Ana içeriğe geç
Sözlük

miktar ile cümle

miktar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yıldızların çoğu için kaybedilen kütle miktarı kayda değer değildir.För de flesta stjärnor är mängden materia som förloras försumbar.
Göz mercekleri, ışık miktarına göre değişir.De varierar beroende på ljusmängden.
Dolayısıyla alternatif akım büyük miktarda üretime daha uygundur.I ett sådant scenario skulle byteshandel vara mer praktiskt än pengar.
Ayrıca önemli miktarda Hristiyan bir azınlık vardır.Transsylvanien har även en betydande minoritet romer.
STS-5, 1982 : Yüksek miktarda döşeme kaybına devam edildi.Bedriftsøkonomen nr 5 1984 Varför så många motståndare till förändring?
Yağmur genellikle Kasım ve Ocak aylarında küçük miktarlarda yağar.Små mängder regn faller vanligtvis mellan november och januari.
Eğer eşit miktalardan eşit miktarlar çıkarılırsa, kalanlar da birbirlerine eşittir.Om lika dras från lika, blir återstoderna lika.
Bu miktar 2008'in 18 milyon dolarına karşılık gelmektedir.Det är 119 miljarder dollar mindre än budgeten för 2008.
Ve uyuşturucu satmasını ister, bol miktarda para alacaklardır.De bestämmer sig för att börja använda pengarna och de köper en massa saker.
Bu miktar il topraklarının %40'ına karşılık gelmektedir.Den kan utgöra upp till 40 procent av extraktet från plantan.
Ayrıca, şaraplar içindeki şeker miktarına göre de sınıflandırılabilir.Då kan en bestämd mängd socker tillsättas för att inordna vinet i en viss torrhetsklass.
Bunların az miktarları ciddi zarara veya ölüme sebep olur.Följden av detta kan innebär svåra skador eller död.
Sarhoşluk, fazla miktarda alkollü içecek tüketiminden kaynaklanan durum.Man har nämligen hittat mumier som svält upp på grund av för mycket fyllning.
Tehlikeli işler hariç tüm işçiler için sağlanan gıda miktarı eşit olmalıdır.Jämlika ransoner för alla arbetare med undantag för dem som arbetar inom de hälsovådliga industrierna.
THK'nın da envanterinde bir miktar AGM-45 Shrike bulunmaktadır.Det ena var att förse roboten med målsökaren från AGM-45 Shrike.
Analistlere göre, satış miktarı 800 milyon markaydı.Enligt Lagerstams beräkningar uppgick övervärderingen till 850 miljoner kronor.
Bir miktar askerin kaleye girmesine izin verilmeli.Ett antal slussar kan besökas i anslutning till slottet.
Genellikle yüksek miktarlarda eklenen sodyum karbonatın da çözünme oranı 1:1.5 olmaktadır.Normalt kan man anta att notvärdet skall multipliceras med en faktor på 1.5.
Aynı zamanda köyde yüksek miktarda soğan üreticiliği vardır.På gården fanns även svinuppfödning i stor skala.
Büyük miktarda karbon depo alanlarıdır.Det finns stora kolreserver.
Madde sonsuz miktarda enerji gerektirdiğinden dolayı ışık hızına ulaşamaz.Materia kan inte nå ljusets hastighet, eftersom detta skulle kräva en oändlig mängd energi.
Sonuç olarak önemli bir miktarda gelir kaybı yaşanmaktadır.Av dessa har en volym gått förlorad.
Antidiüretik bir madde ise idrar miktarını azaltır.Ett varunamn för substansen är Reductil.
Bu yüzden vadesiz hesaplar, ödenebilir para miktarlarıyla tazmin edilir.Exempel på metoder är att låna omöjliga summor att återbetala.
Kımızda çok az miktarda alkol bulunmaktadır ve çok içilince sarhoş edebilmektedir.Eftersom drycken har en så hög alkoholhalt är det lätt att bli berusad av drycken.
Yıllık ortalama yağış miktarı 1,370 mm'dir; en fazla yağış yaz aylarında düşer.Den genomsnittliga nederbörden är 1 380 mm per år, av vilket det mesta faller på sommaren.
Örneğin Avrupa Birliği, sigaralardaki katran miktarını 10 mg'da sınırlanmıştır.Europeiska kommissionen har därför valt att höja gränsvärdet till 10 μg/kg.
Her ikisi de büyük miktarlarda üretildi.Båda emissionerna blev kraftigt övertecknade.
Bunlarda buz halinde bulunan su miktarı çok önemlidir.På grund av vätebindningarna i vatten är smältpunkten för is mycket hög.
