık sabit bir değerde olur.Hladina zadržované vody nad jezem se během provozu udržuje na konstantní hodnotě.
Bölge savaşlardan da bir miktar etkilendi.Městečko bylo také ovlivněno řadou válek.
Her iki bobin de aynı doğrultuda eşit miktarda elektrik akımı elde eder.Ty naplníme tak, aby v obou bylo stejné množství tekutiny.
Para arzı, bir ekonomide dönen toplam para miktarıdır.Peněžní zásoba (nabídka peněz) je celkové množství peněz dostupných v ekonomice v daném okamžiku.
Bu miktar hayatta kalanlar tarafından paylaşıldığında, kişi başına 500 dolar civarı para düştü.Když jsem se s nimi objevila na besedách, vždy jsem dostala asi pět set dolarů.
Böylelikle kendisi de eğitimi için bir miktar para kazanarak ailesine yardımcı olabilecekti.Proto musela celá rodina jít vydělávat peníze.
Bu yüzden bir miktar para cezası ödedi.Proto dostali i několik pokut.
Gümüş sikkelerin değeri içerdikleri gümüş miktarına yakın bir değere karşılık gelmekteydi.Pro měkkost stříbra se z něj velice dobře razily stříbrné peníze.
Bunlarda buz halinde bulunan su miktarı çok önemlidir.Pro horolezce v ledopádu toto představuje značné riziko.
Ülkedeki rezervlere rağmen bir miktar kömür yurt dışından ithal edilmektedir.Tento objem je ale dostatečný pro zabezpečení domácí poptávky, i když je část černého uhlí dovážena z Polska.
Miktar relatifi olarak da adlandırılır.Spojen je taktéž s relativismem.
Aynı zamanda küçük bir miktarda yanık tadı vardır.Většinou ale dojde i k nepatrné degradaci chuti.
Yeni üyeler 50 kopek miktarında bir kayıt ücreti öderler.Maximum však bude 50 domén na jeden VIP účet.
Toplam su buzu miktarının bir kilometre küp olduğu tahmin edilmektedir.Dnes se odhaduje celkový objem hmoty ledovce na 2 km³.
Bölgemizde çıkarılan maden miktarı 1,1 milyon ton dolayındadır.Částkov leží v katastrálním území Částkov u Svojšic o rozloze 1,06 km2.
Hastalığın tedavisi kendisini büyük miktarda borç içine soktu.Přisuzují se mu léčivé účinky na řadu onemocnění.
Saniyede 1 gigabayt ya da daha fazla miktarda, kısa bir süre içerisinde kullanılabilmektedir.Toto může být použitelný v krátkém čase, touto metodou lze zkontrolovat řádově 1 gigabyte za sekundu a více.
Ayrıca kimya endüstrisinin diğer alanlarında da yüksek miktarda kullanılır.Nacházejí široké uplatnění v mnoha odvětvích průmyslové chemie.
Ilımlı kullanım miktarlarında Zencefil FDA tarafından genel olarak güvenli kabul edilir.Jakožto potravinářská přídatná látka je všeobecně považovaný za bezpečný podle vyjádření FDA.
Bu oy miktarı toplam oyların %57,5'lik kısmı demekti.Ta představovala 77,5 % z objemu jejich stravy.
Savunma bütçesi ciddi miktarda bir kısıntıya gitmiştir.Vládní výdaje na obranu byly výrazně zredukovány.
Çünkü iki nehir çok miktarda temiz su sağlıyordu.Korytem potoka protéká poměrně velké množství vody.
Bilgi teorisi'nde entropi bir iletinin içerdiği bilgi miktarıdır.Stručně řečeno je entropie střední hodnota informace jednoho kódovaného znaku.
Uzayadamları roketleri kapatana kadar içeri çok miktarda gaz ve duman girdi.Odsud je vypouštěno mnoho vesmírných raket a raketoplánů.
Fındık üretimi yapılmakta az miktarda da arıcılık yapılmaktadır.Při výrobě bývá použito i malé množství hořkých mandlí.
Bu miktar, oyuncunun kazancını belirtmektedir.To vše se podílí na podpoře hercova výkonu.