Ayrıca az miktarda arıcılık yapanlarda vardır.Därtill kommer barn med övervikt.
Potansiyel olarak ölümcüldür ve büyük bir miktarda enerji içermektedir.Den är tung, men lagrar mycket energi.
Domitian bu miktarı 300 denarius'a çıkarmıştır.Domitianus höjde deras lön från 300 till 400 sestertius.
Disiklopentadien büyük miktarda NAFTA ve gaz yağının etilene buharla ayrıştırılmasından elde edilir.Elproduktion genom olje- och kolkondensverk undviks.
Az miktarda hayvancılık da yapılmaktadır.Mindre mängd insekter tas också.
Britanyalılara diledikleri miktarda hammaddeyi satın alma imkânı verildi.Man skulle vägra köpa brittiskt salt.
Vitaminlerden A oldukça fazla miktarlarda bulunur.Dessa livsmedel innehåller även mycket vitaminer.
Aralarında bol miktarda kan damarları ve sinirleri yer alır.Organet har rikliga blodkärl och nerver.
Kurak ve kumlu kıyı düzlüklerde sadece az miktar otlar ve çalılar büyür.I den torra och sandiga kustnära ökenslätten växer bara några gräs och buskar.
Bu yansımalar geri sıçrama yapmaktadır ve miktarını azaltarak ilerlemektedir.Denna konstruktion gör handen slank vilket ökar dess precision.
(Kazanılan para miktarında bir değişiklik olmaz.)(Ingen förändring i ett gammalt tillstånd.)
Demirbulak'ta yaşayanların çoğunluğu Türk ve müslümandı, burada az miktarda Ermeni de yaşamıştır.Majoriteten av områdets befolkning var muslimer, och få armenier var bosatta där.
Meksika'da çok miktarda limonata da içilir.Det dricks även mycket rom på Jamaica.
Ristretto, normal miktarda kahveden yarı miktarda su kullanılarak elde edilen geleneksel bir espresso türüdür.Ristretto bryggs med hälften så mycket vatten som vanlig espresso.
Bir miktar kavrulduktan sonra az tuz ilave edilir.Efter lagring tillkommer en viss smörighet.
Kandaki T3, T4 miktarları düşerse TSH üretimi artar, T3, T4 seviyeleri arttıkça da TSH üretimi düşer.När T4 och T3 är låga produceras mer TSH, och när T4 och T3 är höga bildas mindre TSH.
Az miktarda üretilmiştir.Något litet om mängder.
Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir.En stor mängd ris importeras från lågländerna.
Elektrikli cihazların birim zamanda harcadığı enerji miktarı olarak da bilinir.Allt räknat i aktuella energikostnader.
Bu miktar, oyuncunun kazancını belirtmektedir.De visar hur mycket pengar varje spelare har.
Yani hücre içindeki su miktarı aynı kalır.På det sättet transporteras den lilla mängden vätska in i cellen.
Eşi, ona bir miktar para verir.Ibland skickade hans far pengar till honom.
Yıllık ortalama yağış miktarı genelde 500-1.000 mm arasında değişir.Nederbörden i regionen varierar vanligtvis mellan 1500-2000mm/år.
Sanat ve bilim konusunda kullanılmak üzere fonlar oluşturmuş ve bu fonlara büyük miktarlarda bağış yapmıştır.Han var mycket intresserad av vetenskap och konst och hedrades för detta på flera sätt.
Küçük miktarlarda ise dışkılar gübre görevi görmektedir.För andra betydelser, se Keljhar Minor.
Dış ticaretten de önemli miktarda gelir sağlanmaktadır.Detta är något som handelssjöfarten sparar mycket pengar på.
Beş yıl içinde kullanılması gereken bu miktar iki yıl içinde tüketildi.Båda målen antogs kunna nås inom en 15-årsperiod.
Normalde bir Kureyşliye ödenen miktarın iki katını vermiştir.Beloppet uppgick också till dubbelt så mycket som en riksrådsänka brukade få.
D = T + f Deplasman (Δ): Geminin yüzer halde taşırdığı su miktarıdır.N1+N2= totala antalet passagerare som fartyget får föra enligt passagerarfartygscertifikatet.
Rönesans dönemi Avrupalıları, Japonların sahip olduğu değerli maden miktarına hayran kalmışlardı.Dessutom var Holdens byggkvalitet långt under vad japanska kunder var vana vid.
Yıllık ortalama yağış miktarı 641 mm'dir.Genomsnittlig årsnederbörd är 641 millimeter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod